PrSB Forum

Yaz geldi,yaz demek tatil demek,tatil de Pяร๒ ƒ๏®uм demek!OKS,ÖSS VE SBS Öğrencilerine tercih döneminde kolaylıklar diler,gönüllerindeki yere gitmelerini temenni ederiz...
 
AnasayfaPortalTakvimGaleriSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2  Sonraki
YazarMesaj
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:30 pm

Eğer bu yazıyı okuyorsanız,hikayemi de okuyacaksınız demektir..Hikayemi okuyorsanız da lütfen yorum yapın...Bu arada kitapların hiç birine bağlı kalmayacağımı belirtirim..

İyi okumalar...


Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi


Bölüm 1:Kendini arayış

Her şey üstüme üstüme geliyor aslında..Çok özel olduğumu daima biliyordum,evet biliyordum bunu...Ama nasıl?Bir an yetimhane yönetiminin şaşkınlıklar içinde baktığı bir çocuk,bir an ise dünyanın en prestijli büyücülük okullarından birinde öğrenci-Hogwarts'ta..
Henüz 16 yaşında olmama rağmen,buradaki öğretmenlerin pek çoğundan fazla şey biliyorum.
Bir şey hariç. Kimim ben?
Bu günceye her şeyimi aktarmalıyım ki,Hortkuluk olduğunda tamamen işleyebilsin,karşı taraftakine beni aktarabilsin...
İsmim Tom Marvolo Riddle..16 yaşındayım,Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'nun Slytherin binasında 6.sınıfta okuyorum.
Derslerim gerçekten iyi,öğretmenlerin pek çoğu beni Sihir Bakanı olmak için uygun görüyor..Heyhat,bu işler bana göre değil,çok farklı ve özelim ben..
Slytherin binasında pek fazla Melez büyücü yok aslında.Ama ben buraya seçilmemin nedenini biliyorum..Benim atam,zaten bu binanın kurucusu olan asil Salazar Slytherin'den başkası değil-ama bunu çok fazla kimsenin bilmesi gerekmiyor.Gereken kişiler bilse yeter.
Şu anda etrafımda bir çok öğrenci var.Ben onların önünde güncemi yazıyorum.Benim yerimde başkası olsa bu utanç verici olurdu ancak,ben farklıyım..Onların lideriyim ben,bir grup lideriyle asla alay edemez.Eğer bu lider aynı zamanda acımasız olduğunu herkese kanıtlamışsa...
Sınıf Başkanı olmanın getirdiği ayrıcalıkları sonuna kadar kullandığımı da hesaba katacak olursak,grubumuzun hiç bir zaman yakalanmamış olması şaşırtıcı değil,değil mi?
Bu yaz,okula başlamadan önce,Little Hangleton ismi verilen bir köye gittim..Bir Muggle köyüne..Bunu grubuma anlatsam herhalde şaşırırlardı.Ama köye gittiğim için değil,köyde neler yaptığımı duydukları için..
Oraya gittim çünkü bana ismini veren,damarlarında pislikten başka bir şey dolaşmayan bir adamdan intikamımı alacaktım.Annemi terk eden,onu bir cadı olduğu için terk eden adamdan,bana babalık yapması gerekirken beni hiç umursamayan adamdan intikamımı alacaktım.
Ve aldım da intikamımı.Almasaydım olmazdı.Kendime yakışmazdı bu..

Sanırım benim de kim olduğumu öğrenmek için biraz geriye gitmem gerekiyor.Nerede başlamıştı benim hikayem?Londra'daki bir Muggle yetimhanesinde.Annem,beni orada doğurmak zorunda kalmıştı soğuk bir noel gecesinde..Neden sihir kullanmadığımı hep merak etmişimdir..Safkan,asil bir aileden gelen bir kadın,nasıl olmuş da bu hale düşmüştü?
Ve araştırmaya başladım...Hogwarts kütüphanesinden başladım işe.İsimleri araştırdım,daha kim olduğumu bilmeden önceydi bu.Mantığım annemin cadı olsaydı ölmeyeceğiydi.O zaman büyücü olan kesinlikle babam olmalıydı.Asla Muggle doğumlu olabileceğime inanmadım..En kötü ihtimalle melez olmalıydım..Ama araştırmalarım boşuna çıkmıştı,çünkü babamın adında herhangi bir kitapta rastlayamamıştım.
Elimde kalan tek umuda sarıldım,büyükbabamın ismine.Ve bu sefer zafere ulaşmıştım..Safkanlıktan bile daha iyidi bu.Benim atam Salazar Slytherin'di,Hogwarts'ın dört kurucusundan biri.Ve bunun bilincine daha birinci sınıftayken varmıştım ben: Asil Slytherin soyundan geliyordum,öyleyse buna yakışan bir vakarla davranmalı ve derslerimde de en iyi öğrenci olmalıydım.
Tüm akşamımı Biçim Değiştirme kitabımı inceleyerek geçirdim.
O hafta ilk Biçim Değiştirme dersimize girmiştik,kibritleri iğneye çevirecektik.Ve kendi kendime düşündüm
"Evet Tom,kendini herkese ispatlama yolunda ilk adım bu olacak."
Peki,öyle olsundu.Profesörü dikkatle dinledim.Sıra bize gelmişti.Tüm dikkatimi kibritin iğneye dönüştüğüne vermiştim; hiç mırıldanmadan içimden sözü unutmamak için tekrarlarken asamı salladım.
İnanılmayacak bir şey oldu.
Kibrit iğneye dönüşmüştü.
Profesör Dumbledore -Kendisi beni yetimhaneden almaya gelen adamdı- bana baktı.
"İlk denemen miydi Tom?"
"Evet efendim,"
"Peki nasıl yapıldığını bize bir daha gösterir misin?" diye sordu
"Elbette efendim."
Başka bir kibrit aldım.Yine ilkindeki gibi yapacaktım.Sözleri söylemek yok,içinden.Asamı salladım.Bu kibrit de iğneye dönüştü.
"Sözsüz sihir yapmayı nerede öğrendin Tom?" sesi azarlar gibi değildi,dikkatle dinliyordu.Mavi gözleri rahatsız edici şekilde içinizin okunduğu izlenimini veriyordu.
"Be-ben bilmiyordum efendim," sesim heyecanlı çıkmıştı,bunu engellemeliydim."Yani,demek istediğim,sadece sözleri hata yapmamak için içimden tekrarlarken gereken şekilde asamı salladım..Bütün yaptığım buydu."
"Slytherin'e 20 puan veriyorum Tom,yalnız seni uyarmalıyım,bu kadar hızlı gidersen yakında 6.sınıflar bile senden ders isteyebilir." Muzipçe gülümsüyordu.
Zil çaldı.
Ben gururlanmış bir şekilde dersten çıktım.15 dakikalık tenefüsümüz vardı.O zamanın tamamını sıradaki dersimiz için hazırlanarak geçirecektim.Tılsım.
Tılsım dersi basitti aslında.Hızlı ve kesin bilek hareketi kullanarak bir tüyü havalandırmamız isteniyordu.Şansımı deneyecektim.Sözleri söylemek yok,içinden "Wingardium Leviosa"
Tüy,artık benim için şaşırtıcı olmayacak şekilde havalandı.Tılsım öğretmeni Profesör Willerhan ellerini çırptı.
"Mr.Riddle!Harika,harika!Tek kelime ile harika!"
Yanımda oturan bir Ravenclaw'lı hızla bana döndü,
"Sözsüz büyü yapmayı nereden öğrendin Tom?"

Onu o an tersleyebilirdim ama nedense bunu yapmadım.Karşımdakini tanıyordum,soyadına bir kitapta rastlamıştım.Safkandı ve benim onunla konuşmam garip kaçmazdı.Safkan olduğu halde Slytherin'e girememiş olması onun kabahati değildi.
"Öğrenmedim," dedim "Çok iyi konsantre olmam gerektiğini anladım o kadar."
Ama Profesör Willerhan bizi duymuştu
"Sözsüz mü?Merlin aşkına,Tom bunu gerçekten sözsüz mü yaptın?"
Bir gün içerisinde ikinci defa,gerçekten sıkılmaya başlamıştım.
"Evet,profesör."
"Bize bir daha gösterebilir misin?"
"Elbette Profesör."
Tekrar aynı şekilde.Kendime aynı sözleri tekrarlayarak. Sözleri söylemek yok,içinden.
Ve yine yaptım.Sınıf hayretler içerisindeydi.
Zil çaldı.
Öğle tatili....
Ben bütün öğle tatilinde kütüphanede geçirecek ve İksir sanatı ile ilgili bilgiler öğrenecektim..


En son DevriM tarafından Ptsi Tem. 28, 2008 2:38 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:31 pm

Bölüm 2: Öldürmek Ve Hasar

Sanırım işlediğim ilk cinayetin ardından böyle oldum ben.İlk başta,ilk öldürdüğüm kişinin en nefret ettiğim insan olan babam olmasının hem avantajı vardı hem de dez avantajı.
Gözümü kırpmadan ilerlemiştim odaya.Kendimin biraz yaşlı versiyonu vardı karşımda.Adam bana inanılmayacak bir hayretle bakıyordu.
"Sen de kimsin?" dedi hayretle.
"16 yıl önce terk ettiğin oğlun," dedim sesimden küçümsemeyi uzak tutamayarak.
"Ne?" dedi fısıtıdan biraz daha yüksek bir sesle. "A-a-ama Merope yalan söylüyordu,öyleydi!"
"Sadece sen öyle sanıyordun pislik!" dedim,kontrolden çıkmış bir şekilde titriyordum.Beni on bir yıl boyunca bir yetimhanede yetişmeye mahkum etmiş adam,annemi terk ederek onun yaşamını kaybetmesinin temel sebebi olan adam...Tam karşımdaydı ve ben intikam ateşi ile yanıp tutuşuyordum.Tam bu sırada titrenilmezdi.Güçlü görünmeliydim ben.
"Ve buraya sadece konuşmak için gelmedim ben!" dedim.Asamı kaldırdım
"Annemin ardından gideceksin!AVADA KEDAVRA!" adam yere yığıldı.
Annesi ile babası da oradaydı,aile kuzusunun tekiydi aslında.Onları da öldürmeliydim.Asamı onlara da çevirdim.Lanetin gücü onları çarparken son gördükleri benim gülen yüzüm oldu,şeytani bir şekilde..
Hâlâ olanları anlamıyorum aslında.Nasıl öyle yüzüme baktılar sadece.Kıpırdamadılar..Onlara bir şey yapamayacağımı mı düşündüler,hala bilmiyorum.O andan da çok şey aklımda değil aslında.Tek kalan onları öldürürken yüzlerinde gördüğüm ifade..Sanki daha kötüsünü bekliyorlardı.Sonrasında ise deli gibi titreyerek eskiden annemin yaşadığı yere döndüğümdü.Bana bakan dayımı gördüm.
Yapacaklarımı daha önceden planlamış mıydım?Hiç sanıyorum.Beynimde o günden önce hiç bir plan yoktu.Sadece öldürdüm.Ne yapacaktım.İşi zaten kendi asamla yapmamıştım,bunu iyi akıl etmiştim işte.Hemen karar verdim,o yıl okulda okuduğum kitaplardaki bilgileri harekete geçirme zamanıydı.Dayımın zihnini değiştirdim.Suçu o yapmış gibi gösterdim,Bakanlık,Veritaserum bile verse işe yaramazdı.
O sene okulda üzerimde duran her bakışı beni suçlar sanıyordum,en azından sadece sene başında böyleydim.Her gece olanları rüyamda görüyordum.Sanırım Hortkuluk temelinde de bu yatıyordu.Hasar buydu.Siz ne kadar etkilenmem deseniz de etkileniyordunuz.Hasarı ben o anda yüzüğe kapatmıştım.İster istemez düşünüyordum
"İlk hortkuluk tamam,ya diğerleri ne olacak?"
İşte o gün kararımı verdim,bir günlük,kuruculara ait diğer nesneler..
Günlüğümü yazacaktım ama benim günlüğüm farklı olmalıydı.Sadece o gün olan olaylar değil.Tüm geçmişim,geleceğim,bugünüm...


Birinci sınıfta kalmıştım en son..
Önemli biri olmaya karar verdiğim sene.Ve gücü Karanlık Sanatlar'da bulabileceğimi biliyordum.Çünkü Karanlık Sanatlar,okulda görüklerimizin hepsinin daha genişini,daha ilerlemişini öğretiyordu.
Karanlık Sanatlar tutkum beni batıracaktı.
Okuduğum tüm kitaplar benden bir şeyler gideceğini söylüyordu ama umursamıyordum.Bulaştınız mı çıkamazsınız,çıkmaya hiç niyetim olmadı tabii..
Yeteneklerim olağanüstüydü,her şeyden önce Çatalağız'dım.Karanlık bir büyücünün simgesiydi.
Derslere tam gaz devam ederken,korkutucu korkutucu olduğu kadar da cezbedici bir fikre kapıldım.
Sırlar Odası'nda sadece Slytherin'in Varisi'nin kontrol edebileceği bir canavar olduğuna inanılır.
Donmuştum..
Slytherin Çatalağız'dı,ben de Çatalağız'dım.Slytherin soyundan geldiğime göre varis bendim.
Sırlar Odası'nı açacaktım,dehşeti salacaktım ve okulu Muggle doğumlu pisliklerden temizleyecektim.
Yerini bilmiyordum.
Bulmak tam 5 yılımı aldı.6.sınıftayken odayı açtım
Sonrası ile ilgili hiç bir planım yoktu.
Ama öncesi ile ilgil planlarım da gerçekleşmedi.
Tek cinayet.
Bir Muggle doğumlu gitmişti sadece.
Ve okul fellik fellik arıyordu Varis'i.
Onlara Slytherin soyundan geldiğimi söyleyecek kadar aptal değildim.Yalnızca Dumbledore bir şeyler biliyora benziyordu,ama o da hiçbir şey söylemedi.
Çözüm,ben ararken hiç aklıma gelmeyecek şekilde karşıma çıktı.
Rubeus Hagrid,3.sınıf Gryffindor öğrencisi.Sürekli canavarlarla uğraşıyordu.
O gün koridorda devriyedeyken tek düşündüğüm buydu.
"Hey,Tom neyin var?" diye sordu Öğrenciler Başı Jeremiah Marshall. "Slytherin'in Canavarı ile karşılaşmış gibisin," dedi gülerek.Sonra gözlerime baktı ve "Şaka yaptım Tom," dedi "Sen bir Slytherin'sin,tabii ki o canavar sana saldırmaz."
Hayır bana saldırmaz,çünkü onun efendisi artık benim,dedim içimden.
"H-hiç sadece ödevleri düşünüyordum," dedim esneyerek "Çok ödevimiz var ve ben bu devriyeler yüzünden 1 tanesini yarıda bıraktım."
Ortak salonun önündeydik.
"Sen git ödevini bitir Thomas," dedi anlayışla."Bitirince yanıma gelirsin,sorarlarsa ödevin için gittiğini söylerim merak etme." dedi.
"Teşekkürler Jerry," dedim "Görüşürüz,en fazla bir saat sonra gelirim."
"Daima Safkan," deyip salona girdim.Yatakhaneye çıktım ve yatağıma uzandım.Planımı sağlamlaştırıyordum.Ama uygulamama şansım da vardı,beni suçlamamışlardı bir sorun yoktu yani.Ortak salona indim,ödevimin başına.Bitirmem gerekiyordu gerçekten ve bitirdim.Tüy kalemimi attığımda yanıma diğer sınıf başkanı Elizabeth geldi.
"Profesör Dip-Tanrı aşkına Tom,neyin var?Bembeyazsın!"
Bağırışı sınıf arkadaşlarımızı da getirmişti.
"Bir şeyim yok," diye mırıldandım ama Frank üsteledi
"Bir şeyin olduğu herhalinden belli.Suratın bembeyaz!"
O an beyazlık kaldığını sanmıyorum,herhalde sinirden kıpkırmızı olmuşumdur.
"Neyse,anlatmayacak boşverin," dedi Elizabeth."Profesör Dippet seni çağırıyordu onu söyleyecektim."
"Sağol Beth," dedim ve üstümü düzelterek hemen Profesör Dippet'ın odasına çıktım.
Orada ne kadar kaldığımı bilmiyorum,ama bana anlattıklarını duymamak daha iyiydi.
Hogwarts'ta kalamazdım ha?O yaz kalamazdım ha?Yeniden o iğrenç yetimhaneye dönmek zorunda olduğuma inanamıyordum.Merdivenlere çökmüşken düşündüm,hasar buydu.İkinci hortkuluk'umu yapacaktım-günce.
Gereken büyüyü yaptım,ruhum iyice bölünmüştü artık.
Planımı uygulamaya koydum.
Hagrid'i buldum.
"Üzgünüm Rubeus," dedim üzgün bir sesle "Ama bir kız öldü,Hogwarts kızın ailesine en azından suçluyu bulduğunu söylemeli."
"Sen-sen-ne-? O kimseyi öldü-öl-öldürmedi!"
"Üzgünüm,gerçekten," dedim "Ama Hogwarts'ı kapatmaktan söz ediyorlar,yerimde olsaydın anlardın."
Ve Hagrid'i okul yönetimine şikayet ettim.
O,okuldan atıldı,ben ise Okula Hizmetler Özel Ödülü aldım.
Hasarın ne olduğunu daha iyi anlamaya başlıyor ve bundan zevk alıyordum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:32 pm

Evet,çoooook uzun bir araştırmadan sonra resimlerrr

Tom Riddle Jr.



Elizabeth Hopewell



Elizabeth ve Tom Birlikteyken



Franklin Hopewell



Jeremiah Marshall
(o iş orada bitmedi,alın benden size ipucu)

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:32 pm

Bölüm 3: Beklenmedik Adam

Burada her şey çok farklı.İnsanların kaçtığı biri değilim yetimhanedeki gibi.Aksine herkes benimle arkadaşlık etmek için yarışıyor.
Ben böyle birşey istiyordum yıllardır.Sadece gücüm için,benden korktukları için arkadaş olsunlar benimle..
Derslerde çok başarılıydım.Bana rakip olabilecek tek kişi Elizabeth Hopewell'dı.Çalışkan bir öğrenciydi;ama benim aksime onun Karanlık Sanatlara ilgisi yoktu.
"Merhaba Tom," dedi ben şöminenin başında ders çalışırken ellerinde kitaplarla.
"Selam Beth," dedim gülümseyerek.
"Oturabilir miyim?"
"Elbette." Masada ona da yer açtım.
"Ne çalışıyorsun?"
"İksir."
"Yardımcı olabilirim,"
"Gerek yok,zaten fazladan çalışıyordum.Sen ne çalışıyorsun?"
"Tılsım," sıkkın görünüyordu "Hayalbozanı bir türlü beceremedim."
"Sanırım ben de sana yardımcı olabilirim."
"Gerçekten olur musun?"

Kendime bunu sordum,Beth iyi bir kızdı,sevecendi.Slytherinlilerin bir kısmı gibi aşırı safkan takıntısı da yoktu.Ben kendimi kanıtlamadan önce Beth en iyi arkadaşımdı,o da melezdi ve onun da büyücü tarafı çok ünlü bir aileydi.Açıkçası birisine sevgi duyarsam o kişi Beth olurdu.

"Elbette Beth," dedim "Biz uzun yıllardır arkadaşız."
Onun yanına geçtim.Elinden tutarak hareketleri nasıl yapacağını gösteriyordum ki,iki çocuk yanımıza geldi,tahminim benim ünümü bilmedikleri yolunda yoksa bulaşmazlardı.
"Vay vay," dedi bir tanesi -sesinden Terence McCorty olduğunu çıkartmıştım- "Bizim Sınıf Başkanı Elizabeth Hopewell'a bakın!Bir erkekle oturmuş ders çalışıyor!Seni sevdiğimi bildiğin halde bunu nasıl yaparsın?Peki Frank duysa ne der?"
Ben arkamı bile dönemeden Franklin Hopewell'ın sesi duyuldu
"Hiçbir şey demez," dedi Frank. "Şimdi sevgili kuzenimi rahat bırakın yoksa uğursuzluk büyüsünü yersiniz!"
"Ya seni umursamıyorsam?" dedi McCorty "Senin kuzenini ben alacağım kimseye kaptırmam onu!"
Dayanamamıştım.Ayağa fırladım ve Frank'in yanına geçtim.
"Sen kime asa salladığını bilmiyorsun!" dedim.
O da asasını çekmişti
"Evet biliyorum." dedi "Bizim Yetim Sınıf Başkanımız!"
Bütün salonda nefesler tutulmuştu.Grubum hareketlenirken bir ses duyuldu
"Yeter!"
Jeremiah Marshall'dı bu,Öğrenci Başı'mız.Bir Frank ve bana bakıyordu bir McCorty ile Sooper'a.
"Asalarınızı indirin," dedi sakince.Ama indirmedik.
"Yeter bu rezillik," diye bağırdı "İndirin asalarınızı yoksa hepiniz cezalısınız!"
Bu sefer indirdik.
"Tom,Frank.Konuşmamız gerekiyor."
Frank gözlerini sarsılarak ağlayan Beth'den almadan
"Bir dakika," dedi "Önce kuzenimi sakinleştirmeliyim."
Frank,yedinci sınıfların birincisiydi,biz daha altıncı sınıftaydık o zamanlar.Quidditch Takım Kaptanı,mükemmel bir arayıcı,iyi bir dost ve mükemmel bir düellocu.En iyi yönü de duygularını belli eden biri olmamasıydı ama Beth onun zayıf noktasıydı.Ailesi ölünce Beth'ler ile yaşayan Frank,benim gibi yetimdi.Beth ile ağabey-kardeş gibi büyümüşlerdi ve Frank,Beth'i korumak için her şeyi yapmaya hazırdı.Jeremiah'a baktım ve konuşmaya başladım.
"İkimizin de suçu yok Jerry.Beth ile ben Hayalbozan Büyüsü çalışırken bu asalaklar bize bulaştı.McCorty,Beth'i seviyormuymuş neymiş ve benden kıskanmış.Frank'i bilirsin Beth onun zayıf noktasıdır.O da onları engellemek istedi,sonra ben de karıştım,McCorty bana hakaret etti ve sen geldin zaten."
"Gerçi McCorty hep böyleydi ama..Ben diğerleriyle de konuşayım.Onlara ona göre ceza veririz."
Ben olayı unutmuş bir şekilde Frank ile hâlâ kontrolsüzce ağlayan Beth'in yanına gittim.
"Üzgünüm Beth," dedim "Benim yüzümden bulaştılar sana."
"Ha-ha-hayır!" dedi Beth hıçkırarak. "McCorty bana aşık olduğunu söyledi,ben de onu reddettim.Da-da-daha biz çok genciz bunları düşünmek için ve o an-an-anlarsın son aşık olunacak kişi...Şimdi beni Frank ile görse olay çıkarıyor.Seninle alakası yok."
"Tamam,tamam..." dedim "Geçti,güven bana geçti..."
Frank ikimize de baktı.
"Haydi ikiniz de yatakhanelere."
"Se-sen?"
"Benim işim var."
"Tamam."
Ben,Beth'i önüme alıp çıkarken,McCorty'nin yardakçısı Sooper bana omuz atttı.Defterlerim düştü.
"Seni öldüreceğim," diye fısıldadı "Marshall'a her şeyi anlatmak zorunda mıydın?"
"Evet," dedim "Ve dikkat et,sen beni öldüremezsin ama tersi söz konusu olabilir."
"Bu gece saat 12'de Kupa salonunda düelloya var mısın?" dedi hırlarca
"Evet," dedim kayıtsızca.
"Görüşeceğiz Riddle," dedi ve gitti.
Benim ise kafam karışmıştı.Jeremiah her şeyi onlara anlatmış mıydı?

Kupa Salonuna tam on ikide gittim.Karşımdaki siyah cüppeli,yüzünü bir maskenin ardına gizlemişti.
"Bu kadar mı korkuyorsun Sooper?" dedim "Yoksa yerine başkasını mı gönderdin?"
Sesi tamamen farklı,neredeyse boğuk çıkıyordu
"Elizabeth'i asıl sevenin McCorty mi olduğunu sanıyorsun?!Hayır bendim o!
SILIAPOWLA!"
O büyü bana değseydi paramparça olurdum,buna inanıyorum.Hemen bağırdım
"PROTEGO!"
Büyü ona gelmedi bir kaç santim farkla ıskaladım.Tam bir saat birbirimize lanetler gönderdik.En sonunda ben kendi icadım olan bir büyüyü kullandım
"Saelko Honrina!"
Büyünün ne olduğunu anlamadığı için olabilir,bir tepki veremeden kaldı.Büyü tam göğsüne isabet ederken,o ufacık bir ah sesi ile yere yığıldı.
Yanına gittim,nabzına baktım.Güçlüydü.
"Bu maske bile seni bu utançtan kurtarmaz," dedim gülerek. Ve maskesini çıkardım..

Karşımdaki Terence McCorty veya William Sooper değildi.Çok farklı biriydi bu,hiç beklemediğim biri..Olmuş olmasına imkan veremediğim biri..
Jeremiah Marshall...
Şoktan donmuş şekilde ortak salona gittim.Frank'i gördüm,ateşin derinliklerine bakıyordu.
Bir çırpıda her şeyi anlattım.
"Onu orada mı bıraktın?" dedi.Sesinden duygusunu çıkarmak imkansızdı.
"Tabii hayır," dedim."Hafızasını silip Hastane Kanadına götürdüm."
"İyi,iyi." dedi."Haydi yat artık Tom,bu kadar macera bir gece için fazla.."
Çıkarken mırıldandım
"Bence de dostum,bence de.."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:33 pm

Bölüm 4 : O günden sonrası...

O gece yarısı,düellonun sonrasında düşündüğüm tek şey Beth'e karşı hislerimdi.Yanlış değil bu evet hislerim...O benim iyi bir arkadaşımdı,sevdiğim bir insandı.
İlginç olan tarafı,herkesin bizi birbirimize aşık sanmasıydı.Öyle çok yakınlığımız yoktu,en fazla ders çalışmak için kütüphanede beraber takılıyorduk.
Ben bunları düşünmekle tam bir gece geçirirken özel bir büyü yaptığım Jeremiah Marshall'ın durumu iyi değildi.Sabah bir üçüncü sınıf öğrencisi yanıma geldi,benimle konuşurken heyecanlanmış gibiydi.
"Şey-ben-yani-"
"Neyin var Basil?" dedim "Rahat ol ve baştan başla."
"Profesör Dumbledore seni çağırıyor," dedi "Jeremiah Marshall'a olanlar ile ilgili."
"Tamam Basil,teşekkürler." dedim ve salondan çıkıp Profesör Dumbledore'un odasına gittim.Kapıdan girdiğim anda şoka uğradım.Bir tarafta McCorty ve Sooper,diğer tarafta ise Frank oturuyordu.
"Buyrun efendim?" dedim zorlama bir sakinlikle.
"Otur Tom," dedi.
"Siz dördünüzle konuşmam gereken bir konu var,dün geceki kavganızdan söz ediyorum."
Soğuk terler dökmeye başlamıştım.
"Az önce Terence ile William'ı dinledim.Şimdi sıra sizde,önce kim konuşacak?Frank,sen mi?Tamam."
"Profesör,McCorty ile Sooper olayı tamamen bizim üzerimize yıkmışlardır.Oysaki ben Tom ile tüm gece ortak salonda konuştum efendim.O saatlerde salonda zaten kimse yoktu."
Şoka uğramıştım.Franklin Hopewell beni savunmak için yalan söylüyordu.
"Evet,Tom.Seni dinleyelim."
O akşamın öyküsünü baştan sona anlattım,ancak Sooper'ın beni tehdit ettiğini fakat benim düelloya gitmediğimi ekleyerek.
"Terence,William.Aksi yönde kanıtınız yoksa çıkabilirsiniz.Frank ve Tom ile biraz yalnız kalmak istiyorum."
Bir şey diyemeden çıktılar.Dumbledore parmaklarını birleştirerek masasından eğildi ve bize baktı.
"Çok göze battığınızı biliyorum çocuklar.Biriniz altıncı sınıfların,diğeriniz ise yedinci sınıfların birincisisiniz.Ancak size bulaşan olursa bundan Jeremiah'ı haberdar edebilirsiniz.Ama Jeremiah sanırım biraz görevinden uzak kalacak." dedi üzgün bir sesle "Onun görevini bir süre Christopher'a devredebiliriz.Profesör Slughorn ile konuşmalıyım." diye ekledi bizden çok kendi kendine "Şimdi gidebilirsiniz."
Kapıdan Frank ile çıktık.Yaklaşık on basamak sonra "Dur," dedim.Gözlerinin içine baktım.
"Az önce beni korumak için yalan söyledin,nedenini sormamda sakınca yoktur herhalde," dedim.
"Çünkü sen daha olayın başında Beth'i korumak için asanla birlikte benim yanımdaydın dostum." dedi. "Bak,aslına bakarsan seninle birbirimize çok benziyoruz.Bunu aklından çıkarma.Dostumsun ve öyle kalacaksın.Ve ben dostlarımı asla-" sözümüz yarıda kesildi.Quidditch takımından Selwyn,koşa koşa geldi.Yanımızda durduğunda nefes nefese konuştu
"Jeremiah-hastane-kanadından-çıkmış-Tom ve Frank-sizi arıyormuş."
Hızla aşağı indik.
"Hafızasını sildiğini söylemiştin!"
"Evet sildim,bunu kimin yaptığını bilmiyorum!"
Ortak salonun önüne geldiğimizde aceleyle parolayı söyledim "Asalet!"
Kapı ardına kadar açıldı.
Gördüğüm manzara karşısında şoka uğramıştım.
Jeremiah,Beth'i bayıltmıştı,kızın baygın bedeni onun ayaklarının önünde duruyordu.
"Ne yaptığını sanıyorsun sen?!" diye haykırdım "Wingardium Leviosa!" Beth'i oradaki koltuklardan birine uçurdum.
"Senin aşkını elinden alacağım Riddle!" dedi "Ve bunu kimse engelleyemez!Aşk iksiri verildi bile ve siz tarafımdan tarih edileceksiniz!"
O ana kadar şoka uğramış olan Frank'i gördüm,bir anda benim önüme geçmişti.Bir hamleyle beni kenara savurdu ve Jeremiah'ın kulağına fısıldadı,ama salon o kadar sessizdi ki rahatça duyuldu.
"Seni öldürmek istemiyorum Marshall!Çabuk kuzenime her ne yaptıysan düzelt,yoksa ben düzelttirmesini bilirim!"
Jeremiah'ın korkmayacağını biliyordum.Hızla bir plan yaptım.Herkes Frank ve Jerry'e bakarken ben pencere kenarına gittim.
"Accio Yılan!" diye fısıldadım.Yılanı sersemlettim ve hayalbozan büyüsü yaptım.Büyü ile Jeremiah'ın eline sardırdım,asa tutan eline.
"Seni öldürebilirim," dedi Frank'e
"Büyüyleyse asla olmaz,ben senden daha iyiyim." dedi Frank.
Uzaktan yılanın hayalbozan büyüsünü bozdum,ayılttım ve Çataldilinde mırıldandım
"Yere atla."
Bir anda duyulan pat sesi herkesi kendine getirdi sanki.Frank aniden yere baktı ve haykırdı
"Avada Kedavra!"
Yılan tehlikeyi sezip kaçtı,ben fısıldadım "Frank'e saldırma,hedefin Jeremiah."
Yılan sözümü tekrar dinledi.Frank'in önünde durdu Jeremiah'a saldırmaya çalıştı.
Jeremiah'a döndüm
"Dostlarıma en ufak bir büyü yapmayacaksın," dedim "Yoksa bu yılana senin boynunu koparmasını söylerim ve inan bana sözümü dinlerler!"
"Hadi ya!Kanıtlasana!O kadar kişide yokken Çatalağızlık,sende mi olacak?"
Beklediğim buydu.Saldırgan yılanı sakinleştirmeliydim.Çataldili'nde fısıldadım "Sakin ol,saldırı şimdi değil,daha sonra."

Yılan uysal bir şekilde kıvrılırken ben onu elime aldım..Sevmeye başladım.Bu Jeremiah'ın gözünü açıkça korkutmuştu.Frank ise Çatalağız olduğumu zaten biliyordu.Onun için sürpriz değildi.
Ve ben zafer duygusu içerisinde,Frank ve Beth ile dışarı çıkarken yılanım evcil bir hayvan misali peşimden geliyordu....

Beth'e hemen bir panzehir hazırladım,acele etmem gerekiyordu.Aşk iksiri iyice kuvvetlenmemeliydi.
Beth panzehiri içtikten sonra düzeldi.
Jeremiah'yı düşünmeden tam bir hafta geçirecektik.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:33 pm

Bölüm 5 : Güncenin hikâyesi...

Şu günceyi yazarken kalemi elimden bıraktım,düşünüyorum.Planlarım arasında önemli nesneleri Hortkuluk yapmak varken neden bu günceyi de dahil etmiştim?Ve bir günlük yazacağımı bildiğim halde neden buydu?Büyülü bile değildi ki...
Yanıtı hemen aldım.Bu günceyi Beth bana geçen noelde hediye etmişti.
Çok olaylı geçen günlerin ardından çabucak noel gelmişti o yıl.Hogsmeade'e iznimi kullanarak gitmiş,Elizabeth ile Frank'e hediye almıştım.Elizabeth'e sihirli bir kolye almıştım.Kar kristallerindendi ve erimiyordu.Benim eklediğim büyü sayesinde asla kırılmayacaktı da artık.Frank'e ise çok seveceği bir kitap almıştım : Britanya ve İrlanda'nın Quidditch Takımları adında..Evet,o noel çok iyi geçecekti..
Ve noelden tam bir hafta önce Profesör Dippet bir Noel Balosu düzenleneceğini açıklamıştı.
Evet,yaşadığım en iyi noel olacaktı bu.
Hediyelerimi aldıktan sonra,trenle Londra'ya gittim.Okuldan kazandığım ödülden dolayı banka kasamda altınım birikmişti,yazın da -gezilerimden dönünce- Diagon Yolu'nda çalışmıştım.Gidip kendime iyi bir resmi cüppe alacaktım.
Madam Malkin'in Cüppeleri'ne gittim.Orada kendime uygun bir resmi cüppe buldum.Koyu yeşil cüppenin yakalarında ve kollarında gümüş renkli çizgiler vardı.Bayılmıştım.
Cüppeyi denedim,tam üstüme olunca da satın aldım.
Tekrar Hogwarts'a döndüm.Geldiğimde Beth de oradaydı.
"Selam!" dedi çok neşeli bir şekilde."Baloya geliyorsun değil mi?"
"Elbette!" dedim aynı heyecanla "Bu balo kaçmaz!"
"Bence de,ama Frank elbiseme takmış durumda." dedi "Sen de bakar mısın?"
Frank ile göz göze geldim.Sırıttı.
"Tamam," dedim.
Ortak Salon'a gittik.Elbisesinin paketini aldı ve yatakhanesine çıktı.İki dakika sonra karşımızdaydı.
"Nasıl?" dedi şen şakrak bir biçimde.
"Ben-şey-sen-harika görünüyorsun," dedim.
Siyah ve yeşil renkli bir elbiseydi bu.Yakalarında gümüş parıltılar vardı.Siyah saçları daha da siyahlaşmış gibiydi..
"Benim sorunum güzelliğinde değil Beth!" dedi Frank,"Arkanı dön!"
Frank'in ne demek istediğini anladım,sırtı açıktı ve Frank ona kızıyordu.
"Eh," dedim "Karışmak gibi olmasın ama sırt sorununu halledebilirim," dedim
"Nasıl?" dedi Beth "Lütfen Tom lütfen!"
"Tamam," dedim "Dön arkanı,iki dakika sonra halledeceğim."
Frank sorgulayan gözlerle bana bakarken ben asamı çektim ve bir büyü mırıldandım.İki dakika sonra sırtında o aşırı açıklıktan eser kalmamıştı,gayet normaldi.
"Ah,işte bu harika!" dedi Frank. "Geriye sadece partner bulman kalıyor."
Beth'in partneri yok mu? dedim kendi kendime Öyleyse-
"Beth,baloya benimle gelir misin?" bunu söyler söylemez şok oldum.Onun hayır demesini bekliyordum ama o beni şaşırtacak bir biçimde yanıt verdi.
"Evet,neden olmasın!" Frank'e sorgulayan gözlerle baktı.
"Eh," dedi "Küçük kuzinimin herhangi biriyle gittiğini görmektense seninle gitmesini görmeyi tercih ederim Tom," dedi Frank gülerek.
Gidiyordum,hemde altıncı sınıfların en güzel kızıyla.
"Peki sen kimle gidiyorsun Frank?" dedim.
"Laurel Simms." dedi kayıtsızca.
"E Tom,sen beni gördün sıra bende," dedi Beth o sırada "Resmi cüppenle seni de bir görelim."
"Tamam," dedim hafif bir gülümseme ile."Bekle beni geliyorum.Hem balo bu akşam zaten,bir yanyana duralım."
Yukarı çıkıp hızla giyindim.Saçlarımı hızlı bir büyü ile havaya diktikten sonra aşağı indim.
"Vay,vay..." dedi Beth daha ben merdivenden inmeden "Sanırım kendime altıncı sınıfların en yakışıklısını seçmişim partner olarak." kıkırdadı.
"Ve şimdi de Gelecek Postası olarak yılın çiftini size takdim etmek istiyoruz!" dedi Frank,elinde bir fotoğraf makinası varmış da resmimizi çekiyormuş gibi. "Tom Riddle ve Beth Hopewell!"
Gülmeye başladım.Beth de öyle..Zor zar kendimi tutup da Frank'e döndüm
"Laurel'in yanına gitmelsin dostum," dedim "Sen de onu gör."
"Evet,evet," dedi Beth "Hem ben de saçlarımı yapmalıyım,baloya ne kaldı ki?"
"Tam 3 saat Beth," dedim gözlerimi devirerek.
"Aaaa olmaz öyle,kızlar uzun sürede hazırlanır,hiç mi duymadın Tom?"
Gülümseyerek yukarı çıktı.
Ardından ağzım açık bakakaldım..
Frank'e döndüm
"Onu çok beğendiğimi söylersem,sanırım bana uğursuzluk büyüsü yapmazsın ha?" dedim.
"Eh,sizi yakıştırdığımı düşünecek olursam..." dedi.
Ona baktım.Afallamıştım.Gülmeye başladım
"Bunu," dedim zor zar "Birine -özellikle de Beth'e-söyleyecek olursan seni mahvederim!" hala gülüyordum.
"Tamam,tamam!" dedi "Bu bizim küçük sırrımız.Güvenebilirsin."
Sonra ben üstümü tekrar değiştirip Sınıf Başkanı olarak koridorda devriyeye çıktım.Herkes balodan söz ediyordu.Kim kiminle gelecekti?Şu ne giyecekti? Onları anlamıyordum,çok abartılacak bir şey değildi..Tabii sonra ben de gözümün önünde Elizabeth ile dans ettiğimi canlandırdım,başka hiçbir şey düşünemiyordum,Gryffindor Sınıf Başkanı Ethan Mitchell'a çarpana dek.
"Selam Tom." dedi
"Selam Ethan," dedim.
"Düşünceli düşünceli nereye böyle?"
"Kaderimin götürdüğü yere..." dedim gülerek "Ya sen?"
"Dans partnerime bakmaya.2 saat öncesi için işim biter dedi 4 saat oldu yok ortada.Sahi,sen kimle geleceksin?"
"Elizabeth Hopewell," dedim "Ya sen?"
"Michelle Sanders." dedi "Frank'in izin verdiğine inanamıyorum,yani bilirsin Beth onun bir tanesidir."
"Ben de bilmiyorum ve şikayet edecek değilim." dedim "Tüm sınıf başkanları sınıf başkanları ile gelecek galiba."
Öylece konuşarak tam iki saat dolaştık okulu.En sonunda vedalaştık,o yukarı çıktı,ben aşağı indim.İçeri girdiğimde Elizabeth tüm güzelliği ile beni bekliyordu.
"Bekle beni," dedim "Az sonra geliyorum."
Yukarı çıkıp giyindim.Aşağı indiğimde elimde küçük bir paket de vardı.
"Sana layık değil ama," diyerek paketi uzattım.
Tireyen ellerle paketi açtı.
"Tom,bu çok güzel..." dedi kolyeye bakarak. "Takmama yardımcı olur musun?"
Ben de ondan daha az titremiyordum hani.Titrek bir şekilde taktım kolyeyi onun boynuna..
Aynanın yanına gitti ve mırıldandı
"Bu,aldığım en güzel hediyelerden biri," dedi ve koşarak gelip boynuma sarıldı.Bunu beklemiyordum işte..Ben de ona sarıldım..En sonunda durdum ve
"Gidelim mi?" dedim.
Koluma girdi ve Büyük Salon'a çıktık.
Büyük Salon muhteşemdi.
Buzdan heykeller vardı her şeyden önce.Buzdan melekler....
"Melekler çok güzel," dedi Beth
"Senin kadar değil Elizabeth," dedim.
"Elizabeth mi?" dedi "Sen bana hiç Elizabeth demezdin..."
"Şşşt.." dedim "Bu anın büyüsünü bozmayalım..."
Ve gözlerimin içine baktı,onun da bana karşı bir şeyler hissettiğini anlamıştım..
Herkes oturdu.Beth ve ben,Frank ve Laurel'in yanında oturuyorduk.
"Yemekten önce," dedi Profesör Dippet, "Dans edelim." ve ellerini çırptı.Müzik başladı.
Beth'in önünde reverans yaparak elimi uzattım.
"Miss.Hopewell," dedim "Bu dansı bana lütfeder misiniz?"
"Elbette,Mr.Riddle,elbette." dedi ciddi olmak için kendini zorlayarak.
Ve dans etmeye başladık.Harikuladeydi,gerçekten güzeldi..Sadece o ve ben vardık sanki..Siyah gözlerine bakıyordum...O derin anlamlar taşıyan gözlere...
Öylece kaç şarkı boyunca dans ettiğimizi bilmiyorum...Bilmenin de bir önemi yok sanırım...
Balo bitti..Çok çabuk gibi geldi bana...Ortak salona dönerken yandan Ravenclaw'lu bir kız seslendi
"Beth!Kolyen çok güzelmiş,nereden buldun?"
"Kavalyemin hediyesi," dedi Beth neşeyle. "Çok zevklidir de.." dönüp bana gülümsedi..
O gülümseyiş,ortak salona gidene kadar her şeyi sildi aklımdan..Rüyalarımda,yine Beth vardı,yine o dans...
Sabah kalktığımda bulmuştum bu günceyi,üzerinde Beth'in ince yazısıyla bir not vardı.

"Sevgili Tom,

Dün gece için teşekkürler,çok güzeldi.Kolye daha da güzeldi,boynumdan hiç çıkarmayacağım..

Bu günce senin,güzel anılarını yazman için..Ben benimkine dün geceyi yazdım..Belki sen de yazarsın...

Beth."

Güncenin yerini başka hiçbir şey tutamazdı artık.Not ve günce,ebediyyen benimle kalacaklardı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:34 pm

Bölüm 6 : Düello Kulübü


O günleri hatırlamak zevk veriyor bana..Özellikle Beth'li zamanları ve Beth'i...
Tabii ben ona olan hislerimin derslerimi engellemesine izin veremezdim,vermeyecektim.
Daha çok çalışmaya başladık Beth ile..Gece geç yatıyor,sabah erken kalkıp ders çalışıyorduk.Kısa sürede eskiden olduğumuzdan daha iyi olduk.Öğretmenler bizim yaptıklarımıza şaşırıyor,her derste Slytherin'e ekstra puanlar yağdırıyorlardı.Bir anda Slytherin okul şampiyonasında öne geçmişti.
Günler bu kadar güzel geçerken okulun bize bir sürprizi vardıVery Happyüello Kulübü.
Hemen Beth ile ismimizi yazdırdık.Bizden sonra Frank,Frank'ten sonra da Jeremiah yazdırdı.
Ben şoka uğradım.
Çünkü eğer ona tekrar Saelko'yu uygularsam benim yaptığım anlaşılırdı.
Yeni ve başka büyülerim vardı,onları kullanacaktım eğer karşılaşırsak.
İlk raund o akşamdı.İlk maç Jeremiah ile Beth'indi.
Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni Profesör Connors,düelloyu başlattı.
Jeremiah hemen bağırdı "SILIAPOWLA!"
Ben yerimde kasıldım,ama Beth benden daha sakindi.Kalkan büyüsü kullanarak büyüyü Jeremiah'a gönderdi.Jeremiah kaçtı.
"Eğer," diye mırıldandım yerimde "Saçının kılına zarar verirse,sırf onunla düello etmek için özel olarak uğraşırım." kendi kendime.
Tekrar aynı büyüyü yaptı Jeremiah.Beth yine kaçtı.Son kozunu kullandığını anladığım Jeremiah bağırdı
"Estrino Horeaks!"
Beth şok olmuş gibi büyünün ışınına bakıyordu.Ben öfkeyle ayağa fırlamıştım-çünkü o büyünün ne işe yaradığını biliyordum.Büyü bir güçle Beth'e çarptı,Beth yere yığıldı.
Ben,hiçbir şeyi umursamadan podyuma atıldım.Her tarafı kan içinde kalan Beth'e baktım,gözlerim dolmuştu.Eğilip nabzını kontrol ettim.Güçlüydü,ama rengi solmuştu.Profesörler beni oradan alırken Frank'i gördüm.Benden farklı değildi.Beth'i kucağına alıp hastane kanadına götürmek için çıktı.
Ben oradan kaçamazdım,çünkü kendime verdiğim bir söz vardı.Jeremiah'ı daha beter hastanelik etmek için kalacaktım orada.
Sıradaki maç benimdi,Terence McCorty ile.
Podyumda pozisyonlarımızı aldık.
"Seni de sevgilinin yanına göndereceğim Riddle," dedi,dişlerimi sıkmıştım.
Düellonun başlaması işaretini aldık,ben o an bağırdım
"Carpe Reflactum!" Göz kamaştırıcı bir ışık çakacaktı,biliyordum gözlerimi yumdum.Sonra baktığımda McCorty'nin gözlerini yummuş olduğunu gördüm.Fırsatı değerlendirdim "Expelliarmus!"
asası kenara uçtu.
Diğer raundlar öğrenciler şiddeti görüp kaçtığı için iptal edilmişti.
Jeremiah ile ben kalmıştık.
Final o güne alındı.
Jeremiah ile karşı karşıya geçtik.Kimin yüzünde daha büyük bir nefret olduğunu anlamak imkansızdı.
Düello başlatıldı.
İlk lanet benden geldi
"Carpe retarctum!" asamı kırbaçlar gibi salladım.
Kaçtı.
"Siliapowla!"
Bu sefer ben kaçtım.
On beş dakika -gerçekten o kadar mıydı bilmiyorum,bana da Selwyn söyledi- boyunca birbirimizden kaçarak büyü gönderdik birbirimize.
Son olarak dayanamadım,özel olarak bu ana sakladığım büyüyü kullandım
"Saleo Heoakt!"
Sözleri garip bir büyüydü,ancak kesin zafer sağlayacaktı.Ben büyümü gönderdiğim an o da göndermişti.
"Estrino Horeaks!"
Büyüler aynı anda çarptı hedeflerine.
Ancak ben,zorla zarla ayağa kalktım.Titreyip kasılıyordum,her tarafımdan kan akıyordu.
Profesör Connors,düelloyu bitirdi,kazanan bendim.
Tüm Slytherin binası podyuma hücum etti.Ben ise titrememe,sararıp sendelememe rağmen beni bırakmalarını söylüyordum.
"Bırakın beni,hastane kanadına kendim giderim,bırakın!"
Çekildiler.
Podyumdan aşağı inerken büyüyle kendime bir değnek yarattım,dayanarak yürüyecektim.
Ancak değneğe rağmen sendeleyerek yürüyordum.Gözlerimden bile kan akıyordu artık.Arkamda yeni Öğrenciler Başkanı Christopher vardı.
"Üzgünüm Tom,bunu yapacağım için üzgünüm.." dedi ve mırıldandı "Sersemlet!"
Bayıldım.
"Aaa uyanmışsın!" dedi Madam Pomfrey. "O kadar kan kaybından sonra,imkansız diye düşünmüştüm daha tedaviye bile başlamadığımız düşünülürse!"
Hemen doğrulmaya çalıştım,ellerimde veya kollarımda yara kalmamıştı ancak hala canım yanıyordu.
"Beth nerede?" dedim
"Merak etmeyin Mr.Riddle," dedi Madam Pomfrey sabırla. "Miss.Hopewell iyi.Ancak ben sizin iyi olduğunuzdan şüpheliyim.Şimdi lütfen için şu iksiri."
İksiri tek dikişte içtim.Yoğun bir uyku beni sarıp sarmaladı..Rüyasız uyku etkisini göstermişti..
Son düşündüğüm şu oldu,
"İntikamımı aldım,yine.."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:38 pm

Bölüm 7 : Ölümcül İntikam

Hastane kanadında geçen bir haftanın ardından en sonunda çıkabilmiştim.Hala çok zor yürüyordum,bir hafta istirahat iznim vardı.
Çalışacak bir hafta...Ödev yok dersler yok..Sadece amacım için çalışabileceğim bir hafta..
Ben bunları düşünür ve yürürken Beth ile Frank bana doğru geldiler.
"Bizi beklesen olmaz mıydı?" dedi Beth isyanla "Doğru dürüst yürüyemiyorsun bile!"
Elimden geldiği kadar gülümsedim.Beth'in iyi olmasına seviniyordum..Onun keyfini de bozmayacaktım.
Beth ile aynı lanete uğramamıza rağmen,ben daha fazla hasar görmüştüm evet.Çünkü ben inat ve itiraz etmiştim. "Bırakın beni kendim giderim hastane kanadına!"
Yaşadığım kan kaybı inanılmaz boyuttaymış,öyle söyledi Madam Pomfrey.Ama hayattaydım ve kendi iksirlerimle toparlardım durumu,fark etmezdi.Nitekim toparladım da..
"Heeey!" dedi Frank elini gözlerimin önünden geçirerek.
"Ne-ha-daldım da öyle bir an.."
"Sanırım Marshall'a ne olduğunu sormayacaksın."
"A elbette,ne oldu?"
"Hala hastane kanadında,dostum o nasıl bir büyüydü?"
"Kendi icadım," diye mırıldandım.Frank'in sorgulayan bakışlarına cevaben de "Ama o da o laneti yapmasaydı Beth'e!" dedim.
"Tom,böyle deme kendimi suçlu hissediyorum!" dedi Beth,gözlerinde muzip bir ışıltıyla.
"Ah senin suçun yok," dedim "Jeremiah Marshall kendi istedi bunu."
Oradan ayrılıp ortak salona geldik.Beth ile ateşin önündeki koltuğa oturduk.Artık içimde tutamayacağımı biliyordum,ölürsem -gerçi biraz zordu her halükarda iki hortkuluğum vardı- ona hislerimi söyleyememiş olmanın azabıyla geri dönerdim bunu biliyorum.
"Beth," dedim gözlerinin içine bakarak. "Sana bir şey söylemek istiyorum."
"Evet?"
"Ben-yani söylemek istediğim-ben-seni seviyorum!" Yanaklarımın kızardığını hissediyordum,gerçi o an kulaklarımdan duman çıksa şaşmazdım.
"Sen ciddi misin?" dedi bana
"Ne?"
"Yani vay be..Ben de sana karşı bunu hissediyordum,reddedilme korkusuyla söyleyememiştim..." dedi.
O an onu öpebilirdim ama bunu yapmadım.Eğilebildiğim kadar eğilerek
"Benimle çıkar mısın?" dedim.
"E-E-EVET!" dedi.
"Tamam o zaman,bu hafta sonu Hogsmeade gezisinde nereye gidelim?"
"Hiçbir yere Tom,çünkü sen hala ayağa kalkamayacak haldesin," dedi gülerek.
"Tamam burada kalalım.Ama sana bir sürpriz yapacağım."
"Tamam," dedi hala gülüyordu.
Zaten ne zaman işlerin yolunda gittiğini düşünsem,birden bir terslik çıkar..O günkü terslik de McCorty ve ekibinin başımıza gelmiş olmasıydı.Sorun çıkacağını biliyordum,ama yapabileceğim çok fazla şey yoktu,hala ayağa kalkamıyordum.
"Ne var?" dedi Beth benim yerime.
"Rahatsız ettiysem özür dilerim küçük hanım," dedi McCorty. "Benim işim şuradaki küçük beyle."
"Ne istiyorsunuz?" dedim benim halimdeki birinden beklenmeyecek kadar güçlü,hatta normal bir sesle.
"Sakin ol Riddle," dedi McCorty. "Yoksa,biz de çok iyi lanetler biliyoruz."
"Sakin olmazsam ne olur?" dedim "Yoksa ben de hala büyü yapabiliyorum."
"Söyleyebileceğim tek şey şu,Jeremiah Marshall'a ne yaptıysan düzelt."
"O beni bu hale getirdikten sonra mı,sevdiğim insanı lanetledikten sonra mı?Öldürseniz de yapmam."
"Ciddiye alırsak sonun fena olur Riddle,seni geri dönmemek üzere öldürebiliriz."
Hayır öldüremezsiniz çünkü ben ölümsüzüm.
"Hadi ya,siz bana saldırırken benim ellerim boşta ve asasız mı duruyor?İki elim arkadan bağlıyken bile sizi düelloda yenebilirim." elimi gizlice asamın sapına attım.
"Deneyelim istersen," dedi "Silliapowla!"
"Protego!"
Büyünün yönünü değiştirerek onlara geri gönderdim.
"Sersemlet!" dedim.
McCorty bir kütük gibi yere düştü.
"Sanırım tedavim yukarda Beth," dedim Beth'e dönerek "Bana yukarı kadar eşlik eder misin?"
"E-e-e-evet."
Yukarı çıktık.İksir setimi açtım.Tüm iksirleri etiketlemem çok iyi olmuştu.
"Lanetlere karşı,evet aradığım bu." tıpayı açtım "Sağlığına Elizabeth!" tek dikişte içtim.
Tıp mucizesi olarak kabul edilecek bir şekilde iyileşmiştim.Beth'e sarıldım ve aşağı indik..
Ama ben Jeremiah Marshall'ın intikam alabileceğini hissediyordum,nitekim de o akşam öyle oldu.
St.Mungo'dan şifacı çağıran ailesi Jeremiah'ı iyileştittirmişti.Benim kadar iyiydi.
"Ya birimiz,ya ötekimiz Riddle." dedi ben Ortak Salonda iken "Çek asanı."
"Seni öldürmek istemiyorum Marshall," dedim çünkü hasarı daha önemli bir cinayette yaratacağım diye kendi kendime ekledim.
"Ama ben istiyorum," dedi "Önce...Crucio!"
Lanet beni hazırlıksız yakalamıştı,tam on dakika boyunca titreyip kasıldım,acı çektim.Ayağa kalktığımda her yerimin titrediğini hissediyordum.Ama güçlü görünmeliydim,gereken buydu.Sihirle kapatılmış yaralarım tekrar açılmıştı ve kanıyorlardı.Aldırmayarak bağırdım
"Carpe retarctum!"Asamı kırbaçlar gibi salladım.
O kadar yoğun konsantre olmuştum ki,ağzından kan gelmesine sebep olacak kadar şiddetlenmişti lanetim.Biraz daha devam ettikten sonra bıraktım.
Yerdeydi kalkamamıştı.Yanına gidip kulağına eğildim.
"Bir daha benden intikam almaya kalkarsan,ben de senden intikam alırım Jerry," dedim "Ve benim intikamım seninkilerden daha ölümcül olur buna inan."
Başka bir iksir içmek için yukarıya çıktım,iki dakika sonra sapasağlamdım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:39 pm

Buyruuun artık hikayemizin de bir kapak resmi vaar

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:39 pm

Bölüm 8 : Jeremiah'ın İntikamı

Sonraki birkaç gün olaysız geçti.Ders çalışırken verdiğim molalarda ise Beth'i düşünüyordum,hafta sonunu iple çekerek.
Fakat yine aynı şey oldu.Ben her şeyin iyi gittiğine kendimi inandırmışken olmayacak bir şey oldu..Nasıl ve neden olmuştu?Jeremiah sanırım uyarımı anlamamıştı..
"Bir daha benden intikam almaya kalkarsan,ben de senden intikam alırım Jerry.Ve benim intikamım seninkilerden daha ölümcül olur buna inan."
Dinlememişti,gene yapmıştı bunu..Ama bu sefer benim canıma kastetmeden.
Beth,koşa koşa yanıma geldi.
"Dinle," dedi "Sana bir şey anlatmam gerekiyor.Ama önce bana bir söz ver,"
"Evet?" dedim
"Anlatımım bittikten sonra gidip Jeremiah'ı lanetlemeyeceksin."
"Jeremiah mı?Gene mi o?Artık lanetlemeyi bırakırım herhalde,direkman öldürürüm."
"Tom,lütfen ben çok ciddiyim."
"Bakarız,elimden gelenin en iyisi bu,zaten sinirliyim.İksirlerim karıştırılmış ve bir tanesi çalınmış."
Beth konuşmaya başladı.Olanları anlattıkça ben sinirlenmiyordum,aksine şaşkınlıklar geçiriyordum.Tabii sinir de vardı ama...
"Ve," dedi en sonunda "Eğer senden ayrılırsam panzehiri verecekmiş."
"Merak etme," dedim "Yaptığı pisliği benim iksirlerimden biriyle yapmış.O iksirin panzehiri bir tek bende var,onu da oraya koymadım."
Düşündükçe öfkeleniyordum.Zehirlerim zindanda kimsenin bulamayacağı bir yerde saklıydı.Onları bulmuş olsaydı sanırım Frank zehir verildikten iki dakika sonra ölürdü.Ama her iksirin bir panzehiri vardır,ben benimkileri yukarıda bulunduruyordum.Zehir olmadığı için de panzehir tamzehir etkisini taşıyordu.
"Tamam,sakin ol.." dedim Beth'e en sonunda "Bekle,zehirini alıp geliyorum."
"Ne?"
"O hayvanın verdiği iksir kuvvetli zehirlerimden birinin panzehiriydi.Panzehir zehir yoksa tamzehir etkisi gösterir,hatırladın mı?"
Anlamıştı,"Ve eğer panzehir tamzehirse,tamzehir de panzehirdir.Harikasın!"
Ben hızla dışarı çıktım.Etrafta birilerinin olup olmadığına bakarak duvar taşlarına tıkladım.Dört yukarı,üç aşağı.Toplamda yedi hamle,bir ilerleme.
Duvar gözden kaybolup bana zehirlerimin bulunduğu kutuyu verdi.Eksik olan en öldürücü zehrimin panzehiriydi "Ölümcül Hatıra".Hemen şişeyi aldım,kutuyu da aldım ve içeriye eski bir iksir şişesi bıraktım.
"Gel Beth," dedim. "Hastane Kanadına gidiyoruz."
Madam Pomfrey'nin etrafta olup olmadığını hızlıca kolaçan ettikten sonra Frank'in yatağının yanına gittik.Yüzü bembeyaz kesilmişti,her tarafından kanlar akıyordu..Onun bu haline üzülmeme rağmen içten içe iksir yapma yeteneğimle gururlandım.Şişeyi Beth'e verdim
"Haydi,"
Beth,bana baktı.Siyah gözlerinde bir kararlılıkla şişenin damlalığı ile bir kaç damla zehiri Frank'in ağzına damlattı.
"Dur," dedim "Bir şişe panzehir iki-üç damla zehire etki ediyor."
Frank,zehrin etkisini hızlı göstermesi sayesinde iki dakika geçmeden uyanmıştı.Ben ise tüm şişe zehri Jeremiah'ın ağzından boşaltmayı düşünüyordum ki pat diye bir ses duyuldu,Laurel gelmişti.
"Frank!" diye çığlığı bastı "Tanrı'ya şükür iyileşmişsin!"
"Bir şeyim yoktu ki," dedi Frank,Laurel'e.
"Eh,biz gidelim artık," dedi Beth Frank'e imalı imalı bakarak."Görüşürüz Frank,"
"Görüşürüz,kendine dikkat et," dedim.
Oradan çıktığımızda Beth "Ne düşünüyorsun?" diye sordu.
"O zehrin tüm şişesini ona yutturmayı," dedim dürüstlükle.
"Yapma," diye güldü
"Merak etme,merak etme..Ona daha hafif bir zehir vereceğim"
"Hadi,ama..."
"Boşver şimdi düşünmemiz gereken daha önemli bir konu var..."
"Ne gibi?"
"Hafta sonumuz gibi," dedim elimi onun beline atarken..
"Ah,doğru ya.."
"Yoksa unuttun mu?"
"Elbette hayır.Sadece meraklandım,Jeremiah gene bir şey planlar diye.."
"Sen o konuda endişelenme.."
Ortak salona geldiğimizde,derslerimize gitmek için ayrıldık.Ben Aritmansi alıyordum,o Muggle Araştırmaları..
Derse giderken,etrafta büyük bir keyifle gezen Jeremiah'ı gördüm.Görünmeyecek şekilde bir duvarın arkasına gizlenip nişan aldım
"Imperio!"
Jeremiah hızla,benim arkamdaki boş sınıfa geçti.Ben de onun arkasından.Sınıfa girdiğim an büyüyü kaldırdım.
"Ben-ne?Ah,sen..."
"Evet ben.Seninle en son konuşmamızda benden intikam almaya çalışma demiştim,doğru hatırlıyorum değil mi?"
"Senin ne söylediğin umrumda bile değil!"
"Olsa çok iyi olur. Incarcerous!"
Asadan kalın ipler çıkarak onu sıkıca bağladı.
"Şimdi sana iki seçenek sunuyorum,ya burada kalırsın ya bir daha bana veya dostlarıma bulaşmayacağına söz verirsin."
"Tamam,bulaşmayacağım!"
"İyi,güzel.Ama önce..Crucio!"
Jeremiah tüm kasları alev almış gibi haykırırken ben kahkahalar atarak şunları söylüyordum
"Tıpkı bana,Beth'e ve Frank'e yaptığın gibi,şimdi bunun acısını çekiyorsun!"
Laneti kestim.
"Ve eğer bunu birisine anlatacak olursan," dedim "Seni gerçekten öldürürüm."
Derse gitmek için yola çıktım..

-------
Hafta sonu nihayet gelmişti.İki gün..Beth ve benim iki günüm...Ona bir sürpriz yapacağımı söylemiştim..Eski ve hiç kullanılmayan bir sınıfa gittim..Etrafı mumlarla ve güllerle süsledim.Sonra gidip hızla giyindim,siyah..En sevdiğimiz renk..
Sabah kahvaltıdan sonra ona
"Benimle gel," diye fısıldadım..
Sınıfın kapısından içeri girdik..
"Tanrı'm,burası çok güzel olmuş Tom!" dedi çığlık çığlığa.Soluk altın rengi elbisesi daha çok parıldıyordu mumların ışığında.Asamı salladım..Hafif bir müzik duyuldu..Bir an sonra,dans etmeye başladık..O kadar uzun süre...Çıktığımızda akşam olmuştu..Asamı tekrar salladım,etraf eski haline döndü..
Ortak salona gittik ve ateşin önündeki koltukta saatlerce oturduk...Oturduk ve konuştuk...Yatakhanelere gittiğimizde çoktan sabah olmuştu..Düşündüğüm tek şey Beth'ti ve uyumadan önce aklımdaki son şey de şu oldu:
"Ah,nerede birinci sınıftaki duygusuz çocuk?Beth,beni ne hallere getirdin!"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:41 pm

Bölüm 9 : Ölüm Yiyenler

O olayların üzerinden çok fazla zaman geçmemişti ki,bir grup yedinci sınıf öğrencisi yanıma geldi.
"Duyduğuma göre bir grubun varmış," dedi gelenlerden biri olan Brian Malfoy.
"Kimin,ne için sorduğuna göre değişir," dedim onu baştan aşağı süzerek.
"Katılmak için," dedi Malfoy. "Çok iyi lanetler biliyormuşsun,bize de öğretirsin herhalde."
"Size güvenebileceğimi nereden bileyim?" diye sordum kuşkuyla.
"Güvenebilirsin," dedi Leonardo Lestrange. "Bir Slytherinli elbette bir Slytherinliye güvenebilir."
Lestrange'a kaşlarımı çatarak baktım.Daha bir hafta önce Jeremiah Marshall'ın grubundaydı.
"Bunu söylerken Jeremiah Marshall'ı hariç tutuyorsun herhalde," dedim soğuk soğuk. "Lord Voldemort'un sadakatsiz insanlara ihtiyacı yoktur."
Bu ismimi sadece grubum -ki artık onlara Ölüm Yiyenler diyordum.Ölümü yenenler anlamında- biliyordu.
"Elbette Marshall hariç," dedi o zamanki Öğrenciler Başkanı Christopher Black. "O bizim yeminimize ihanet etti."
"Ama bana katılacaksanız bazı şartlarım var,bu gruba katılmak sandığınız kadar kolay değil."
"Ne gibi?" dedi Brian Malfoy kuşkuyla.
"Benim grubuma dahil olduğunuzu belli eden bir işareti dağlayacağız kollarınıza." dedim "Aynı zamanda beni ve grubumu ele vermeyeceğinize dair yemin edeceksiniz." sırıttım "Bozulmaz Yemin elbette."
Daha diğerleri bir şey diyemeden Leonardo Lestrange "Kabul!" dedi.
"Hepiniz kabul ediyor musunuz?"
"Evet!"
"İyi o zaman,önüme çökün ve sol kollarınızı uzatın."
Hepsine özel işaretimi dağladım:Bir kurukafanın ağızından çıkan yılan.
"Stan!" dedim "Gel,yeni arkadaşlarımıza Bozulmaz Yeminimizi sen ettireceksin."
"Be-be-ben mi?Teşekkür ederim,teşekkür ederim!" onlara döndü,sert bir şekillde "Yürüyün!" dedi.
Onlar çıkarken kapıdan Beth kolları kitaplarla dolu bir şekilde içeri geldi.Masayı hemen düzenledim.
"Selam!" dedi
"Selam!" dedim "Otursana."
Kitaplarından bir kaç tanesini düşürdü,
"Sen onları al," dedim "Ben bunları masaya çıkartırım.Wingardium Leviosa!" kitapları havalandırıp masaya taşıdım.
"Sağol," dedi minnetle.
"Ne çalışıyorsun?" dedim
"Sihir Tarihi," dedi "Cincüce ayaklanmaları ile ilgili iki metre elli santimlik ödevimiz var."
"Şansın varken o dersi bırakmalıydın Beth."
"Ama benim istediğim bölüm için bu gerekli Tom,biliyorsun."
"Tamam,tamam yardımcı olayım mı?"
"Ne gibi?"
"Kaleminin dikte kalemine dönüşmesini sağlamak gibi,"
"Eh alıştım artık,kalemim senin ellerinde."
Hızla asamı salladım,sözleri söylemek yok-içinden,ve kalem yazmaya hazır bir şekilde bekliyordu parşömenin üzerinde.
"Ah teşekkürler teşekkürler!"
Onun böyle mutlu olduğunu görmek beni de sevindiriyordu haliyle.O kitaptan yazılacak yerleri okur,kalem de dikte ederken Stan yanıma geldi.
"Bir şey söyleyecektim," dedi
"Tamam,geliyorum." dedim.Hemen yanına gittim.
"Söyledikleriniz oldu," dedi Stan Mulciber. "Bozulmaz Yemin'i ettiler."
"Tamam Stan,teşekkürler." dedim ve Beth'in yanına dönmek için arkamı döndüm.
"Fakat," demesiyle olduğum yerde döndüm ve ona baktım "Jeremiah Marshall'ın hafızasını sildik"
"Neden?Yoksa o da mı gördü?"
"Maalesef efendim."
"Tamam ben özel olarak ilgileneceğim." dedim.
Marshall'ı gördüğümde durup düşünmeden zihnine girdim.Hızla o anıyı buldum,zihninin derinlerindeydi.
Sildim.Hatırlamıyordu.Yerine bahçede olduğu ile ilgili bir anı koydum.
Beth'in yanına döndüm.
"Ne oldu?" dedi.
Bir an şüphe içinde kaldım..Ona her şeyi anlatmalı mıydım?

Konuşmaya başladım..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:45 pm

Bölüm 10: Ortamın Alevlendiği An

Bir an şüpheye düştüm,Beth'e anlatmalı mıydım?

Konuşmaya başladım.
"Önemli bir şey değil Beth,sadece birisini şikayet ettiler de."
"İyi o zaman,benim de ödevim bitti zaten."
"Devriye görevimize çıkalım mı?"
"Olur."

İkinci katta bir kavgayı ayırdıktan sonra -çocuklar o kadar şiddetli düello ediyorlardı ki Carpe Reflactum kullanmak zorunda kaldım- Beth bana dönüp sordu
"En büyük hayalin nedir?"
Bir gün dünyanın en büyük büyücüsü olmak ve ölümsüz olmak.
"Bilmiyorum," diye yalan söyledim. "Sanırım çok büyük ve ünlü bir büyücü olmak,ya senin?"
"Bakanlık'ta Sihirli Yasal Yaptırım Dairesi başkanı olmak.Veya Seherbaz."
"Ama ben senin kendini tehlikeye atmana dayanamam," dedim hafifçe gülümseyerek. "Sana zarar verecek olan Kara Büyücüleri öldürürdüm herhalde,sayemde Azkaban bomboş kalırdı."
"Öldüreceğini biliyorum,Jeremiah'ya yaptıkarından sonra.." kıkırdadı.
Elimi asamın sapında gezdirdim..
"Bu asa bu işler için yapıldı.."
"Sahi asanın özellikleri neler?"
"Otuz dört santim porsuk," dedim. "İçinde anka tüyü teleği var.Seninki?"
"Yirmi üç buçuk santim meşe," dedi. "Ejderha yüreği lifleri var..Amma uzunmuş asan.Otuz dört santim ha!"
"Asa büyücüyü seçermiş," dedim ve güldüm.Güçlü bir asa olduğunu biliyordum.
Tam o sırada,sanki asamı sınamak istermiş gibi iki tane dördüncü sınıf öğrencisi çıktı.Kavga ediyorlardı.Aralarına kalkan büyüsü yaptım,fayda etmedi.Birini sersemlettim,diğeri onu çözüp devam etti.
"Yeter bu kepazelik!" diye bağırdım.Kendilerine gelmiş gibi bana baktı ikisi de.
"Nedir bu düellonun şiddeti!" dedim. "Saatin kaç olduğundan haberiniz var mı?"
Bir anda bir tanesi şeytan dürtmüş gibi asasını kaldırdı.
"Kapışmaya var mısın?" dedi.
Ah,dedim içimden.Öyle lanetler biliyorum ki aklın hayalin şaşar.
Ama yine de...
"Tamam," dedim. "Beth düelloyu sen başlatır mısın?"
"Tom,bilmiyorum.." dedi hafif gülerek. "Geçen haftalarda düello kulübünde olanlardan sonra doğru olur mu?"
"Düello kulübü mü?" dedi diğer çocuk. "Sen şu eski Öğrenciler Başı'nı hastanelik eden kişi misin?"
"Evet," dedim.
"Umrumda değil!" dedi diğer çocuk katır inadıyla. "Korkmuyorsan gel!"
Korkmuyorsam ha?Ben daha bu yaz bir cinayeti işledim,okulda ise ikincisini.
"İyi başlayalım."
Beth,gülerek geldi ve seslendi
"Üç deyince,bir-iki-ÜÇ!"
"Rictusempra!"
Bu büyüyü yiyeceğimi sanmış gibi.
"Protego!Serpensortia!"
Ortaya aniden fırlayan yılan çocuğu şok etmişti.
Yılanı elime aldım,hızla koluma sarındı.
"Onu bana saldıttırmayacaksın değil mi?" dedi.Normal büyüdekine göre büyük olan yılanım,asamın gücünü kanıtlıyordu sanki.
"İstemiyorsan hayır," dedim.Gülmeye başladım.
"Şimdi buradan toz olun yoksa üzerinize salarım!"
Kaçtılar.Başımı arkaya atarak gülmeye başladım.
Bu kadar neşe bana fazlaymış gibi Avery geldi.
"Tom," dedi,bunu söylerken gözlerime bakamıyordu,kızacağımı düşünür gibiydi.
"Efendim?" dedim
"Profesör Slughorn seni çağırıyor." dedi. Korkmuştum.Bu bizim aramızdaki şifreydi.Kötü bir şey olduğunda kullanılırdı sadece.
"Geliyorum Beth," dedim "Biraz bekle."
Hızla Avery'nin yanına koştum.
"Kötü bir haberim var efendim," dedi Beth'e görünmeyeceğimiz bir mesafede.
"Ne gibi?" dedim.
"Saldırı." dedi "Jeremiah Marshall,Stanley Mulciber'a saldırdı.."

Açık açık hiçbir şey yapamazdım.Gizli gizli yapacaktım.
"Tamam Matt." dedim "Haber verdiğin için teşekkürler."
Hızla Beth'in yanına döndüm.
"Ne olmuş?" dedi merakla.
"Hiç," dedim "Aldığım bir ek ödevle ilgili.Ama aramızda kalsın çok gizli alıyorum bu ödevleri."
"Tamam," dedi.Onunla ilgili en sevdiğim özellikti bu.Asla üstelemezdi.
"Devam edelim mi?" dedim
"Elbette," diye yanıt verdi..
Birlikte aydınlık koridorun öbür ucuna kadar gittik..

Ama Jeremiah Marshall'ın sonu o kadar aydınlık değildi.....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:46 pm

Bölüm 11: Hastahane Kanadında..Tekrar..


Ben,Jeremiah'dan nasıl intikamımı alacağımı düşünürken,ardarda ekibime saldırı haberleri geliyordu.Üzerine bir öğrencinin -Anthony Zabini- kaybolduğu haberi de gelince,ben ihanetten şüphelenmeye başladım.
Ekibimden Anthony Zabini'yi sık sık Jeremiah ile görüyor,ama pek bir şey demiyordum.Ancak kayıp olduğu haberi..İşte benim bozulmaz yeminim..Bozarsan sadece ölmekle kalmazsın,yok olursun.
Gizli bir yer buldum zindanlarda.Bir kaç büyü ile ortalık toplandı.Herkesi çağırdım.
"Dostlarım," dedim "Korkarım ihanet ile karşı karşıyayız!"
"Kim?" dediler hep bir ağızdan.
"Anthony Zabini."
"Ne?" dedi kardeşi Alexander. "Şimdi bana onun yemini bozduğu için mi kaybolduğunu söylüyorsunuz?"
"Evet," dedim soğukkanlılığımı koruyarak."Aynen öyle."
Herkesten bir iç çekiş yükseldi.
"Bu," dedim hepsine tek tek bakarak "Hepinizin başına gelebilir.O yüzden sırlarımızı birilerine satmadan önce tekrar düşünün.
"Anthony sadece sırlarımızı satmadı,sizin kimliğinizin de açığa vurulmasını sağlamaya çalıştı.Bu büyük bir ihanettir ve affedilemez!
"Lütfen bir daha böyle bir şeye kalkışılacak olursa sonuçları iyi düşünülsün!"
Fırtına gibi terk ettim orayı.
Beth'i ortak salondan çıkarken yakaladım.
"Selam," dedim soluk soluğa.
"Selam,nereden böyle soluk soluğa?"
"Zindanda bir tur attım," dedim "Güneş ışığını pek sevmem."
"Ah öyle mi?" dedi bilmiyormuş numarası yaparak. "Öyleyse senin için üzgünüm,bu gün üç ders üst üste Bitkibilim var.."
"Bilmez miyim?Ortak derslerimizin her saatini biliyorum." dedim gülerek.
"Sen bugünlerde bir şeyler karıştırıyorsun ama...Neyse...Öğreniriz.." dedi.
Hayır öğrenemezsin çünkü hepimiz söylememeye yemin ettik.
"Öğrenmeyi cidden deneyecek misin?" dedim endişeli süsü verdiğim bir sesle. "Ama sürpriz mahvolacak!"
"Aaa tamam o zaman..."
Öylece gülerek Bitkibilim'e gittik.
Tam seranın kapısından içeri gireceğim sırada bir el beni arkamdan tuttuğu gibi yere fırlattı.
Profesör Miels'ın kuralları katıydı.O kapı kapandığı andan itibaren içeri giremezdiniz.
"Sen de kim-ah yine mi sen?Seni öldüreceğim artık!"
"Denediğini görmek isterdim!"
"İnan bana,istemezsin." Çünkü cinayet işlemek benim için yeni değil.
"Deneyelim!" dedi ve ilk hamleyi yaptı "Avada Kedavra!"
Gözünü hırs bürümüştü.Kendimi yere attım,lanetin başımın üzerinden geçtiğini hissetmiştim.
"Sersemlet!" hafif büyüler kullanacaktım çünkü kontrolden çıkarsam neler olabileceğini biliyordum.
"Protego!"
"Lanet olsun!Carpe Reflactum!" o da hazırlıklıydı gözlerini yummuştu.
"Siliapowla!"
Bu sefer bilerek hiç kımıldamadım.O günlerde kendime sıkça yaptığım ve içtiğim koruyucu iksirlerim vardı.Ama ona rağmen büyünün bende yaralar açtığını hissediyordum.
Ayağa kalktım.Hiçbir şeyim yoktu-kanamalar dışında.
"Carpe Retarctum!" büyüm onun kalkanını delip geçmişti bile.Şimdi ben onu sıkıyordum.
"Durun durun!" dedi Profesör Connors o sırada. "İkiniz de cezalısınız!Derslerinize."
Ama Jeremiah bana tekrar Siliapowla göndermeye kalkınca her şey değişti.
Tekrar başladık
"Hanera Ecylisa!"
"Sinare Siliare!"
Büyüler aynı anda çarptı yine.Bu sefer ayağa kalkamamıştım.İlk büyünün darbesi beni zayıflatmıştı..Son hatırladığım şey Beth'in camlı seradan fırlayarak yanıma gelmesi ve ağlamaya başlaması oldu.Ağlama diyecek kadar bile gücüm kalmamıştı.
Bayıldım..
Kendime geldiğimde,Beth başımda uyuyakalmıştı.Onu bir süre seyrettikten sonra,mırıldandım.
"Wingardium Leviosa!" yandaki yatağa yatırdıktan sonra tekrar yatağımda kaydım.Yüzümün üstüne dönerken oradaki iyileştirilememiş bir yaranın acısıyla elimde olmadan hafifçe inledim.Nasıl bir büyü yaptığını bilmiyorum,uzun süre düzelmedi o yara.Ta ki ben eski bir kitapta gereken iyileştirme büyüsünü bulana kadar.
Benim sesime gelen Madam Pomfrey
"Uyanmışsın," dedi. "Nasıl bir bünyen var senin?Tedaviler yarılanmamışken kendini toparlayabiliyorsun ki?Senin yerinde başkası olsaydı ölmüştü sanırım."
Her tarafımda dikişler vardı.Lanetin izleri hala kalmıştı ve kapanması için dikilmişlerdi.
Tekrar dikilecekken,Madam Pomfrey beni tekrar yatağa itti.
"Hayır yatacak ve dinleneceksin!Dikişlerin açılırsa sanırım bir daha dikemeyiz.Ah Profesör Dumbledore!"
Bir anda irkildim,dikişlerin verdiği acı ile yüzümü buruşturdum.
Dumbledore usul usul yanıma ilerledi.
"Seninle konuşmalıyım Tom," dedi.
"Buyrun efendim," dedim kendimi bir kez daha dikleştirmeye çalışıp yüzümü buruştururken.
"Anladığım kadarıyla Jeremiah ile bir tartışmanız daha olmuş."
"Evet efendim."
"Onun söylediğine göre sen başlatmışsın..Bu kavgayı değil,genel olarak."
"Ben başlatmadım efendim," dedim kendimi gözlerine bakmak için zorlarken.Bir anda son olay gözümün önünden geçti.Anlamıştım.Zihnefend yapmaya çalışıyordu.Zihnebend uyguladım ve istemediğim anıları görmesini engelledim,bir yandan da anlatıyordum.
"Her şey onun Beth'e yaptıkları ile başladı efendim.Ortak Salon'da bayıltıp zorla aşk iksiri içirmiş.Kısa bir sürede antidotunu hazırladık ama.." sesim burada kesilmişti. "Yani efendim benim yaptığım bir şey yok,onun hatasıydı."
Bir süre gözlerime baktı.Sanki benim gözlerim ile onunkiler arasında bir elektrik kıvılcımı çakacaktı..
"Sana inanıyorum Tom," dedi. "Ama Jeremiah'ı neyin bu hale getirdiğini anlamalıyız,yoksa önünü alamayacağız."
"Anlıyorum efendim."
"Şimdi sen biraz dinlen.Bu seferki lanetler bayağı kötüymüş,senin ona uyguladıkların da öyle.Çare bulabileceğini sanmıyorum.."
"Peki efendim."
"Son sorum şu,o lanetleri nereden öğrendin?Öyle lanet olduğundan şüpheliyim.Jeremiah'nınki kara büyü,ancak seninki ona da girmiyor.."
"Onlar benim icatlarım efendim.Bunlar karşımdaki bana ağır zarar vermişse yaptıklarım.Normal ve faydalı işler için de büyülerim var.Mesela Uyuşturma Büyüsü..Ağır yaralarda kullanılmak için..Sanırım ilk kendimde deneyeceğim." dedim gülümsemeye çalışırken tekrar bir acı hissederek.
Tam o sırada Selwyn koşa koşa geldi.
"Tom,Profesör Dippet seninle görüşecekmiş birazdan."
"Sağol Eddie."
Selwyn giderken Dumbledore'da ayağa kalktı.
"Ben de gidiyorum zaten Tom,kendine dikkat et.."

O oradan giderken ben de onun Zihnefend'ine karşı alınacak önlemleri düşünüyordum.
"Ah,Tom,uyanmışsın buna sevindim!"

Bu Profesör Armando Dippet'ın sesiydi..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:47 pm

Bölüm 12:Kabuslar

Profesör Dippet'ın sesini duymamla sanki vücudumdaki tüm yaralar yeniden açılmış gibi oldu.Aklıma ilk gelen,Jeremiah'nın konuşup benim yasa dışı bir örgüt oluşturduğumu söylemiş olmasıydı.
"Ah Tom uyanmışsın,buna sevindim."
"Buyrun efendim?" dedim saygıyla.
"Seninle son olaylar hakkında konuşmak istiyordum.Özellikle Düello Kulübünde olanlarla ilgili."
Yanıt vermedim.
"O gün Jeremiah Marshall'a yaptığın büyüyü nereden öğrendiğini sorarak başlamak istiyorum."
"Benim icadımdı efendim."
"Çok şey bildiğini biliyorum evlat,ancak o kadar güçlü bir büyüyü on altı yaşında bir gencin icat etmiş olmasına inanmam,biraz zor."
"Kendi icadım olduğu konusunda sizi temin ederim efendim.Ancak o büyüyü,sadece karşımdaki de bana büyük bir lanet yaparsa kullanmayı planlıyordum."
"Peki ya bugünki?"
"O da benim icadım efendim.Bu büyüde ise gerçekten zor durumda kalmıştım.Bir kaç saniye önce o da bana Affedilmez Lanet uygulamaya çalışmıştı."
"Affedilmez Lanet mi?"
"Ölüm Laneti,efendim.Avada Kedavra."
"Buna inanamıyorum."
"Tersine büyü etkisi kullanabilirsiniz."
"Anlıyorum.Sen biraz daha dinlen,çok ağır kara büyülere mağruz kalmışsın."
"Teşekkür ederim efendim."
O odadan çıkarken,ben düşünüyordum.Daha ağır büyülerim de vardı.Onları kullansaydım ne olacaktı?Sanırım Jeremiah en iyi ihtimalle felç olurdu,geri dönüşü olmayacak şekilde.
Hastane Kanadından beklenenden daha erken çıktığımı söyleyebilirim.Tam iki hafta orada kalmıştım.Yoğun iksir tedavisi,değişik büyüler...Tam iki hafta boyunca devam etmişti.En sonunda hastane kanadından çıkabilmiştim.Ancak yüzümdeki yaranın izi geçmemişti.
"Eski bir lanet," demişti Madam Pomfrey. "Kalıcı bir hasara yol açmış,gene de bu kadar az iz kaldığı için şanslısın."
Hastane kanadında bir ay kalmam beklenirken bu kadar erken çıkmam herkesi şaşırtmıştı.Yalnız hala bazı sorunlar vardı,yaptığım hiçbir iksir düzeltemiyordu durumu.
Derslere kaldığım yerden devam ettim.Bayılmadan önceki neredeyse pek çok şey silinmiş gibiydi aklımdan.Ta ki ertesi sabah Profesör Connors'ın baykuşu gelene dek.

"Mr.Riddle
Cezanız bu akşam saat yedide başlayacaktır.Lütfen o saatte kütüphanenin önünde olun."

Bir anda her şey sel gibi geri geldi.Son lanetler.Profesör'ün gelişi,ceza verdiğini söyleyişi...Kan kaybından ölecek duruma gelmem...
O akşam saat yedi çabucak geldi sanki.Kütüphanenin önüne gittiğimde Madam Pince yanıma geldi.
"Ah,sensin demek..Bunca yıldır bu okuldasın,bu ilk cezan sanırım."
"Evet," dedim kendimi savunurcasına.
"Eh,görevin buradaki kitapları sıraya dizmek." dedi. "Kara Büyü bölümündeki."
Birden cezaya olan ilgim arttı.Kara büyü bölümündeki kitapları ben yerleştirecektim.
"Ne zaman başlıyorum?" dedim ilgimi saklayarak.
"Hemen,şimdi."
Hızla içeriye geçtim.Büyüyle yapmam hem kolay olurdu,hem de kendimi zorlamamış olurdum ancak....
Asıl merak ettiğim yere gelene kadar büyüyle düzenledim..
Sonrasında okuduğum kitaplar ise dehşet vericiydi..Bundan zevk alıyordum.
İşimi bitirince yatakhaneye gittim.O kadar yorgundum ki hemen uykuya daldım...
Ancak o gece hiç uyuyamayacaktım.
"Sen de kimsin?" dedi her türlü duygudan yoksun bir ses.
Bu soruya pek çok yanıt verilebilirdi.
"Tom Riddle." dedim katı bir sesle.
"Hayır," dedi "Senin kendi içinde kim olduğunu soruyorum ben."
"Lord Voldemort," dedim.Cevap birden ağzımdan dökülmüştü.
"Harika,gerçekten harika..Peki o zaman Voldemort,ölümsüz olmak istiyorsun,doğru mu?"
"Sen bunları nereden-?"
"Ben pek çok şey biliyorum..Mesela Sırlar Odası'nı açan kişinin sen olduğunu,Slytherin soyunun son temsilcisi olduğunu...Ve kendini ölümsüz hale getirmek için neleri feda edebileceğini.."
"Peki neden bunları bana anlatmak için zahmet ediyorsun ki?Ben bunları zaten biliyorum!"
"Böyle sinirli olmaya gerek yok..Ben sadece sana ölümsüz olmak için asıl yapman gerekenleri söyleyecektim.."
"Ne?!"
"Ah,evet.Sanırım şimdi ilgini çekmeyi başardım." bir asa çekti. "Önce başkalarına çektirdiğin acıyı sen de tatmalısın." asasını salladı
"Hayır!"
Çok büyük bir acı,hayal edilemeyecek bir işkence...Ve garip olarak ben bundan zevk alıyordum.Beni haykırtmak hoşuna gidiyor olmalıydı,çünkü ben bağırdığım zaman o kahkahalar atıyordu.
En sonunda bıraktı.Nefesimi zorla içime çekerken seslendi
"Şimdi gidebilirsin!Fakat başka bir gece,tekrar geleceksin."

Acı içerisinde uyandım.Yatağın yanındaki aynaya uzandım..

Gördüğüm şey beni kilitledi...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:48 pm

Bölüm 13:Kabusların Gerçekliği


Yatağın yanındaki aynaya uzandım..

Gördüğüm şey beni kilitledi..

Gözlerimin rengi değişmişti.
Kıpkırmızı olmuşlar,göz bebeklerimde dikeyleşmişti.Emin olmak için iyice baktım.Fakat daha sonra dikkat ettiğim şey..Yüzümdeki yara...Üzeri simlenmiş gibi parıldaması..
"Bu bir rüya," dedim kendi kendime."Gördüğüm rüyanın etkisinde kaldım." Saate baktım,üçü gösteriyordu.
"Uyumalıyım," dedim "Tekrar uyumalıyım,kalktığımda bunların hepsi düzelecek."
Tekrar yatağıma yattım..
"Seni bu gece bir daha beklemiyordum!"
"Sen de kimsin ve burası neresi?" diye haykırdım öfkeyle.
"Burası Karanlık Şûra!" dedi o ses "Ve ben de bu şûranın başkanıyım!"
"Peki ben niye buradayım?!"
"Çünkü sen de buraya katılmaya hazırlanıyorsun!Bu basamaklardan içeri geç!"
Adım adım ilerlerken karanlık yüzünden bir şey görememeye başladım,en azından ilk başta.Soğuktu,çok soğuk.İlk on basamak boyunca kendimi kontrol edebildiysem de kalanında titremeye başladım.Her tarafta alevler vardı,inanılmayacak kadar fazlaydı meşale sayısı ancak ben buna rağmen üşüyordum.Karanlık dağılmıştı onun yerine daha önemli bir sorun vardı : soğuk.
Elimi cebime attım,asamı aldım ve elimin üzerine yakıcı olmayan ancak yeterince ısı veren bir ateş yaktım.Fayda etmedi.Hala ilk olduğu kadar soğuktu.
"Bu bir illüzyon," dedim kendi kendime. "İllüzyon.Gerçek sanırsan gerçek olur,bu bir yanılsama."
Titreyerek,dişlerim takırdayarak basamakları çıkmaya devam ettim,ancak vücudumun uyuşmaya başladığını hissediyordum.Hayalde yürür gibiydim,yürüyordum ama nereye gittiğime bakmıyordum.Bir süre sonra bir yol ayrımıyla karşılaştım.
"Üç yolun var," dedi bir ses. "Hepsi Karanlık Şura'ya çıkar ancak,ilkinde yol zahmetsizdir,kazancın olmaz.İkincisinde yol engebelidir,o an ne istersen onu elde edersin.Üçüncüsünde ise soğuk daha şiddetlidir ama ölümsüzlüğe kavuşursun."
Bir an durup düşündüm.Burada ölme tehlikem yoktu,geride Hortkuluğum vardı.Ve ölümsüzlüğe kavuşabileceksem,üçüncü yoldan gidecektim.
O tarafa yürümeye başladım.
"Sen-ne yaptığını sanıyorsun?" dedi o ses,panik seziliyordu.
"Ölümsüzlüğe gidiyorum."
"O yolda ne gibi işkenceler görebileceğin konusunda hiç bir fikrin yok."
Durdum ve omuz silktim
"Umrumda bile değil."
Yürüdüm.Ne kadar süre bilmiyorum,sadece yürüdüğümü biliyorum.Bazen çok soğuk oluyordu,donuyordum.Bazen ise yakıcı ateşe maruz kalıyordum.Aklıma yerleşmiş tek bir fikir vardı: Bu bir illüzyon.
Dikenli yollar,şiddetli işkenceler...Her tarafımdan kan damlıyordu.Umrumda değildi,buraya kadar gelmişken pes edemezdim.Ben kendi içimde bunları düşünürken önüme bir kapı çıktı.
"Artık hazırsın," dedi bir ses.Sıcak bir sesti bu.
"Neye?" dedim mecalsizce.
"Şûraya katılmaya."
"İyi," dedim "Buraya geldiğime değecek sanırım."
Kapı açıldı.
İçeri girdim..
Siyah,dikdörtgen bir masa.Etrafında oturan bir çok cadı ve büyücü.Hepsi son derece resmi görünüyordu.
Benim aklımda ise o an şunlar vardı.
"Lanet olsun," diyordum kendi kendime. "Üstüm başım perişan halde.Her tarafım kanlar içinde."
Elimi gözümün önüne getirdim.Garip olanı hiçbir yara yoktu.
"Bunların bir illüzyon olduğunu düşünürken haklıydın.Ama burası..İşte burası gerçek.
"Buraya katılan en genç üye sensin."
"Peki neden?"
"Çünkü senin yeteneğin var.Ve özel bir gücün."
"Anlıyorum."
"Ama artık gitsen iyi olacak.Daha sonraki günler sana çeşitli yollarla haber ulaştıracağız."
"Peki."

Sıçrayarak uyandım.Bir süre etrafıma bakındım,burası Hogwarts değildi.
Başımdaki adam seslendi
"Uyandı!"
"Neredeyim ben?"
"St.Mungo evlat," dedi adam."Yaklaşık iki gün boyunca uyanmamışsın,bir de her tarafın yara bere içinde kalmış.Okul çaresizdi."
Ellerime baktım,çiziklerle doluydu,karşıda bir ayna vardı.Bakmaya çalıştım.
"Dur," dedi Şifacı diğer Şifacılar içeri girerken."Ona şimdi bakmak isteyeceğini pek sanmıyorum."
Yatağımın yanında duruyordu asam,elime aldım sözleri söyleyecekken ayna elime geldi.
Gözlerim düzelmişti ancak,yüzüm...Her tarafında derin yaralar vardı..
"Bu daha tedaviye yeni başladığımız hali," dedi Şifacı. "İlk halini görmemen iyi olmuş yoksa korkudan ölürdün."

Bu sözlerin sonunda gözlerim karardı ve bilincimi kaybettim
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:48 pm

Bölüm 14 : Ölümcül ve Ölümsüzler

Kendime geldiğimde hava kararmıştı.Etrafıma bakındım.Asamı elime aldım ve fısıldadım
"Lumos!"
Odada benden başka kimse yoktu.
Dışarıya bakmak için çıkmak istedim ancak çok yorgun hissediyordum kendimi.Vücudum çok kırgındı,etrafımı çok iyi göremiyordum.Tekrar uyumaya karar verdim.
"Evet,Voldemort.Orada neler olduğunu bize anlatır mısınız?"
Ve ben konuşmaya başladım.
"Yola ilk çıktığımda her yerin soğuduğunu hissettim.Soğuk,gerçekten çok soğuk.İlerledim.Her yerde alevler vardı ancak sıcaklığı emiyor gibiydiler.Asamla başka bir alev yarattım ancak onun da yardımı olmadı.Devam ettim ve önüme bir yol ayrımı çıktı."
"Üç yoldan birini seçmeniz gerektiği söylendi.Birisinde yol düzdü ve kazancınız yoktu,diğerinde engebeler vardı ancak istediğiniz bir şeyi elde edecektiniz,üçüncüsünde ise işkence vardı ama ölümsüz olacaktınız.Siz üçüncüyü seçtiniz."
"Evet.Ve bana bunları anlatan ses bana oraya gitmememi söyledi.Umursamayarak devam ettim.Tekrar soğuk.İlkinden de soğuk.Alevler sanki içine atlamanızı beklermiş gibi yanıyor ancak sıcaklık yok.İlerledikçe ısınmaya başlıyor.Bu sefer de aşırı sıcak.Alevlerin değdiği yer yanıyor.İlerledikçe şiddetleniyor.Sonra tekrar soğuk,tekrar sıcak.Bir süre böyle devam ettikten sonra dikenli bir yol.Yaptığınız hiçbir büyü fark etmiyor.İçinden yürüyerek geçmek zorundasınız.Orayı aştıktan sonra ise lanetler..Sanırım en kötüsü oydu.Ölümcül lanetler.Kaçmaya çalışmak gerçekten zordu.Ama ne kadar kaçmaya çalışırsanız çalışın bir kaç lanet mutlaka isabet ediyor.
"Tekrar dikenler,tekrar soğuk,tekrar alevler,tekrar soğuk ve tekrar lanetler...Sonunda kapıya ulaşıyorsunuz."
"Garip olan," dedi masanın başında oturan büyücü "Neden o yolu seçtiğin.Zaten ölümsüzlük için çalışıyordun.Ruhunu parçalayarak da olsa bunu başarmıştın.Neden?"
"Kaybedecek bir şeyim yoktu," diye cevapladım."Ölemezdim zaten-"
"Yeter!" başka bir büyücüydü bunu söyleyen."Daha on altı yaşında bir gencin ruhunu böldüğüne,dört cinayet işlediğine inanmamı mı bekliyorsunuz?Üyeliği kabul edilemez!"
"Peki o zaman kapıya kadar nasıl geldiğini açıkla!" dedi bir kadın.Sesinden hatırlamıştım.Kapının oradaki kadındı bu."O kadar iyi değilse bunu açıkla!"
"Tesadüf!"
"İzninizle," dedi masanın diğer ucundaki cadı "Konuşmak istiyorum."
"Buyrun."
"Bu delikanlı," dedi cadı. "Bir Konsey üyesi olmak için gereken her şeye,hatta fazlasına sahip.Aranızda Çataldili konuşabilen kaç kişi olduğunu sormak istiyorum."
"Çatalağızlık sonradan öğrenilebilir!" dedi itiraz eden."Benimle düello etmesini talep ediyorum.On dakika içerisinde hayatta kalırsa Şuraya katılabilir."
"Bu kabul-!"
"Kabul ediyorum." dedim sûkunetle."Çok isteniyorsa düelloya hazırım."
"Peki o zaman," dedi diğer kadın. "Sizi arenaya götüreceğim."
Arena gördüğüm en büyük podyumdu.Bir ucuna ben,diğer ucuna itiraz eden adam çıktı.
"Başlıyoruz," dedi masanın başında oturan adam. "Üç deyince-bir-iki-ÜÇ!"
Adam bana sözsüz bir büyü gönderdi.Kendime gümüş bir kalkan yarattım.Kalın,her yeri sarsan bir ses duyuldu.Ben de asamı salladım,sözleri söylemek yok,içinden.Özel lanetlerimden birini yollamıştım.
O da bir kalkan yarattı.Büyü sekip başka bir yere gitti.
Artık kalkanların arkasından savaşıyorduk.Bir büyüsü kalkanımı parçaladı.Öfkenin tüm vücudumu ele geçirdiğini hissettim.Gönderdiğim büyü kalkanını parçaladıysa da ötesine geçemedi.Ama ben devam edecektim.Onu sadece yaralayacak özel büyülerimden birini yapacaktım.Sessizce asamı salladım.Asadan yılan gibi fırlayan ışın adamın göğsüne çarptı.
"Yeter!" dedi masanın başında oturan cadı. "Bu düello burada bitmiştir.İnebilirsiniz."
Ben ona bakmadan arkamı dönüp aşağı inerken arkamdan bir lanet çarptı,bıçak gibi delip geçti sanki bedenimi.
Kısık bir sesle "Ne?" diyebildim.O anda o yaranın önemi yoktu.Arkamı dönüp haykırdım
"Taresa Selanes!" der demez pişman oldum,o çok ağır bir lanetti.
Büyü adama çarparken podyumun merdivenlerine yığıldım.
Üyeler bizi sedyeler ile bir yere götürdüler.Konuşamayacak haldeydim ancak olan biten her şeyi de fark ediyordum.
"Çocuk nasıl bir lanet yapmış?" dedi bir büyücü."Bu kadar ağırını ömrüm boyunca görmedim.Kendi icadı değil mi?"
"Evet," dedi başka bir tanesi. "Çünkü kaynaklarımızın hiçbirinde yoktu,olsa ben bilirdim."
"Peki ona ne oldu?" dedi diğeri.
"Bilmiyorum,Haleas çok ağır bir büyü kullandı."
'Ben iyiyim,' demek istedim,ancak onu diyebilecek gücüm bile kalmamıştı.Gözlerimi iyice açıp etrafa bakmaya başladım.
Bu sırada iki siyah giyimli adam yanımıza geldi.Birisi Haleas denen adamın yanına gitti,birisi benim yanıma geldi.Nabzımı kontrol etti.
"Yara çok derin," dediğini duydum."Güçlüymüş,ölmediğine sevinmeli."
"Ama burada durum kötü," dedi diğer adam."Kan kaybı çok fazla.Engellemeye çalışacağım."
Diğer adam bana bir iksir içirdi.İksirin tadı berbattı ama içmemek için yapacağım hiçbir şey yoktu.Daha sonra asasını sallayarak yaranın kapanmasını sağladı.Bir iksir daha içtim.O zaman kendime geldim.Kendime geldiğim an,o dünyadan çekildim sanki,çevremde bağırışlar vardı.En sonunda bazılarını net olarak seçmeye başladım.
"Çok eski bir lanet bu,kim yaptı ki bunu?"
"Bilmiyorum.Kan tazeleyici iksir verin,saat başı!"
"Kanama durmuyor,tehlikeli boyutta!"
ve bir ses daha..Beni kapıdan içeriye alan kadının sesi..
"Tanışmaya fırsatımız olmadı Lord Voldemort," dedi. "Ben Nemesis..En azından böyle tanınıyorum.."
"Merhaba.." dedim fısıldar gibi.
Bunu dememle bir Şifacı bağırdı
"Sayıklamaya başladı!"
"Gerçekten sayıklıyor muyum?" dedim halsizce.
"Hayır,beni senden başka kimse duyamaz.."
"Ölüyor muyum peki?"
"Hayır..Hepsi geçecek..Sen sadece gözlerini kapat...Gerisini ben halledeceğim..."
"Tamam..." dedim. "Görüşmek üzere."
"Görüşeceğiz,daha iyi zamanlarda..Buna inan yeter.."
Gözlerimi kapattım...Ve gördüm..

Beth....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:49 pm

Bölüm 15 : Rüyalar Gerçeklere Karşı

Ama imkansızdı,Beth burada olamazdı.Ya da ben onun yanında olamazdım..

Sadece gözlerini kapat..

"Evet,kendine geliyor.."
"Neredeyim ben?"
"Şûra binasındasın."
"Her şey birbirine karıştı.."
"Efendim?"
"Hayaller ile gerçekler..Neyin hayal neyin gerçek olduğunu kestiremiyorum artık.Bir an St.Mungo'da uyanıyorum,bir an burada.."
"Hepsi gerçek Voldemort," dedi Nemesis."İki tarafta yaşadıkların da gerçek..Fakat buraya gelişlerini ayarlamak,biraz sana zarar veriyor."
"Nasıl yani?"
"Burada yaşadığın her şey bedenine de yansıyor.Aslında buradaki sadece zihnin..Üyeliğini tam olarak onayladıklarında bunlara gerek kalmayacak.İstediğin zaman geleceksin ve buradaki hiçbir şey bedenine yansımayacak."
"Anladım."
"Sürekli Beth isminde birini sayıklıyordun.Özel olmazsa sormak istiyorum Beth kim?"
"Kız arkadaşım," dedim gururla.
"Güzel kızmış."
"Siz nereden-?"
"Rüyalarını görebiliyoruz." dedi."Sürekli onu düşünüyorsun sanırım."
"Evet."
"Onun da rüyasına girmiş olmalısın," dedi. "Bu kadar yoğun düşününce olur bazen."
"Umarım beni bu kadar rezil bir halde görmemiştir."
"Ona görünmeyi bu kadar çok mu istiyorsun?"
"Eh,istemediğimi söyleyemem."
"O zaman sana yardımcı olurum,ama şu anda değil.Şu dolap kıyafetlerini ayarlamak için bekliyor.Nasıl istediğine konsantre ol yeter."
"Tamam."
"Seni biraz yalnız bırakayım.Kapının önündeyim,bir şey olursa çağır."
O odadan çıktı.Ben bir süre etrafı inceleyip yataktan çıktım.Anında başım döndü,ama normal durmayı başardım.Dolabın yanına gittim.Okul üniforması gibi olmasını istiyordum.İçte ceketli takım,üste pelerin.Dolap bir ışıkla parladı,tam istediğim kıyafet oradaydı.
Hızla giyindim.Aynada üstümü kontrol ederken yüzümdeki yaranın geçtiğini gördüm.Dışarı çıktım.Nemesis gerçekten beni kapının önünde bekliyordu.
"Bu taraftan." dedi ve yürümeye başladı.Ben de rüyada gibi onu takip ettim.
Uzun,büyük ve siyah bir kapı vardı.Nemesis gelince açıldı,ben de onun peşinden içeriye girdim.
Nemesis masadaki yerini alırken yüzüme çok parlak bir ışık vurdu.
"Lord Voldemort adı ile bilinen gerçek adı Tom Marvolo Riddle olan kişi.On altı yaşında,Hogwarts'ta Slytherin binasında okuyorsun,doğru mu?"
"Evet."
"Ruhunu bölerek ölümsüzlüğe ulaşmak istiyorsun ve bu yolda iki tane Hortkuluk yapmışsın doğru mu?"
"Evet."
"Yaptığın en kuvvetli zehiri söyle."
"Ölümcül Hatıra.Bir şişe panzehir,iki üç damla zehire etki ediyor."
"İcat ettiğin en ölümcül büyüyü söyle."
Durup düşündüm.En ölümcülü...Bu olsa olsa
"Serpenta Teyase.En kuvvetli kalkanı bile delip geçer ve delip geçtikten sonra kalkanın sahibini felç edecek gücü kalır."
"Yeterli.Şura karar verene kadar çıkabilirsin."
Kapılar büyük bir gümbürtüyle açıldı.
Dışarı çıktım.
İçeride ise tartışılıyordu.
"Ben Karanlık Şûra Başkanı Gelarwand adı ile tanınan Edward Silana.Dünya'ya karanlığımızdan bir parça daha vermek için aramıza katmak istediğimiz Lord Voldemort adı ile tanınan Tom Marvolo Riddle'ın üyeliğini oylayacağız.Tüm üyeler kararlarını teker teker açıklayacak.Söz almak isteyenler?Evet,Nemesis?"
"Ben Karanlık Şûra Üyesi,Nemesis adı ile tanınan Gabriel Angelheart.Lord Voldemort adı ile tanınan Tom Marvolo Riddle'ın üyeliğini onaylıyorum."
"Bir kabul oy.Başka?Evet Haleas?"
"Ben Karanlık Şûra üyesi Haleas adı ile tanınan Alexander Miel.Lord Voldemort adı ile tanınan Tom Marvolo Riddle'ın üyeliğini onaylıyorum."
"İki kabul oy.Başka?Evet,Sinarela?"
"Ben Karanlık Şûra Başkan Yardımcısı Sinarela adı ile tanınan Victoria Lawrence.Lord Voldemort adı ile tanınan Tom Marvolo Riddle'ın üyeliğini onaylıyorum.."
Onlar bu şekilde devam ederek tam yarım saat geçirdiler.Birden bir ses duyuldu.
"İçeri girebilirsin."
"Lord Voldemort olarak tanınan Tom Marvolo Riddle,artık Karanlık Şûra'nın üyesisin."
"Teşekkür ederim,bu büyük bir onur."
"Şura üyesi olduğunu göstermek için ne kullanmak istersin?"
"Asamı."
"Özellikleri neler?"
"Otuz dört santim porsuk,anka telekli."
"Tamam,onu buraya getir."
Asamı masaya götürdüm.Yanına bir anahtar koyuldu.Şura başkanının asasını sallaması ile ikisi birleşti.
"İşlem tamamlandı genç Lord." dedi Gelarwand. "Çıkman için Nemesis sana yol gösterecektir."
Nemesis oturduğu yerden kalktı ve bana doğru yürüdü.Yanıma gelince bana
"Beni izle," dedi.
Rüyada gibi onu izledim.
İlki gibi siyah bir kapının önüne geldik.Anahtar deliği vardı.
"Asanı buraya yerleştir,ondan sonra gidebilirsin."
"Teşekkür ederim."
"Önemli değil.Bundan sonra sık sık görüşeceğiz.."
"Umarım.."
Asamı oraya yerleştirdim ve kapı açıldı.Asamı alıp kapıdan yürüdüm.Uyandığımda St.Mungo'daydım..
Yatağın her tarafı kanlanmıştı,elimi yüzüme götürdüm,iz gerçekten geçmişti.Kapıdaki iki şifacının konuşmalarını duydum.
"Kan kaybını önledik ancak çok ateşlendi,şimdi ateşinin düşmesini bekliyoruz."
Hafifçe yatakta dikleşerek aynaya baktım.Gözlerim kızarmıştı,burnum kanamıştı.Tüm kanın sebebi o olmalıydı.
"Artık geçecek," dedim. "Çünkü artık oraya sadece uyuduğumda gitmek zorunda değilim.."

Gülümsedim..

Karanlık Şûra Üyesi Karanlık Lord Voldemort'tum artık..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:50 pm

Bölüm 16:Geri dönüş

Biz okuldayken,dışarıdan kötü haberler gelmeye başlamıştı.

"Grindelwald tekrar saldırıyor!


Londra'da yapılan saldırılarda,16 Muggle,7 Muggle Doğumlu Büyücü öldürüldü.Bakanlık,saldırıların arkasında Grindelwald'ın olduğunu düşünüyor."

"Şunu okudunuz mu?!" dedi Christopher Black.
"Neyi?" dedik Frank ve ben.
"Grindelwald yine saldırmış.Bakanlık onun Karanlık Sanatlar konusunda çok iyi olduğunu düşünüyormuş."
"Olamaz," dedim sesli bir şekilde.
"Efendim?" dedi Beth.
"Yok bir şey," dedim."Sadece olamaz,bu çok kötü demek istemiştim."
Aslında kastettiğim onun Karanlık Sanatlar başarısının çok iyi olmayabileceği,çünkü onu Şûra'da görmediğimdi.
Hogsmeade'e gideceğimiz o hafta sonu,Şûraya gidip bunu sormayı düşünüyordum.
"İlk dersiniz ne?" dedi Christopher.
"Karanlık Sanatlara Karşı Savunma."
"Tamamen saçmalık." dedim.
"Niye?" dedi Beth şüpheli gözlerle bana bakarak.
"En azından bizim öğrendiğimiz şekliyle," dedim."Kabul et Beth,bize öğrettikleriyle dışarıda,Karanlık bir büyücüyle on dakika bile düello edemezdik.Connors bu işi beceremiyor."
"Siz ondan seneye kurtulacaksınız," dedi Frank."Yedinci sınıflara farklı öğretmen giriyor,ancak Profesör Merrythougt bu sene emekli oluyor."
Ben bunu zaten biliyordum.
"O nasıl bir öğretmendi ki?" Beth meraklanmıştı.
"İyiydi,basit ama etkili büyüler öğretirdi."
Kahvaltıyı bitirip sınıfımıza doğru yol aldık.
"Bugün bir değişiklik yapacağız," dedi Profesör Connors. "Bütün sene öğrendiklerinizi test edeceğiz,benimle düello edeceksiniz."
"Ne?!" dedi Gryffindorlu bir kız olan Natalie Edwards."Si-si-sizinle mi?"
"Evet,Miss.Edwards.Merak etmeyin fazla ağır büyüler yapmayacağım,ilk kim denemek ister?"
"Ben!" dedim.
"Tamam öyleyse Mr.Riddle,tam karşıma geçin ve pozisyon alalım."
"Peki."
"Üç deyince." dedi. "Bir-iki-üç!"
İlk büyüyü ben yaptım.
"Carpe Reflactum!"
Kendine bir kalkan yarattı,büyünün bana etki etmesi gerekirdi ancak ben de kendime bir kalkan yarattım,gümüş.Şûra'da Haleas ile düello ederken kullandığımı.
Sözsüz bir büyü gönderdi,büyü kalkanımdan geri sekti.Madem sözsüz büyü kullanıyordu,öyle olsundu.Ben de sözsüz büyü kullanacaktım.
Sözleri söylemek yok,içinden. "Impendimenta!"
Normal Kalkan Büyüleri,çok dayanıklı değildir,büyüyü gönderen güçlü bir büyücü ise kalkanı delip geçebilir,ancak bu büyü çok güçlü değildi.Sadece kalkanı deldi.
Onun asasının küçük bir hareketiyle bana doğru kırmızı bir ışın geldi.Sersemletme veya Silahsız Bırakma büyüsüydü.Ancak ışığının yoğunluğundan kalkanımı delebileceğini hissetmiştim.Öyle de oldu.
Tekrar kalkan,kalkanın arkasından büyü.O da benim kalkanımdan yarattı kendine,tekrar kalkanların arkasından savaşıyorduk.Bir büyü daha,bir büyü daha,ders sonuna kadar böyle devam ettik.Zil çaldığı anda büyülerimiz aynı anda kalkanlarımızı parçalamıştı.
"Tom," dedi Profesör Connors. "Seninle biraz konuşmalıyız.Diğerleri,siz çıkabilirsiniz."
"Buyrun Profesör," dedim masasının önüne giderek.
"Otur lütfen."
Dediğini yaptım.
"Tom," dedi. "Karanlık Şûra'ya katıldığından beri kendini daha iyi kontrol ettiğini gördüm.Bu güzel bir şey."
"Siz nereden-?"
"Ben de oranın üyesiyim."
Şaşırıp kalmıştım.Profesör Connors oranın bir üyesi miydi yani?!
"Peki bir şey sormak istiyorum,Grindelwald'da buranın bir üyesi mi?"
"Hayır,o bunu reddetmişti.Senin kendini kontrol ettiğini görünce,iyi ki de olumlu bir oy kullanmışım diyorum.Sanırım Şûra'da bu hafta bu olayı anlatabilirim.Seni tavsiye eden bendim.Özellikle Düello Kulübü'ndeki ve Bitkibilim seralarının ardında yaptığın büyüleri gördükten sonra aklıma geldi bu.Tabii,Haleas biraz acelecidir,senin gücünü kanıtlamak istiyordu."
"Peki sizin isminiz neydi?"
"Phobos-"
"Hades'in yardımcısıydı yanlış hatırlamıyorsam.Korku."
"Aynen öyle,dersine iyi çalışmışsın."
Gülümsedim.
"Çıkabilirsin.Bu pazar bir toplantı var,merak etme senin yerine mazeret uydurulacak."
Hızla çıktım,bahçede Beth'i buldum.
"Ne olmuş?" dedi.
"Önemli değil tebrik etti sadece."
"Bu hafta sonu Hogsmeade'e geliyor musun?"
"Hangi gün?"
"Cumartesi."
"Elbette."
"Tamam o zaman,nereye gidelim?"
"İstediğin her yere gidebiliriz..." sarıldım.
"Peki,Üç Süpürge nasıl mesela?"
"Sen istiyorsan harika."
"Kontrolü elime fazla veriyorsun Tom,buna alışırsam sonun fena olur." güldü.
"Benim için fark et-."
"Beth!" dedi sınıf arkadaşımız Chelsea Noralen."Quidditch Antrenmanında kaza olmuş!Tüm takım hastanede!"
Beth'in başı döndü,bayıldı.Düşmeden önce onu son anda yakaladım.Asamı zorlukla çekerek onu uyandırmaya çalıştım.İşe yaramayınca da büyü ile sedye yaratıp Beth'i üzerine bıraktım.
"Chelsea,ne olmuş?" dedim hızla hastane kanadına giderken.
"Bilmiyorum Tom," dedi Chelsea üzgün üzgün başını iki yana sallarken."Tek bildiğim bir sorun olduğu çünkü hepsinin süpürgeleri aynı anda yere düştü.Ancak en büyük darbeyi Chris ile Frank aldılar,onlar çok yüksektelerdi."
"Birden mi oldu?"
"Evet,Chris bir Bludger'ın peşindeydi,Frank ise Snitch'i ararken çok yukarıya çıkmıştı.Birden sanki büyüleri tükenmiş gibi tüm süpürgeler baş aşağı inmeye başladı.Yanlarında asa taşımıyorlardı,biz de şaşırdık.Son anda yere Yastık Büyüleri yaptık ard arda ancak..."
Hastane kanadına gelmiştik.Beth'i hemen bir yatağa yerleştirdim ve Madam Pomfrey'e Frank,Christopher ve diğerlerinin nasıl olduğunu sordum.Diğerleri iyidi,ancak Frank ve Chris'in durumu kötüydü.
Oradan ayrıldım.
Hızla koşarak Connors'un odasına gittim.
"Bir iksirimi kullanmak istiyorum," dedim direkman.
"Ne gibi?"
"Binamızdaki iki öğrenci üzerinde iyileştirme iksirlerimden birini.Yardımınız gerekiyor."
"Sana ben yardım edemem,ancak bir kişi edebilir,onu da Şûra'dan çağırmamız gerekir."
"Kim?"
"Nemesis.Şûra'nın sağlık işleriyle de o ilgilenir."
"Tamam."
Hızla yatakhaneye çıktım,bana verilen iletişim aracının üzerine asamı yerleştirdim ve sayfalar açıldı.
"Nemesis,acil yardımın gerek." yazdım.
"Evet Voldemort," diyen sesi az sonra duyuldu.
Olayı acele bir şekilde anlattım.İksirimi inceledi ve
"Tamam," dedi."Sana yardım edeceğim."
Ve önümden yürümeye başladı.
Onu gören herkes yolunu çeviriyordu.Hastane kanadına gittiğimizde de böyle oldu ve ben iksiri Chris ile Frank'e verdim.
"Bir hafta içinde düzelirler merak etme.Bu arada,benden sana küçük bir iyilik Voldemort." elini salladı ve Beth uyandı.
"Sağol," dedim içimden minnetle.
"Önemli değil Voldemort."
Gitti.
"Tom?" Beth etrafına bakınıyordu.
"Efendim sevgilim?"
"Bana ne oldu?"
"Sadece bayıldın." elimi saçlarının arasından geçirdim."O kadar,Frank iyi merak etme."
Ben bunu söylerken içeriye bir baykuş girdi,Beth'e doğru geldi.Beth mektubu okudukça bembeyaz oluyordu.
"Beth,ne oldu?" dedim endişeyle.
"Kötü haber," dedi."Frank'in kız kardeşi.Frances.Yarın Dumstrang'dan buraya geliyormuş."
"Dumstrang'dan buraya mı?"
"İğrenç biridir," dedi Beth. "Frank ile Frances hiç anlaşamazlar.Frank daha iyimserdir,Frances tam tersi.Senin birinci sınıftaki haline benziyor ancak daha kötüsü.Üstelik Karanlık Sanatlar konusunda iyi bilgisi vardır,ona düello da rakip olabilecek insan azdır.Tabii seni ve Frank'i bu sınıflandırmanın dışında tutuyorum."
"Kaç yaşında peki?"
"On yedi.."
"Peki niye buraya gelmedi?"
"Aslında...Bu karışık bir hikaye.Ailesi Grindelwald'ın adamları tarafından öldürülünce Frank,amcasıyla,yani bizimle yaşamayı seçti.Onun istediği eğitim Hogwarts'taydı.Ama Frances...O halasıyla kalmak istedi.Kuzeyde yaşıyorlardı ve Dumstrang tam Frances'e göre bir okuldu.Halası da zaten Frances'i Frank'ten daha çok severdi.Ancak Dumstrang'da sorun yaşamış,Hogwarts'a transfer edilmiş.Frank bunu duyarsa çok sinir olur."
"Benden mi bahsediyorsunuz?" Frank uyanmıştı,ben bunun içinde Nemesis'in parmağı olduğunu biliyordum.
"Ha-hayır."
"Belki de evet," dedi güçlü ve Frank'in sesine benzeyen tınıda,ama daha ince bir ses.
"Frances." dedi Frank soğukça. "Buraya geleceğini biliyordum."
"Evet," dedi Frances." Buradayım."
"Tom," dedi Beth araya girerek. "Frances Hopewell ile tanış.Frances Melissa Hopewell."
"Merhaba," dedi Frances elini uzatarak. "Slytherin ha?Safkan ya da melez olmalısın soyadın ne?"
"Riddle."
"Kesin melezsin o zaman.Annenin soyadı ne?"
"Bunu bilmek daha yeni tanıştığım bir insanın haddine düşmez,Salazar Slytherin'in soyundan olduğumu bilsen yeter."
"Kanıtlamak ister misin?"
"Çataldili anladığını sanmıyorum.O yüzden üzgünüm."
Bana soğuk soğuk baktı.
"Elizabeth,nasılsın?" dedi.
"İyiyim sen Frances?"
"Çok iyiyim,tabii bu iğrenç okula düşen bir insan ne kadar mutlu olabilirse." aksanında hafif aksamalar vardı.
"Sanırım benim yanımda okuluma laf etmesen çok iyi olur Frances," dedi Frank soğuk soğuk."Yoksa ben senin okulun hakkında konuşmaya başlarsam şurada başını kaldırıp yürüyemezsin."
"Yemem bunları kardeşim.Uzun zamandır görüşmüyoruz ama halamın anlattığı kadarıyla berbat bir öğrenciymişsin."
"Hayır değil," dedim dayanamayarak. "Okul birincisi,quidditch takım kaptanı."
"Ben geldiğime göre değil."
"Hâlâ öyle Fran." dedi Frank inanılmaz soğuk duruyordu hâlâ."Sen de mi Slytherin'desin?"
"Elbette,gerçi yeşil-gri bana pek uymaz ama.."
Seni tek lanetle paramparça etmek ne güzel olurdu... dedim içimden.
"Beth,sevgilim,ben çıkıyorum.Frank senin de iyileştiğini görmek güzel,ama bu olayın altından da Jerry çıkarsa onu beraber öldürelim."
"Ah sen adam da mı öldürürsün sert çocuk?" dedi Frances lafa atlayarak.
"Sanırım bu konuda konuşmasan iyi olacak Frances," dedim iğneleyici bir şekilde."Belki akşam yediğin yemeğin üzerine bir iki damla Ölümcül Hatıra sıçramış olabilir."
"O ne?" dedi şaşırarak."Öyle bir zehir yok."
"Kitaplarda evet,o benim icadım."
"Ki panzehiri bile adamı öldürmeye yetiyor," dedi Frank."İki damla zehire karşılık bir şişe panzehir-" Frank'in gözleri parlıyordu.
"Ve hiç panzehir yok." çıkıp gittim.

O akşamın Frances Melissa Hopewell için iyi geçmemesini sağlayacaktım,damlalıkla özel iksirlerimden birini gizlice yemeğine damlattım.Tat yok,koku yok..
Ama tüm gece kabuslar görecekti..

Tıpkı benim gibi....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:50 pm

Bölüm 17:Barış..



Frances'in yemeğine o iksirden damlattığım gece,aksi gibi ben de kabuslar görmeye başladım.Bitip tükenmeyen işkenceler,lanetler..Sıçrayarak,sık sık uyanarak uyuduğum uykuyu bile anlamamıştım.
Sabah altı olduğunda daha fazla dayanamayacağımı anlayarak giyindim ve yukarı çıkıp gölün etrafında dolaşmaya başladım.
Günlerden salıydı.Hafta sonuna,pazar gününe,daha çok vardı.Sıkıntıyla gölün kenarına oturdum.Frances Melissa Hopewell...Franklin Hopewell'in kız kardeşi..Dumstrang'da okumuş,orada sorun yaşadığı için Hogwarts'a transfer olmuş.Kendini beğenmiş bir kız.
Orada kaç saat oturduğumu bilmiyorum.Tek bildiğim bana yaklaşık dört saat gibi gelen sürenin sonunda kalkıp Büyük Salon'a gittiğim.
Ben geldiğimde herkes kahvaltıya oturmuştu.Beth,onun yanında Frank,Frank'in yanında Christopher ve Christopher'ın yanında Frances.
"Frances neyin var?" dedi Frank,ben Beth'in yanına otururken."Gözlerinin altı mosmor olmuş."
"Kabuslar gördüm,tüm gece.Bu okulun iğrenç yemekleri yüzünden zehirlenmiş olmalıyım."
"Yerken böyle söylemiyordun Fran." dedi Beth. "Şu anda ne oldu?"
"Bilmiyorum."
Frank ve Beth aynı anda anlamlı anlamlı bana baktılar. Ben de bu gerekiyordu dercesine gülümsedim.Ama onların bu halini gören Frances benim yaptığımı anladı.
"Sen!" dedi soluksuzca."Senin işin bu."
"Bilemiyorum." dedim hafifçe gülümseyerek.Aslında kahkahalarla gülmek istiyordum.
"Neyse," dedi."Nasılsa panzehiri bulurum."
"Bulana kadar da her gece kabus görürsün." dedim,artık tutamıyordum kendimi.Gülmeye başlamıştım."O iksiri icat eden kişi olarak panzehir üretmem tam bir ayımı aldı.Senin için kötü olacak Frances."
"Seni öldürürüm,o panzehiri bana ver." dedi sükunetle.
"Denemeni görmek isterdim." dedim soğuk soğuk bakarak.
O sırada o anda son görmek isteyeceğim kişi içeri girdi.Jeremiah.
"Ooo," dedi koyu bir alaycılıkla."Siz ne çabuk hastane kanadından çıkmışsınız."
"Evet," dedi Chris gözlerinden alevler saçarak."Koruyucu bir meleğimiz olmalı."
"Çıkar çıkmaz da yeni kızı aranıza katmışsınız."
"Öncelikle benim ismim Frances Hopewell.Ayrıca istediğim kişinin grubuna katılırım,bu seni bağlamasa gerek."
"Ne de güzel laflar bunlar." dedi Jeremiah.
"Bas git buradan!" dedi Frank.Frances'ten hoşlanmadığını biliyordum,ama öylece durup Jeremiah gibi bir pisliğin,kız kardeşine laf söylemesini izleyemezdi.
"Kardeşimi dinlesen iyi edersin," dedi Frances."Yoksa neler yapabileceğimi bütün okulun önünde sergilemek zorunda kalırım."
"Ah tabii..Senin gibi tatlı bir kız çok bilir ya karanlık lanet.Hangi okuldansın sen,Beauxbatons mu?"
"Hayır," dedi Frances ince bir alayla."Dumstrang.Hani Grindelwald'ın zamanında atıldığı okul."
Jeremiah bembeyaz kesildi.
"Ters okullara göndermişler sizi," diyebildi en sonunda."Bence kardeşinin oraya gitmesi gerekirdi."
O ana kadar hiç konuşmayan ben,Frances'i aratmayan bir alaycılıkla ona döndüm.
"Jeremiah,sabah eğlencesi için teşekkürler.Şimdi gidebilirsin.Zira yemek yerken seni görmek iştahımızı kapatıyor."
Jeremiah bu sözün üzerine arkasını dönüp gitti.Beth bana ışıldayan gözlerle bakıyordu.Ancak asıl olay Frank ile Frances arasında gelişiyordu.
"Seni özlemişim Franklin." dedi Frances."O alaycılığını cidden özlemişim."
"Ben de senin havalarını sevgili Frances." dedi Frank."Ne dersin,savaş baltalarını gömelim mi?"
"Hiç sakıncası yok."
ve masadan kalkıp birbirlerine sarıldılar.Ben onlara garip garip bakarken,Beth bana baktı.Tamam anlamında başımı salladım.
"Frances." dedim."Böldüğüm için üzgün olarak,sana bu panzehiri vermeyi kendime borç bilirim.En azından Beth'in hatrı için."
"Teşekkürler," dedi ve içti.
"Bilmiyorum," dedi sonunda. "Orası ile burası arasındaki fark bu olsa gerek.Burada insanlar birbirlerine daha bağlı,daha az kıskanç-"
"Tabii az önceki arkadaşımızı hariç tutarsak," dedi Frank araya girerek.
"Eh tabii ki ama olayları bana anlatman lazım Frank.Bilmiyorum.Ama şunu söyleyebilirim,burası oradan daha güzel."
Sınıfa çıkarken beni kenara çekti ve sordu.
"Şey,Tom?Boş olduğun bir ara beni İksir'e çalıştırır mısın?"
"E-evet,elbette."
"Teşekkürler." dedi ve fırlayıp gitti.Ben ise kafam karışmış bir şekilde Aritmansi sınıfının yolunu tuttum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:51 pm

Bölüm 18: İlk Toplantım

Ondan sonraki günler,Frances'in de aramıza katılması ile hızlandı sanki.Ona Jeremiah'nın nasıl biri olduğunu ve tüm olayları anlattığımız için "J.N.E.K"'e yani "Jeremiah'tan Nefret Ediyorum Kulübü" ne o da katılmış oldu.
Olaysız geçen günler güzelleşirken,o hafta sonu olan Hogsmeade gezisi gelip çatmıştı.
Bizi şok eden olay ise Christopher'ın Frances'a çıkma teklif etmesi,Frances'in kabul etmesi ve o hafta sonu Madam Puddifoot'ta buluşacak olmalarıydı.
Frances,bir hafta içinde okula uyum sağladı ama o alaycılığından vazgeçecek gibi görünmüyordu.Nitekim öyle de oldu.
Uzun zamandır belli ki bir olay çıkarmak için hazır bekleyen McCorty ve arkadaşları,o gün,göl kenarında yalnız başına bizi beklerken gördükleri Frances'i tehdit etmişlerdi.
"Senin gibi bir güzel buralarda yalnız başına ne yapıyor?"
"Arkadaşlarını bekliyor olabilir."
"Burada beklemese iyi olur,burası bizim bölgemiz."
"Hadi ya." Frances soğuk olarak yanıt vermişti.
"Aynen öyle güzelim,haydi git buradan."Asalarını çekmişlerdi.
Frances,buna karşılık kendi asasını çekmişti.
"Buradan basıp gidecek misiniz,yoksa sizi zorla mı göndereyim?"
"Zoru denesene!"
Dört tane Silahsız Bırakma büyüsü onların işini görmüştü.Ancak ben bunları pencereden gördüğüm anda,Beth,Chris,Frank ve ben,yıldırım hızıyla oraya gittik.Onları silahsızlandırdıktan sonra arkasını dönüp göle bakmaya başlayan Frances'in arkasında ise,asalarını almış ve kaldırmışlardı.Onlar ağızlarını açamadan dört tane sersemleme büyüsü hepsine aynı anda çarptı.Patırtıyı duyan Frances arkasına dönüp bize baktı.
"Selam,bunlar bana arkadan mı saldırmaya kalktı?"
"Eh,biraz öyle oldu kardeşim."
"E sorun değil,bir daha saldıramazlar.Frank,onları göle atsam?"
"Burası Dumstrang değil Fran.Onları göle atıp da kaza oldu diyemezsin."
"Tamam,tamam anladım." dedi Frances gülerek.
"Ne güzel gülüyor değil mi?" dedi Christopher kulağıma eğilerek.
"Dostum,benim için en güzel gülüş Beth'inkidir."
"Siz ikiniz ne fısıldaşıyorsunuz?" dedi Beth.
"Ben Frances'in gülüşü çok güzel değil mi dedim Tom'a." dedi Christopher
"E o ne dedi?"
"Benim için en güzel gülüş Beth'inkidir dedi."
"Ooo bugün iltifatkarlığınız üzerinizde."
"Sana iltifat etmiyorum Beth," dedim."Gerçekleri söylüyorum."
Frank gülmeyi bıraktı ve
"İzninizle," dedi. "Laurel'i alayım geliyorum."
Fırladı.
"Frances," dedi Beth,Frank geldikten sonra gölün kenarında otururken."Ne oldu da Dumstrang'dan buraya geldin?Halam oradan çok memnun olduğunu başka bir yeri düşünmediğini söylüyordu oysaki!"
"Şey,bu biraz uzun bir hikaye,Elizabeth." dedi Frances.Neşesi kaçmış görünüyordu.
"Hadi ama Frances," dedim."Gerçekten merak ediyoruz."
"Tamam,tamam." dedi en sonunda.
"Orasının buradan farklı olduğunu söylemiştim size.Bu kadar sıcak insanlar yok orada.Herkes birbirinin kuyusunu kazmaya çalışıyor.Ama benimki sanırım benim Karanlık Sanatlar tutkum yüzünden başıma geldi.Kütüphanede çalışıyordum,Karanlık Sanatlar bölümünde.Çeşitli büyüleri inceliyordum.Derken bir oğlan geldi.Benden bir üst sınıftaydı,biliyorsunuz orada eğitim on sene,ve bana bakarak alaycı bir şekilde konuşmaya başladı.
'Senin gibi güzel bir kız karanlık sanatlar kitaplarını ne yapıyor?'
Ona defolmasını yoksa benden okkalı bir lanet yiyeceğini söyledim.Aldırmadı,gülerek hakaretler etmeye başladı.Dayanamadım önümdeki kitapta 'Çok acı çektirmek isteyenler için' diye bir lanet vardı,onu yaptım.Ailesi beni okul idaresine şikayet etti.Atılma tehlikesi vardı,ben de atılacağıma kendim giderim dedim.Halama söyledim ve buraya geldim,gördüğünüz gibi."
Frank'in yüzü çarpılmıştı sanki.
"Soyadı neydi?" diye sordu.
"Maxwell." dedi Frances emin olmayan bir şekilde. "Edward-"
"Edward Henry Maxwell." dedi Frank."Tahmin etmeliydim."
"O kim?" dedi Beth.
"Çok küçükken," dedi Frank."Biz Manchester'da otururken bir çocuk vardı," dedi."Edward Maxwell.O benden bir yaş daha büyüktü,ancak benim büyü güçlerim varken onun yoktu,en azından o sırada.Bir anda kıskançlıkla üzerime saldırdı,yüzünün bir kısmı yandı.Elimde değildi,birden parladı.Yüzündeki yanık izi çok zor geçti.Bilirsin Frances," dedi Frances'e bakarak."Maxwell'lar karanlık bir aileydi.Edward'ı Dumstrang'a gönderdiler.Ben Hogwarts'a gelince,benden almak istediği intikamı senden almış.Saldıracağını biliyordu aslında,o yüzden sana o lafları söyledi."
"Ama başına bela alacağını tahmin etmemiş olmalı Frank."
"Neden?"
"Çünkü hâlâ Epica'da.Hatta bu hafta St.Mungo'ya getirtti ailesi,orada iyileştiremediler çünkü."
"Sen ona hangi büyüyü yaptın ki?"
"Illuzas Seranes," dedi Frances ağzı belli bir gülümsemenin eşiğinde gibi titreyerek."İğrençtir çünkü-"
"İnsana en büyük arzularını ve en büyük korkularını aynı anda yaşatır." dedim.
"Vay," dedi Frances."Senin karanlık sanatlar konusunda epey bilgin varmış."
"Tabii," dedi Beth gülümseyerek."Hatta o kendi icat ediyor büyülerini,Jeremiah gibi pisliklerden kurtulmak için."
"Hatırlıyorum da," dedim. "Ona ilk Saelko Hornina diye bir büyümü yapmıştım.İyileşmesi bir-iki günü aldı.Döner dönmez,Beth'e saldırdı ya zaten.."
Öyle öyle konuşarak iki saatlik öğle tatilimizi geçirdik,ondan sonra derslerimize çıktık.
Haftasonu çabuk geldi.
Cumartesi,Hogsmeade'in altını üstüne getirdik Beth ile.Her yeri gezdik,her şeyi inceledik.Günün sonunda o bana kartal tüyünden bir tüy kalem hediye etti,ben de ona.
Pazar...İşte beklediğim gün oydu.
Oraya Profesör Connors'ın odasından gidecektim.Öyle de oldu.Tam 10 tane üyeydik,giriş kapısına anahtarlarımızı aynı anda yerleştirince kapılar açıldı.
Hepimiz,yerlerimize oturduk.Oda simsiyahtı,tepeden gelen beyaz bir ışıkla aydınlatılıyordu.
Yeni dönemin üyeleri seçilecekti.Sadece başkan sabitti.
Başkan yardımcılığı için aday oldum.
Adayların taşıması gereken tüm özellikleri fazlasıyla taşıyordum.Karanlık Sanatlar ile ilgili geniş bilgim vardı,lanetleri kendim icat etmeye başlamıştım.Zehirlerim de vardı.Üstelik bir karanlık büyücünün bile zorlanarak yapacağı Hortkuluklarım vardı,iki tane.Cinayet işlemekten ve işkenceden zevk alıyordum..


Diğer adaylar da güçlüydü.Phobos,Haleas ve ben Voldemort..Üç aday yarışıyorduk...Haleas en eski üyelerden biriydi,avantajı vardı.Phobos,çok güçlü büyücülerden biriydi.


Seçilebilecek miydim?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:51 pm

YENİ RESİMLERİMİZ:

Karanlık Şûra Üyeleri:


Gelarwand:



Sinarela:



Nemesis:




Haleas:




Phobos//Profesör Connors:



(Şûradaki haliyle) Tom Riddle//Lord Voldemort



Okuldaki Asıl Karakterlerimizin Yepyeni Resimleri:


Tom Riddle Jr.:



Frances Melissa Hopewell:



Elizabeth Hopewell:



Franklin Hopewell:



Christopher Black:



Laurel Simms:

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:52 pm

Bölüm 19: Varisler

Ben seçilip seçilmemenin derdindeyken içeri bomba gibi bir haber düştü.

"Varis ortaya çıktı."

Herkes olayı anlamış ve şok içinde fısıldaşırken yüksek sesle
"Affedersiniz," dedim."Kimden bahsettiğimizi öğrenmek istiyorum."
Gelarwand o kalın sesiyle yanıt verdi.
"Varis,tüm kötülüğün birleştiricisi olacak kişi.Garip olanı,daha on altı yaşında bir kız olması."
"Kim?" dedim sarsılarak.
"Elizabeth Melinda Hopewell."
"NE?!"
"Tanıyor musun?"
"Tabiki!Tanrı'm!Beth ha?!Elizabeth ha?!" diğerlerinin sorgulayan bakışlarına cevaben "Kız arkadaşım," dedim.
"Buraya geliyor."
"NE?!"
"Sakin ol Voldemort," dedi Nemesis sıcak ses tonuyla.
Kapı ardına kadar açıldı.Simsiyah bir kıyafetle süzülür gibi içeriye giren kız...Beth'in ta kendisiydi.
Göz göze geldiğimiz an
"Tom?!" dedi şaşkın bir şekilde."Sen burada-?"
"Yeter." dedi Gelarwand kesinlikle karşı gelinmesini istemeyecek bir sesle."Lady Darcia,lütfen genç Voldemort'un yanına oturun."
Beth anlamadan bakarken "Benim yani," dedim.Süzülürcesine yanıma gelip oturdu.
"Varis bulunduğuna göre," dedi Gelarwand."Kurallarımız yönetim ekibini onun seçmesini ve başına kendisinin geçmesini öngörüyor."
"Kimleri seçeceğim belli." dedi Beth."Başkan ben olacağıma göre yardımcım Lord Voldemort olacak.Sekreter ise Gelarwand."
Haleas itiraz etti.
"Gelarwand bunun olamayacağını biliyorsun!Kanunlarda ne yazdığını unutma!"
"Daha sonra!Toplantı sonunda!" dedi Gelarwand."Ama şimdilik Varis'in kararları kanundur."
Alkışlar arasında,ben Beth'in elini tuttum.Oturacağımız yüksek koltuklara geçtik.Gelarwand ile ben aynı hizada oturuyordum,Beth ise bizden yukarıda.
"Esas olan," dedi Beth yüksek ve berrak bir sesle."Kararları hızlıca uygulamaktır.Ben Varis Lady Darcia,Karanlıklar Ordusu'nun kurulmasını talep ediyorum."
"Bu tehlikeli olur,Lady Darcia." dedi Sinarela."Grindelwald tehlikesi bitmeden-"
"Anladığım kadarıyla," dedim onun sözünü keserek."Lady Darcia'nın düşüncesi şu,Bakanlıklar iş birliği yaparak Grindelwald tehlikesiyle uğraşırken biz saldırıya geçeceğiz.Bu özellikle İngiliz Sihir Bakanlığı'nın düşmesi için etkili olur."
"Daha iyi özetlenemezdi." dedi Beth. Ben ise onun Lady,benim ise Lord olarak anılmamızın tesadüf olamayacağını düşünüyordum o sırada.
"Kesinlikle düşüncem budur,fakat başarısızlık halinde,Lord Voldemort ve ben Lady Darcia'nın tehlikeye düşmemesini sağlamak zorundayız,çünkü bizim buranın dışında devam eden bir hayatımız var."
"Ve Phobos da var tabiiki," diye ekledim.
"O zaman karar verildi." dedi Beth."Karanlıklar Ordusu Grindelwald yok edilmeden harekete geçmeli.."
Herkes onayladı.
"O zaman diğer konulara geçelim."
Böylece uzun bir süre devam ettik.Ancak ben şok içerisindeydim.Karanlık Sanatlar ile alakası olmayan Beth,Karanlık Şûra'nın Varis olarak andığı,tüm Karanlık büyücüleri birleştirebilecek güce sahip olan Lady Darcia'dan başkası değildi.
Ancak toplantının son konusu beni daha da şok edecekti.
"Karanlık Şûra'nın Kurucusu Salazar Slytherin'in Varisi Lord Voldemort ve İlk Karanlık Büyücü olan Miranda Melanor'un Varisi Lady Darcia'nın durumu."
Eğer ikisi de aynı anda Şûra'daysa ne olacağı.Başkanlığın kime verileceği gibi sorunlar vardı,Haleas'ın neden itiraz ettiğini şimdi anlıyordum.
"Çözüm basit," dedi Beth."Başkanlık paylaşılacak.Lord Voldemort ve Lady Darcia,Şûra'nın yeni başkanları olacak."
Gelarwand onayladı.
"Kanunlarda yazan bu."
Ben tamamen hayretler içinde kalmışken Gelarwand toplantının bittiğini ilan etti.Beth'in elini tuttum ve kapıya doğru yürüdük.

*****

Okula döndüğümüzde,alışmış bir biçimde birbirimize Şûra'daki isimlerimizle hitap ediyorduk.Beth'de Varis olduğuna şaşırmıştı.Ailesindekileri araştırınca,gerçekten böyle olduğu ortaya çıktı.Soyun en gençleri arasında en güçlü oydu..Sonraki nesilde kimin olacağı bilinmiyordu.
"Voldemort," dedi Beth."Biçim Değiştirme ödevini tamamladın mı?"
"Evet,Darcia." dedim "Kontrol edelim mi?"
"Elbette."
"Hey,hey," dedi Frank ve Frances aynı anda."Tom'unkini biliyoruz,peki Darcia ne?!"
Onlara anlatamazdık.
"Bu," dedik aynı anda. "İkimizin arasındaki bir sır."
"Siz bilirsiniz,nasılsa öğreniriz." dedi Frances.

Varisler Lady Darcia ve Lord Voldemort olarak mutluyduk,her şey tam gaz devam ediyordu..

Hep böyle olabilir miydi??
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:53 pm

Bu da sürprizimiz:

Miranda Melanor'un Varisi Elizabeth Melinda Hopewell-Lady Darcia



Salazar Slytherin'in Varisi Tom Marvolo Riddle-Lord Voldemort



Toplantıda,varislerimiz böyle görünüyorlar...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:53 pm

Bölüm 20:Okulda Yangın


Günlerimiz hızla geçerken,ödevler de yaklaşan sınavlar nedeniyle artarken -daha bir buçuk ay vardı- bizim çalışmalarımız da devam ediyordu.
F.Y.B.S'lerine hazırlanan Frank,Frances,Christopher ve Laurel artık bir anlarını bile boş geçirmiyorlardı,onları her an ellerinde bir ders kitabıyla görmek mümkündü.Frances,Kehanet Öğretmeni Profesör Luminate'ten ceza bile almıştı.
"Miss.Hopewell!İnanılmaz dar görüşlülüğünüzü ve hayatınızı sınava çalışmaya göre planlamanızı anlarım!Ama benim dersimde,diğer derslere çalışamazsınız!"
"İstediğim bölüm için kehanet gerekmediğinden bunu yapıyorum Profesör."
"Bir hafta cezalısınız Miss.Hopewell!"
Frances yanımıza geldiğinde köpürüyordu.
"Sana burası Dumstrang değil demiştim Frances." dedi Frank başını iki yana sallayarak. "Öğretmenlere istediğin lafı söyleyip ceza almadan kurtulamazsın."
"Anladım da bir hafta!"
"Sakin ol Luminate'in cezasından ne çıkar ki?"
Tekrar ortak salona döndük.Beth ile benim çalıştığımız kitaplar onları şaşırtıyordu.İleri düzey kitaplardan çalışıyor,saatlerce not tutuyorduk.
"Bu nece?" dedi bir gece biz not almaktan yorulmuş bir şekilde arkamıza yaslanmış,onlar ödevlerini tamamlıyorken ilk bitiren olan Laurel.
"Latince," dedim. "Büyülerin kökenine iniyoruz."
"Nasıl anlıyorsunuz?" dedi şaşkınca.
"Ve bu kitapları nereden bulduğunuzu da ekleyin cevaplara." dedi Christopher.
"Knockturn Yolu," dedi Frances,biz daha cevap veremeden.Aslında Knockturn ile tek ortak yanı karanlık sanatlarla ilgili bir yerin kitabı olmasıydı."Ne diye bunlarla uğraşıyorsunuz ki?"
"Seneye F.Y.B.S'lerimden en yüksek notları aldığımda görürsün Frances," dedi Beth.
"İsterseniz size Dumstrang'ın kitaplarını verebilirim,onlar da da temele iniyorlar."
"Olur," dedik aynı anda sevinçle.
"Frank,yardım eder misin?" Frank'ten cevap gelmeyince masaya dönüp baktı.Masada uyuyordu.Frances asasını sabırsızca salladı,bir bardak su Frank'in başından aşağı döküldü.
"Frances yapma bunu bana!" dedi kızgın kızgın.
Gülmeye başladık.
"Tamam bir daha olmaz," dedi Frances,gülmenin eşiğinde sesi titrerken.Ve yatakhaneye kitaplarını getirmeye çıktı.İki dakika sonra yanımızdaydı.
Ben heyecanla bir kitabı alıp okumaya başladım.Harikaydı.
"Sağol Frances," dedim.
Biz tekrar bir enerji ile not almaya dönerken,Laurel İksir ödevine başladı,Frances ise kehanet ödevine.Christopher ile Frank ise Biçim Değiştirme ödeviyle cebelleşiyorlardı.
Ertesi gün,Biçim Değiştirme Profesörü Dumbledore bizi ön sınav yapacaktı.
"Hazır mısınız?" dedi bize derste.Asasını sallamasıyla herkesin kağıtları önüne geldi.
"Ama profesör bu sorular çok zor!" dedi Evan Seelan.
"Konuşmayın Mr.Seelan," dedi Dumbledore ciddiyetle."Sınav başladı."
Aslında sorular zor değildi.Sadece ezber gerektiriyordu.
"External Luminate" büyüsününün ne için kullanıldığı.
Tanımı,kullanıldığı amaç ve sözcüklerin tek başlarına taşıdığı anlam ve birlikteyken ne anlamda kullanıldığını yazacaktım.Çalıştığımız her şeyi.
Sınav bittiğinde hoşnut bir gülümseme ile,bir arkalı önlü sayfayı tamamen dolduran bir kağıt teslim ettim.Beth de öyle.
Sonuçlar o gün panoya asıldı.
"Tom M. Riddle-100 üzerinden 300
Elizabeth M. Hopewell-100 üzerinden 300"
Sadece buna dikkat ettim zaten.Koşarak Beth'e haber vermeye gittim.
"Darcia," dedim. "Az önce açıklandı Biçim Değiştirme Sınavı'ndan 300 aldık."
"Eh,bu beklenen bir şeydi.Luminate'in deyimiyle 'öngörülebilir'"
Öğle yemeğinde Frances,öğretmenler masasındaki Dumbledore'a bakarak "Bu adam çatlak," dedi.
"Niye?" dedik hepimiz aynı anda.
"Sanırım fark etmediniz.Tom ve Beth Biçim Değiştirme sınavından üç yüz puan almış,bu görülebilir şey mi?!"
"Onu bu sabah Chelsea sordu Dumbledore'a," dedi Christopher." 'Profesör,Tom ve Beth'in nasıl üç yüz aldığını sorabilir miyim?' 'Şöyle ki,' dedi Dumbledore. 'Büyülerin kelime anlamlarına ve kökenine kadar yazmış iki öğrenciye üç yüz puan bile az,ancak yönetmelik en fazla bunu verebileceğimiz kanaatinde.' " gülmeye başladı. "Cidden öyle mi yaptınız?"
"Evet," dedim."Benimki arkalı önlü bir sayfa tuttu."
"Vay canına," dedi Frank ve Laurel aynı anda.
Zil çaldı.
Ben Aritmansi sınıfına çıktım,Beth ise Sihir Tarihi dersine.
Akşama kadar,yoğun bir program içinde bir oraya bir buraya gidip durduk.Akşam olduğunda kendimizi rahat koltuklara bıraktık.Diğer öğrenciler bizim bu koltukları kapmamıza sinir oluyorlardı.
Derken okul binasının öbür ucundan çığlıklar gelmeye başladı,asalarımızı çekerek camlara fırladık.Üç kulede birden yangın çıkmıştı.Dumbledore'un sesi duyuldu.
"Beşinci sınıf ve daha küçükler dışarı!Altı ve Yedinci sınıflar ile sınıf başkanları lütfen Astronomi Kulesinin önüne,Profesörler de Astronomi Kulesinin önüne!"
"Burası ne maceralıymış," dedi Frances giyinmek için yatakhanelere giderken.
Hızla giyinip astronomi kulesinin önüne geldik.
Profesör Slughorn bağırdı."Söndürme Büyüsü yapacağız!"
Herkes asalarını çekti.Aynı anda haykırdık "AGUAMENTI!"
Asalardan fışkıran su yangını azalttı,en sonunda söndürdü.Yalnız Gryffindorluların işi zordu,en büyük yangın o kuledeydi.
Hızla onların yardımına koştuk.Onlarla beraber yaptığımız büyü yangını söndürdü.
"Kim çıkarttı bu lanet yangını?!" diye bağırdı bir Ravenclaw 7.sınıf öğrencisi.
"Grindelwald," dedi Dumbledore,boğazında bir şey kalmış gibi bir sesle.
"Ne?!" diye çığlıklar her taraftan yükseldi.
Beth ile birbirimize bakıp anlaştık.Varisler olarak gücümüzü kullanıp okulu koruma altına alacaktık
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
DevriM
AdmiNistratoR
Master of FantasticFiction

AdmiNistratoR  Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 1034
Yaş : 26
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 05/06/07

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz: Franklin Theodore Schneider
Tarafınız ve Kan Statünüz: Safkan-Tarafsız

MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   Salı Tem. 22, 2008 8:54 pm

Bölüm 21 : Okula Eklenen Koruma

Beth ile o gece verdiğimiz kararın ardından Şûra'yı acil bir toplantıya çağırdık.Herkes bu kadar acil bir toplantı istememize şaşırmıştı.Ama ben Şûraya girerken büründüğümüz biçime şaşırmıştım.
Kanatlar,silahlar..Beth'in saç rengi...Bunlar yalnızca bir kaçıydı..Bina tamamen farklıydı..Bir tarafta Slytherin'in gri-yeşil renkleri,diğer tarafta ise siyah ve kırmızı.Koltuklarımız bile farklıydı.Siyah tahtlara oturacaktık.
İsmimin anagramı olarak neden Lord Voldemort çıktığını daha iyi anlıyordum..Bu açıklanamazdı...Kaderdi bu..
"Lady Darcia,Lord Voldemort." dedi Gelarwand bizi başının hafif bir hareketi ile selamlarken."Bu acil toplantı isteğinizin sebebi nedir?"
"Değerli üyeler," dedim soğuk bir sesle."Bu Şûra'nın kurucusu Salazar Slytherin'in de kuruluşuna yardım ettiği okul Hogwarts'ta bugün,kulelerde yangın çıktı.Sorumlusu ise Grindelwald'dı."
Herkes içini çekti.
"Okulumuza ek koruma istiyoruz," dedi Beth benim kadar soğuk bir sesle.
"Halledilecektir," dedi Gelarwand."En kısa sürede okulda birisini görevlendireceğiz,kim bu göreve hazır?"
"Ben," dedi aynı anda Nemesis ve Sinarela.
Bize sorulsaydı ne diyeceğimi bilemiyordum.Nemesis,bana çok sıcak davranıyordu ama Sinarela ondan daha güven vericiydi.
"Tamam," dedi Gelarwand."Sinarela,görevli sensin."
"Peki ne görevinde olacak?"
"Bunu yarın göreceksiniz."
"Peki."
Ayrıldık.
Ben ertesi sabahı iple çekiyordum.
Çabuk geldi.
"Profesör Merrythougt'un sağlık durumundaki bozulma nedeniyle,kendisi okulumuzdan ayrıldı." dedi Profesör Dippet."Yeni Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeniniz Victoria Lawrence."
Beth ile birbirimize baktık..Altın-beyaz renkli saçları beline gelen,uzun boylu,siyah bir elbise giymiş olan kadın herkesin ağzını açık bırakmıştı.
Çok enerjik bir duruşu vardı.
"Tecrübesi nedeniyle,Profesör Connors yedinci sınıflara,Profesör Lawrence'de alt sınıflara ders verecek."
Herkes alkışlamaya başlamıştı.Beth ile programlarımıza baktık.
"Harika!İlk ders Karanlık Sanatlara Karşı Savunma!"
Bizim bu sevincimiz,başta Chelsea olmak üzere herkesi şaşkınlığa uğratmıştı.
Ders saati olunca aceleyle sınıfa çıktık,en ön sırada oturmak istiyorduk.
Parşömenlerimizi ve asalarımızı çıkarırken Sinarela'nın bize göz kırptığına yemin edebilirdim.
"İlk dersimiz," dedi aynı Şûrada olduğu gibi soğuk bir sesle."Potansiyelinizi ortaya çıkaracak büyülere çalışmak ile geçecek." tane tane ve neredeyse fısıldar gibi konuşuyordu ancak sesi sınıfın her köşesinde yankılanıyor gibiydi.
Büyülerin sadece biz Varislere yaradığına inanmıyor değildim hani.Sınıfta büyüleri sadece ben ve Beth yapabilmiştik.
Sınıftan çıkarken David Sierra yanımıza gelerek,"Dostum bu kadın sizi tanıyor olmalı!" dedi hayranlıkla.Kuşkulu kuşkulu birbirimize baktık.Bilmelerine imkan yoktu.Güldük.
"Baksanıza," diye devam etti."Sadece sizin yapabildiğiniz büyüler öğretti."
Günler bu gibi konuşmalarla geçerken,okulun her köşesine saldırmaya çalışan kara büyücüler teker teker avlanıyorlardı.Biz ise her hafta sonu Şûra toplantısına katılıyor,son durum hakkında bilgi alıyorduk.
Son toplantıda sözü alan Haleas,bizi yakından ilgilendiren bir şey söyledi.
"Varislerimizin gerçek potansiyelini ortaya çıkaracak çalışmalara ne zaman başlanacak?"
"Daha önce," dedi Sinarela."Okulda gözlemlediğim bir şeyi aktarmak istiyorum.Varislerin hayatı tehlikede."
"Ne?" dedi herkes bir anda.
"Jeremiah Marshall isimli bir öğrenci hem Lady Darcia'nın hayatını hem de Lord Voldemort'un hayatını tehlikeye atacak şeyler yapmıştır."
"Marshall mı dediniz?" dedi Gelarwand,her zamanki soğukkanlılığını kaybetmiş bir şekilde.
"Evet," dedi Sinarela şaşırmış bir şekilde.
"Haleas,hatırlıyor musun?" dedi Gelarwand şoka uğramış şekilde."Keith Lion Marshall..Şûra'ya alınmak istenmiş fakat sınavı geçemediği için alınamamıştı."
"Yani sen...?"
"Evet," dedi Gelarwand üzgün üzgün."Kehanet gerçekleşecek.."
"Ne demek istediğinizi açıklar mısınız?" dedik Beth ile aynı anda.
"Ünlü Görücü Cassandra Trelawney bundan on altı yıl önce bir kehanet yapmıştı.Reddedilenin intikamı acı olacak,varislerden biri yok olacak.."
"Yani?"
"Hayatınız tehlikede..."

Ancak biz bunlarla uğraşırken dışarıda çok büyük bir olay oluyordu..

Yüzyıllarca unutulmayacak bir düellonun ilk adımı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://prsbforum.google-boards.com
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Ölümü Fethetmek-Tom Riddle Jr.'ın Güncesi-29 Bölüm Bir arada
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : 1, 2  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
PrSB Forum :: Kültür,Sanat :: Edebi Ürünler :: Harry Potter Hayran Hikayeleri-
Buraya geçin: