PrSB Forum

Yaz geldi,yaz demek tatil demek,tatil de Pяร๒ ƒ๏®uм demek!OKS,ÖSS VE SBS Öğrencilerine tercih döneminde kolaylıklar diler,gönüllerindeki yere gitmelerini temenni ederiz...
 
AnasayfaPortalTakvimGaleriSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 Ölüm Lanetleri 1. sezon

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2  Sonraki
YazarMesaj
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 3:48 pm

Hikayenin açıklaması:Bu hikaye 6. kitabı baz alarak yazılmıştır.Fakat 6. kitabın sonu değiştirilerek yazılmıştır.Yani Dumbledore ölmemiştir.

ÖLÜM LANETLERİ


1.GENÇ MALFOY





Ay gökyüzünde yükselmeye başlamıştı. Londra’nın iki ayrı ucundaki ayrı iki evde de telaş vardı. Bu evlerden biri Seçilmiş Kişiyi diğeri ise Karanlık Lord’u barındıran iki ayrı evdi.



Grimmauld meydanı on iki numara sakinleri yemek telaşı, toplantı hazırlıkları ve bir iki krizle uğraşırken Malfoy Malikânesinde ise korku vardı. Çünkü Karanlık Lord, genç Malfoy’u huzuruna çağırtmıştı.



&&&&&&&&&&&&&&&&



Narcissa,

—Lucius, ne oluyor? Diye telaşlı bir şekilde kocasının ofisine daldı. Lucius,



—Narcissa ilk önce sakin ol ve koltuğa otur, lütfen. Diye karısını sakinleştirmeye çalıştı, ama pek fayda etmedi. Narcissa,



—Doğru mu bu Lucius? Draco, Lord’un huzuruna mı çağrıldı?



Lucius,

—Evet, dedi sadece. O da karısı kadar endişeliydi.



Narcissa,

—Sence onun için mi çağırdı? Diye sordu.



Lucius hiçbir şekilde cevap veremedi. Bunun yerine düşünmeye başladı.1 yıl önce Lord, Draco’ya bir görev vermişti. Draco’nun görevi, Hogwarts müdürü Albus Dumbledore’yu öldürmekti. Draco bu görevi sonuca ulaştıracakken görev iptal edilmişti. Bütün Ölüm Yiyiciler Draco’nun işi yüzüne gözüne bulaştırdığı için iptal olduğunu düşünüyorlardı. Hiç kimse görevin niye iptal edildiğini bilmiyordu. Bu bilgiyi sadece 4 kişi biliyordu. Biri bizzat görevi iptal eden kişi yani Lord Voldemort diğeri Lord’un canı pahasına güvendiği kişi Severus Snape ve görevi bizzat yapan kişi Draco Malfoy. Son kişi ise görevin bizzat kendisi olan kişi Albus Dumbledore.



—Cissy, Lucius. Diye biri onlara seslenmişti. Lucius kapıya döndüğünde Narcissa’nın cani kız kardeşi Bellatriks Lestrange gördü. Yine saçlarını deli gibi taramıştı. Üzerinde simsiyah bir pelerin vardı ve yüzünde o sadece Bellatriks’e özgü olan ifade vardı. Narcissa,

—Ne var Bella? Diye kardeşine soran gözlerle baktı. Bellatriks,

—Lord hepimizin orda olmasını istiyor.



Lucius soğuk bir sesle “Geliyoruz” diye karşılık verdi. Bellatriks pelerinini savurarak ofisten çıktı. Lucius eskiden Bellatriks’i severdi ama şu son günlerde ondan nefret etmeye başlamıştı ve aynı zamanda korkuyordu da. Daha 1 hafta önce Lord’un emriyle hiç acımadan kocasını öldürmüştü ve Blaise’le işkence yapmıştı. Hem Blaiselin tek suçu bir muggle öldürmek istememesiydi. Zavallı çocuk o kadar işkence çekmişti ki Lord bile acımıştı ve Bellatriks’e durmasını emretti ve Blaiselin odasına götürülmesini ve en iyi şekilde bakılmasını söylemişti. Birden Lucius kendine geldi. Tam salon kapısının önünde duruyorlardı. Ellerini gösterip içeri girdiklerinde karşılarındaki manzara karşısında dilleri tutuldu.



&&&&&&&&&&&&&&&&&&&



Grimmauld Meydanı 12 Numara…



2 gün sonra…



“Ne çok şey oldu.” Diye düşünüyordu Harry. İlk önce vaftiz babası Sirius’un aslında ölmediğini, Voldemort’u onun öldürmesi gerektiğini ve yolunu öğrenmişti. Bunlar artık Harry’i düşünceli ve dalgın bir insan yapmıştı. Günün her saati istediği tek bir şey vardı. O da bütün bunların bitmesiydi. Birden düşüncelerinden sıyrıldı. Karşısında oturan arkadaşı Hermione Grengar’a baktı. Her şeyi biliyordu bu kız ama bilmediği tek bir şey vardı o da tam karşındaki çocuğun eninde sonunda ölecek olmasıydı. Kaç kere bunun olmayacağı konusunda Hermione hep söylemişti ama Harry artık bir şey biliyordu. Eğer o ölmezse Voldemort hiç ölmeyecekti. İşte 7 yıldır ailesi olan arkadaşlarından sakladığı şey buydu. Harry bir Hortkuluktu. Voldemort’tan bir parça taşıyordu. Dumbledore Harry’e bunun bir çaresini bulacağını söylemişti ama Harry buna pek inanmıyordu.

Birden gözleri Hermione’nin yanında oturan en iyi arkadaşı Ron Weasley’e baktı. O ve ailesi kaç kere kendisi yüzünden hayatlarını tehlikeye atmışlardı. Ama nedense Weasley ailesi durumlarından memnunlardı. Harry’i aileden biri olarak görüyorlardı. İşte bu yüzden Harry onlardan asla kopamıyordu.

Mrs. Weasley’nin;

—Albus, bu ne hoş bir sürpriz. Demesiyle kendine geldi. Arkasını döndüğünde okul müdürü o sevimli gülümsemesiyle karşısındaydı. Dumbledore;



—OO herkes buradaymış. Hepinize merhaba-dedikten sonra arkasını dönerek Mr. Weasley’e bakıp-Arthur rica etsem Yoldaşlığı toplar mısın? Diye sordu. Mr. Weasley hemen “Elbette ki Albus” diye cevaplayınca Profesör daha çok gülümsedi.Mr. Weasley hemen yoldaşlığı çağırırken Profesör Dumbledore da en başa oturdu. İlk önce Harry’e baktıktan sonra hepsine hitap ederek konuşmaya başladı.



—Bildiğiniz gibi Voldemort’un--bu adı söyleyince Sirius ve Harry’den başka herkes korktu—yanında ajanlarımız var. Örneğin Severus gibi, diyince Harry içinde ”Tabii” diye geçirdi. Bunu geçirdikten sonra Dumbledore’a baktığında sanki benini okumuş gibi ona gülümsediğini gördü. Harry’de ona karşılık verince profesör sözlerine devam etti.



—Bugün toplantıya Severus gibi bir ajan gelecek. Ama sizden –Harry, Ron, Hermione ve Ginny’i işaret ederek—sakin olmanızı ve ona saldırmamanızı istiyorum, diyerek sözlerini tamamladı. Dördüne baktığında şaşkın yüzlerle karşılaştı. En sonunda Hermione,



—Bunu neden söylediniz Profesör? Yoksa bu ajan tanıdığımız biri mi? Diye sordu. Profesör Dumbledore muzipçe gülerek “Evet” dedi sadece. Hepsi birbirine soran gözlerle bakarak yarım saat geçmişti. Bu arada Sirius ve Dumbledore konuşuyorlardı. Yavaş yavaş tüm yoldaşlık toplandıktan sonra Dumbledore konuşmaya başladı.



—Bugün burada olma sebebimiz çift taraflı bir ajanımızın anlatacakları için toplandık. Dedi. Bir süre bekledi o anda Masanın en dibinde oturan Severus Snape söz aldı.

—Albus bunu herkesin önünde yapmak zorunda mısın? Onun hayatını tehlikeye atıyorsun.



—Hayır, Severus bence bunu herkesin önünde yapmak en iyi şey. Ah işte gelmiş bile, demesiyle bütün yüzler kapıya çevrildi. Bir süre sahne öyle dondu. Ama en sonunda Hermione’nin dili çözüldü ve ağzından bir isim döküldü.



—Malfoy…



BÖLÜM SONU
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 5:03 pm

2.Bölüm




—Malfoy…

Hermione bunu söyledikten sonra sanki Harry’i uyarmıştı. Harry ve Ron aynı anda asalarını çekmişlerdi. Ama Malfoy bundan hiç rahatsız olmuşa benzemiyordu. Aksine tüm karizmasıyla kendine ayrılan yere doğru yürümeye başladı.

Hermione ona bir kez daha baktığında gözlerindeki ifadeyi gördü. Hiçbir zaman Malfoy’un gözlerinde böyle bir ifade görmemişti. Bu yüzden ilk önce şaşırdı. Ama asıl şaşkınlığı bu ifadenin anlamını anlayınca çıktı. Draco Malfoy, Slytherin’in asi prensi onlara güvenle bakıyordu. Bunları düşünürken Harry ve Ron’u tamamen unutmuştu. Birden Profesör Dumbledore’nin sesi geldi. Hermione bu sesle yine dünyaya döndü.



“Harry, Ron asaları indirin” dedi Dumbledore ama onu dinleyen yoktu. Harry kinle Malfoy’a bakarken Hermione aşağıdan bir tekme attı. Harry “Ahh” diyerek Hermione’ye döndü. Sinirli bir şekilde,

—Hermione bunu neden yaptığını öğrenebilir miyim? Diye sordu.



Hermione hiç cevap vermeden aynı tekmeden Ron’a da bir tane attı. Ron’un tepkisi ise Harry den daha büyüktü.

—Hermione aklını mı kaçırdın sorması ayıptır. Eğer kafana bir şey düştüyse bekle Malfoy’un icabına bakalım sonra sana bakarız. Diyerek Hermione’ye çıkıştı.

Bu sözler üzerine Hermione bir hışımla ayağa kalktı. Aynı anda Harry ve Ron yerlerine oturdular. Bunu görenler ve anlamını bilenler kıkır kıkır gülerken Malfoy soran gözlerle ilk önce Snape baktı. Snape omuz silkmekle yetindi. Malfoy daha sonra Ginny’e baktı. Ginny’inin gözleri çenesini kapatmasını anlatıyordu. Malfoy da buna uyunca Ginny birden eskiyi hatırladı.



*************************************

“Onu öldüreceğim” diyerek sinirli bir şekilde Hogwarts koridorlarında yürüyordu. Bunu ona nasıl yapmıştı. Hermione en çok güvendiği kişi Harry’e her şeyi anlatmıştı. Şimdi Harry bütün gün onun peşinden koşup konuşmak istediğini söylüyordu. Ginny de her serfinde bir yolunu bulup kaçıyordu. Çünkü Harry’nin ne söyleyeceğini çok iyi biliyordu.”Ginny biliyorsun seni ben bir kardeş olarak görüyorum. Hem sen benim en yakın arkadaşımın kız kardeşisin falan filan” işte bunları söyleyecekti. Ve açıkçası Ginny bunları duymak istemiyordu.

Hermione’yi her yerde aramıştı ama bulamamıştı. En son Mızmız Myrtle’lın olduğu tuvalete gitti. Kapıyı açtığında karşındaki manzaraya takıldı kaldı. Karşısında ne Myrtle ne de Hermione vardı. Karşısında Draco Malfoy duruyordu ve inanılması güç ama ağlıyordu. Draco birden kapıya doğru baktı. Öyle geçen 2 dakikanın sonunda Draco,



—Benimle dalga geçmek istiyorsan geç Weasley, diyerek arkasını döndü. Ginny şaşırmıştı. Ne yaptığını bilmiyordu ama bir şey yapması gerekiyordu. Draco Malfoy’un yanına yürüyüp sırtına dokundu. Malfoy,

—Bana acıyor musun Weasley? Diye sordu.

Ginny,

—Ne olduğunu anlat? Burada düşmanlık yok. Sadece iki okul arkadaşı dertleşiyor olarak düşün, dedi. Demesiyle de kendine şaştı kaldı.

Malfoy,



—Herkese yayarsın sen. Hem bu konu hakkında konuşamam. Dedi

Ginny iyice meraklanmıştı.



—Hadi anlat. Söz kimseye anlatmayacağım. Bir Gryffindor sözü. Diyerek söz verdi. Bunun üzerine Malfoy gülerek,

—Siz her şeye Gryffindor sözümü verirsiniz? diye sordu. Ginny de gülerek,

—Sadece gerektiğinde. Diye cevap verdi.



Malfoy en sonunda kararını vermişti. Anlatacaktı. Malfoy,

—Aslında bu anlatacaklarımı birine anlatmanı istiyorum.

—Peki dedi Ginny.”Peki kime Malfoy?”diye de ekledi. Malfoy bir an sadece bir an düşündükten sonra,

—Dumbledore dedi sadece. Ginny bunun üzerine çok şaşırdı ama eğer önemli bir şeyse diye hemen kendini toparladı ve dinlemeye başladı. Malfoy anlattıkça Ginny’nin yüzü beyazlıyordu. En sonunda Malfoy bitirdiğinde Ginny,

—Yani senin görevin Profesör Dumbledore’u öldürmek.

—Evet. Ve açıkçası ben kimseyi öldüremem. Bundan kurtulmam lazım. Aslında direk Dumbledore gidip anlatabilirdim ama Lord bunun icabına bakmıştır diye düşündüm. Yani kısacası tek umudum sensin. Lütfen Ginny –bunu söyleyince Ginny dondu—tek umudumsun. Dumbledore anlat her şeyi, diyerek sözünü tamamladı.

Malfoy Ginny’nin toparlanması için 5 dakika verdi.5 dakika sonunda Ginny,

—Pekâlâ Malfoy. Bunu yapacağım, diyebildi. Malfoy gülerek ona baktı. Elini uzatıp Ginny’nin elini sıktı. Ginny gülerek “Elin kirlenmedi mi Malfoy “ diye dalga geçti Draco da gülerek “Artık yalnız olduğumuzda ben sana Ginny diyeceğim sen de bana Draco diyeceksin. Tamam?” dedi ve cevabını bekledi. Ginny sesi titreyerek “ Ta..tamam.” diyebildi.

Malfoy gülerek,

—Sana bir şey söyleyeceğim. Potter da seni seviyor. O yüzden bütün gün peşinden koştu, dedi. Ginny,

—Sen bunu nereden biliyorsun? Diye sordu.

Malfoy,

—O da benim sırrım. Bu arada senin gidip birine bir şey anlatman gerek miyomuydu? demesiyle Ginny fırladı ve Dumbledore’nin yanına gidip her şeyi anlattı.

1 hafta sonra Malfoy’a güvenerek Harry ile konuştu ve Malfoy’un haklı olduğunu anladı. Harry de onu seviyordu ve ona çıkma teklif etmişti. Artık resmen çıkıyorlardı.



&&&&&&&&&&&&&&&&

Bir gün kütüphanede sadece o vardı. Kapıdan birinin girdiğini duydu ama oraya bakmaya gereksinim duymamıştı. Birden kulağının dibinde “Ginny” diye biri fısıldadı. Ginny sıçrayarak kalktığında karşısında Malfoy’u buldu.

Ginny,



—Draco ödümü patlattın, diye yakındı. Draco gülümseyerek

Ginny’nin tam karşısına oturdu. Ginny de yerine geçince Malfoy konuşmaya başladı.

—Teşekkür ederim Ginny, Senin sayende görev iptal edildi.



******************************

Birden düşüncelerinden sıyrıldı. Hermione bağırmaya başlamıştı.



—Harry James Potter ve Ronald Arthur Weasley, siz ikiniz kendinizden utanmalısınız. Yanlış hatırlamıyorsam yarım saat önce Profesör Dumbledore bir söz vermiştiniz. Bir Gryffindor sözü. Ve yine yanlış hatırlamıyorsam bana da söz vermiştiniz. Şimdi oturacaksınız ve dinleyeceksiniz. Biliyorum 7 yıldır Malfoy’la düşmanız ama gördüğünüz gibi aynı saftayız. Eğer Malfoy’un burada olması bize savaşı kazanmak için önemli bilgiler verecekse çenenizi kapayıp dinleyeceksiniz. Anlaşıldı mı? diyerek onlara baktı.İkisi de belli belirsiz kafalarını salladılar.

Hermione,

—Duyamadım, diye bağırdı.

Harry ve Ron aynı anda,

—Anlaşıldı, dediler.

Hermione,

—Güzel. Devam edebilirsiniz Profesör Dumbledore, diyerek yerine oturdu ve dinlemeye başladı.



Profesör Dumbledore konuşmaya başladı.

—Teşekkürler Hermione. Şimdi galiba size anlatmam gereken bazı şeyler var. Biliyorsunuz ki geçen yıl okulun içinden biri beni öldürme görevi almıştı. Ama son anda o kişi bana bir arkadaşı aracılığıyla bu bildirdi.—bunu söylerken Ginny’e göz ucuyla baktı.—Kendi gelip söyleyemezdi çünkü Voldemort önlemini almıştı. Bu bilgiyi öğrendikten sonra Severus sayesinde bu görev iptal edildi. O günden beri o kişi yoldaşlık için çalışıyor. Evet, sizde tahmin etmişsinizdir. O kişi Draco’ydu.



Dumbledore bir süre öylece bekledi. Gözleri Harry de takıldı. Bir şey yapar diye tetikteydi. Çünkü iyi biliyordu ki Harry sinirlendiğinde Büyü yeteneği hat safhaya çıkıyordu ve kontrol edilemiyordu. Ama Melrlin’ne şükür Harry hiçbir şey yapmamıştı. Sonra dönüp Draco’ya bakarak yeniden konuşmaya başladı.

—Evet, Draco, seni burada görmek güzel. Şimdi bize anlatacağın çok önemli bir şey vardı değil mi?



Draco,



—Burada olmak güzel Profesör. İlk önce söylemeliyim ki eğer bana birisi saldırmazsa bende ona saldırmam, dedi ve Harry ile Ron’a baktı. Onlar baş sallayınca sözlerine devam etti.



—Şimdi 2 gün önce Karanlık Lord beni huzuruna çağırttı. İlk önce herkes gibi bende geçen yıl ki görev için çağırttığını düşündüm. Ama salona girince karşımdaki manzaraya şaşırdım kaldım. Çünkü karşımda hemen Voldemort’un yanında aynı ona benzeyen bir kız ve bir oğlan vardı. İşte yeni görevim onlardı. Yani Voldemort’un ikiz çocuklarını korumaktı.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 5:32 pm

3-Zor Görev




2 gün önce Malfoy Malikânesi…



Malfoy karşısındaki manzaraya inanamıyordu. Karşısında güzeller güzeli bir kız ve çok yakışıklı üstelik Draco ile yarışacak kadar yakışıklı bir oğlan duruyordu. Onu kimse fark etmemişti ve Draco bundan yararlanıp kızı ve oğlanı gözden geçirmeye başladı.



Draco kıza baktığında nefesi kesiliyordu. Melek gibi bir güzü vardı ve gülümseyince etraf aydınlanıyor. Hemen hemen Draco ile aynı boydaydı. Saçları başakları andırıyordu ve gözleri sanki yeşil bir alevdi. Bu gözler birden ona Harry Potter’ı hatırlattı. Aynı şekilde onunda böyle parlıyordu. Sonra kızın ne baktı Draco. Bembeyaz bir cüppe vardı üstünde.

Kızı inlemeyi bitirdikten sonra sıra erkek olanına gelmişti. O da kız kadar inanılmazdı. Saçları kahverengiydi ve gözleri de kız gibi yemyeşil bir alevdi. Onun üzerinde iste kızın tam tersi simsiyah bir cüppe vardı. İkisi yan yana gelince kötülük ve iyilik melekleri olarak görünüyordu.

Draco bunları düşünürken biri onu fark etti.

—Genç Malfoy.



İşte bu sözler Draco’yu yeniden dünyaya getirmeye yetmişti. Hemen Karanlık Lord’un önünde eğildi. Voldemort ona oturmasını işaret etti. Draco otururken üçünün de gözlerinin onda olduğunu biliyordu. Draco oturduktan sonra Voldemort söze başladı.



—Genç Malfoy bugün burada öğreneceğin şeyi hiç kimse bilmiyor. Dedi. Draco bunun üzerine çok şaşırdı. İçinden “Severus bile mi” diye geçirdi. Voldemort sanki aklını okumuşcasına cevap verdi.



—Severus bile bilmiyor. Genç Malfoy Fark etmişsindir ki yanımda senin yaşlarında 2 kişi var. Bu iki kişi benim çocuklarım, dedi ve bekledi. Draco bunu duyunca birden afalladı. Ne olduğunu anlaması 5 dakikasını aldı. Draco gri-mavi gözleriyle ikisini taradı ve sonra Voldemort’a döndü. Voldemort sanki bu hareketi bekliyormuşcasına sözüne kaldığı yerden devam etti.



—Şimdi bunu söylememin nedeni çocuklarım bu yıl Hogwarts gidecekler. Ve orada yapmaları gereken bir görev var. Ama ilk önce sizi tanıştırayım. Bu –kız olanı göstererek—kızım Mercedes Violet Riddle ve bu da –bu sefer erkek olanı göstererek—oğlum Marc Tom Riddle, dedi. Bunun üzerine İkisi de başıyla selam verdi. Voldemort,



—Ve bu da size söz ettiğim Malfoy. Draco Malfoy diye onu da takdim etti.

Draco da başıyla selam verdi ve anında Voldemort’a döndü.

—Lordum görev nedir? , diye çok sakin bir sesle sordu. Bunu Severus’tan öğrenmişti. Ne öğrenirsen öğren sakinliğini Karanlık Lordun önünde koruman gerekiyordu. Voldemort,



—Genç Malfoy, Mercedes’in görevi Harry Potter’ı kendine âşık etmek ve Marc’ın görevi ise Hermione Granger’ı kendine âşık etmek, demesiyle Draco daha bir şaşırdı. Ama yine sakinliğini korumaya çalışarak,



—Pekâlâ Lordum. Peki, benim rolüm ne bu görevde? diye sordu.



Voldemort,



—Senin rolün genç Malfoy onlara yardım etmek, diye cevapladı.



Bu sırada kapı yeniden açıldı. İçeri Severus girdi. İlk önce o da Draco gibi şaşırdı ama kendini toparlayarak Karanlık Lordun önünde eğildi. Voldemort kalkmasını işaret edip hemen yanındaki sandalyeyi gösterdi. Severus hemen emre itaat gösterip yerine oturdu. Voldemort bu sefer Severus’a hitap etmeye başladı.



—Severus, benim en sadık hizmetkârım. Sana bugüne kadar hiç söylemediğim bir şey söyleyeceğim. Ama biraz şaşıracaksın, dedi. Draco hala inanamıyordu ama şaşkınlığı biraz üstünden geçmişti ki Severus beynine girip “Aptal çocuk beynine kapat yoksa her şey ortaya çıkar” demesiyle bütün kontrolü aldı ve dinlemeye başladı.



—Nedir Lordum? , diye meraklı bir şekilde sordu Severus. Voldemort ince dudaklarını kıvırdı. Draco bunu biliyordu. Bu Voldemort’un eğlendiğini gösteriyordu. Voldemort,



—Severus bu karşında gördüğün iki çocuk benim çocuklarım, demesiyle Severus şaşkına döndü. Bu sırada Draco onun kontrolünü kaybettiğini anlayıp onun beynini dış güçlerden korudu. Severus biraz daha kendine gelince Draco sırası olduğunu anlayıp “Aptal olan sensin” dedi düşünerek. Severus ilk önce Draco’ya baktı. Draco başını sallayınca iki çocuğa döndü. Mercedes fırsattan istifade edip konuşmaya başladı.



—Sizin hakkınızda çok şey duyduk Profesör Snape. Ben Mercedes Violet Riddle ve bu da benim ikiz kardeşim Marc Tom Riddle.



Marc,

—Sizinle tanışmak bir onurdur Profesör, diye kardeşine katıldı. İlk önce Draco ve Severus şaşırmışlardı. Çünkü karşılarındaki kişiler Lordun huzurunda söz almadan konuşmuşlardı ama Lord hiçbir harekette bulunmamıştı. Draco bu düşünceden çabuk kurtulup ikisinin seslerini düşündü. Mercedes’in sesi çok yumuşaktı ve çokta narindi. Ama bu sesin içinde çok büyükte bir güç vardı. Marc’ın sesi ise aynı babası Voldemort –bunu düşününce Draco’nun içi bir ürperdi—gibi sert ve emir veren bir sesti ama onunda sesinin derinliklerinde yumuşaklık ve kardeşi gibi güç vardı. Birden düşüncelerinden sıyrılmak zorunda kaldı çünkü kapı yeniden açılmıştı ve karşılarında kendileri gibi şaşıran Bellatriks, Lucius ve Narcissa vardı.





&&&&&&&&&&&&&&&&&&





—NE?

Bu ses aynı anda bağıran Ginny ve Hermione’den geliyordu. Hermione,



—Sen ciddi misin? , diye Draco’ya sordu. Draco da umursamaz bir tavır takınarak cevap verdi.



—Evet…

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 5:35 pm


4.RİDDLE KARDEŞLER

—Sen şaka yapmıyorsun dimi Malfoy? Voldemort’un çocukları mı var? diye sordu Harry.Herkesin sormak istediği soruyu ancak o sormuştu.Malfoy,

—Evet, Potter ciddiyim. Kendi gözlerimle gördüm. Mercedes ve Marc Voldemort’un kendi öz çocukları. Diye sıkkın bir tavırla cevapladı. Harry Dumbledore’a döndüğünde ilk defa onun yüzünde bir duyguyla karşılaştı. Dumbledore şaşırmıştı ve ne söyleyeceğini bilmiyordu. Birden bakışlarını Harry’e çevirdi. Bir süre bir birlerine baktıktan sonra Dumbledore,



—Severus, diyerek onaylamasını söyledi. Severus,



—Albus bu doğru. Onun çocukları var, diyerek Draco’yu onayladı. Sirius sanki uyanmış gibi,

—Saçmalıyorsunuz böyle bir şey olamaz. Voldemort’un çocukları olamaz. Hadi oldu diyelim bunların annesi kim? diye sordu. Draco omuz silkip,

—İşte orasını bilmiyoruz, diye cevapladı. Ama Severus bildiğini işaret edip konuşmaya başladı.



—Ben sadece bir tahmin yürütebilirim ve büyük olasılıkla tahminim doğru. Çocukların annesi Violet Portaxe.



Bu sefer Mr. Weasley söze başladı.



—Yanlış bilmiyorsam öyle bir saf kan aile yok.



Severus sanki hikâyenin en can alıcı noktasına gelmiş gibi yerinden kalktı.



—Evet, bir saf kan aileden değil. Hatta kendisi bir büyücü bile değil.

Bu sözler üzerine Harry gülmeye başladı. Herkes başını çevirdi. Hermione,



—Harry ne oldu? Diye telaşlı bir şekilde sordu. O da diğerleri de yine Harry’nin Voldemort’un zihnine girdiğini düşünüyorlardı. Harry ayağa kalktı ve bu sırada Severus yerine oturup Harry’nin ne diyeceğini dinlemeye başladı. Çünkü biliyordu ki Harry bir şeyler söyleyecekti. Diğer herkes endişelenirken Severus ne yapacağını iyi biliyordu. Çünkü 7 yıl boyunca çocuğu çok iyi tanımıştı. Ve Harry tam Severus’un düşündüğü gibi konuşmaya başladı.



—Siz –Draco ve Severus’u göstererek—Voldemort’un çocukları olduğunu söylüyorsunuz ve bu çocukların annesinin muggle olduğunu düşünüyorsunuz. Merlin aşkına aklınız yerinde mi? Voldemort kendini Karanlık Lord olarak tanımlayan insan ve hayatını mugglelardan nefret ederek geçirmiş insan bir muggle âşık olup onunla evlendiğini söylüyorsunuz. Üstelik ikiz çocukları olduğunu söylüyorsunuz. Merlin aşkına burada Voldemort’tan söz ediyoruz, diyerek konuşmasını bitirdi. Bu sefer cevap verecek kişi Dumbledore u.

—Harry, şimdi sakin ol. Ben Severus’a ve Draco’ya güveniyorum. Zaten kanıtları var bununla ilgili.1 gün önce Hogwarts’a bir mektup geldi.—Bu sefer bütün yoldaşlığa hitap ederek—İki öğrencinin Fransa’da ki özel bir büyücü okulundan Hogwarts’a geçmesini isteyen bir mektup. İlk önce tabiî ki de anlamadım. Çünkü isimleri Mercedes Violet Lorenzo ve Marc Tom Lorenzo idi. Ama şimdi anlıyorum ki bu ikisinin soyadları Riddle. Öyle değil mi Draco? sorarak Draco’ya döndü.Draco,



—Evet, soyadlarını böyle değiştireceklerdi. Böylece kimse anlamayacaktı. Efendim kesinlikle bu konuları konuşmamız gerek fakat atladığımız bir konu var. Bu kişilere verilen görevler. Potter’ı ve Granger’ı birbirlerine âşık etmeyi planlıyorlar.



Bu sözler üzerine Hermione,



—Malfoy sen onu hiç merak etme. Ne Harry ne de ben böyle bir tuzağa düşmeyiz, diye onu teselli edercesine konuştu. Tam Draco cevap verecekken Dumbledore,



—Aslında tam olarak bunu yapacaksınız, dedi. Bunun üzerine Hem Ron hem Ginny hem Hermione hem de Harry,



—NE? , diye bağırdılar. Dumbledore açıklaması gerektiğini hemen anlayıp konuşmaya başladı.



—Çocuklar, eğer gerçekten onlar size âşık olursa bunu kendi lehimize çevirebiliriz. Yani onların oyununa karşı bizim ki. Bu bize önemli bilgiler kazandırabilir. Ama sanıyorum ki ikinizin de bir sevgilisi var değil mi? Diye muzip bir şekilde sordu. Hermione ve Harry başlarını salladılar. Bunun üzerine Dumbledore devam etti,



—Ve yanlış bilmiyorsam bu kişiler Mrs Weasley ve Mr Weasley, değil mi? , diye yeniden sordu. Yine başlarıyla onayladılar. Dumbledore bu sefer Ron ve Ginny’e hitap ederek,



—Farkındayım bu sizin içinde zor bir durum. Ama size de bir görev verecektim. Tabii kabul ederseniz, dedi. Ginny ve Ron isteksiz bir şekilde başlarını salladılar. Dumbledore gülümseyerek Draco’ya döndü.



—Draco yanlış bilmiyorsam Mrs Parkinson ile nişanınızı attınız, dedi. Bunun üzerine gençler arasında bir şaşkınlık dalgası yayıldı. Ama Draco çok sakin bir sesle,



—Evet Profesör. Aileler aldı bu kararı yine, diye cevapladı.

Dumbledore,

—Tam planlarımıza göre Ron ve Ginny sizler Mrs Parkinson’u ve Mr Zabini’yi kendinize âşık edeceksiniz, Diyerek sözünü tamamladı. Tam bir tepki gelecekken Draco acı ile inledi. Bütün başlar ona çevrildi. Draco açıklama yaparak,



—Mercedes ve Marc beni çağırıyorlar, dedi. Dumbledore başıyla tamam anlamı yaparak gidebileceğini söyledi. Draco şöyle herkese toptan bir baş selamı yapıp odadan dışarı çıktı. Sessiz bir şekilde evden çıktı ve Malfoy Malikânesine cisimlendi.





&&&&&&&&&&&&&&&&&



Malfoy Malikânesi…



Draco eve geldikten sonra direk odasına çıktı. Üzerini değiştirip Mercedes ve Marc’ı aramaya koyuldu. Birde karşısında teyzesi Bellatriks çıktı.



—Neredeydin Draco? Diye kuşkulu bir biçimde sordu. Draco sakin bir şekilde,



—Dışarıdaydım. Dolaştım biraz. Şimdi izin verirsen Mercedes ve Marc’ı bulmam lazım diyerek başından savmaya çalıştı. Bellatriks verdiği cevaptan memnun olmuş bir şekilde,



—Ofisteler. İkisi de kitap okuyor diyerek ona yol verdi. Draco hızlı bir şekilde ofise gitti ve kapıyı açtı. Geldiğini fark eden Mercedes,



—Hemen gelmene sevindim. Senden küçük bir iyilik isteyecektik dedi ve Marc’a döndü. Marc yerinden kalkıp konuşmaya başladı.



—Bizi buradan çıkarmanı istiyoruz…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 5:43 pm

5.LORDUN SINAVI





—Ne? Diye sordu Draco. Mercedes gülümseyerek,



—Bizi buradan çıkarmanı istiyoruz. Sıkıldık burada, dedi.



Draco anlamamıştı ama bildiği bir şey vardı. Karanlık Lord onların evden çıkmasını istemiyordu ve yasaklamıştı. Kendi başlarına evden çıkamazlardı. Ya Voldemort ya da bir Malfoy onları evden çıkartabilirdi ve onlar Draco’yu seçmişlerdi. Ama Draco her ne olursa olsun onları buradan çıkartamazdı. Marc,



—Hadi yalnızca bizi buradan çıkartacaksın. Sonrasında bizi bırakabilirsin. Biz kendi başımızın çaresine bakabiliriz, dedi ikna edercesine. Draco karar vermişti. Kesin bir ses tonuyla,



—Hayır, dedi.

Mercedes,



—Anlamadım? , diye sordu. Marc kız kardeşinin kaldığı yerden devam etti.



—Bizi buradan çıkarmayacaksın yani. Biliyorsun değil mi Draco. Biz senden çok güçlüyüz. Hem de çok güçlü Draco.



Mercedes söze devam etti.



—Anında sana işkence yapabilir. Kuklaya çevirebiliriz. Veya öldürebiliriz. Ya da en iyisi babama şikâyet edebiliriz. İstediklerimizi yapmıyor ve emirlerimizi dinlemiyor deriz. Sen kendini savunsan bile sence sana mı inanır yoksa iki çocuğuna mı? Sen söyle.



Draco bir an bile düşünmedi. Çünkü bunu yapamazlardı. Karanlık Lor bu evde olan her şeyi kontrol ediyordu. Her yerde casuslar vardı.



—Yine söylüyorum hayır. Sizi buradan çıkartmıyorum. Lordun emrini biliyorsunuz.



Marc gülümseyerek,



—Lordunun her emrini uyguluyorsun yani, diyerek kız kardeşine döndü. Mercedes,



—Hem de senden daha güçlü iki insanın karşısında. Sen haklıymışsın baba, diyerek arkasına döndü. Draco ne dediğini anlamadı. Ama Marc’ın sözleri ona yardımcı oldu.



—Çok iyi adamlar seçebiliyorsun.



Draco birden karanlık içinde bir kıpırtı gördü. Hemen ardından Voldemort göründü. Draco hemen Karanlık Lordun önünde eğildi. Voldemort eliyle kalkmasını işaret etti. Draco kalktı ve olacakları beklemeye başladı. Yavaş yavaş ne olduğunu anlamıştı. Bunun hakkında Severus, babası, annesi ve teyzesi onu uyarmıştı. Böyle bir görev verdiğinde Lord, verdiği adamını sınardı. Ve işte onu sınamıştı. Ve belli ki geçmişti. Çünkü eğer kalmış olsaydı anında ölmüş olur. Voldemort’un sadakatsizliğe hiç tahammülü yoktu ve hiçbir zaman affetmezdi. Voldemort karşıdaki koltuğa oturmuştu. Hemen yanındaki sandalyede de Mercedes oturuyordu. Marc ise pencerenin yanına gidip dışarısını izlemeye koyuldu. Voldemort sonunda konuşmaya başladı.



—Beni gururlandırdın Genç Malfoy. Senden daha güçlü iki kişinin önünde aldığın emirlere uydun. Biliyorsun Malfoy benim sadakatsizliğe hiç ama hiç tahammülüm yoktur. Bu yüzden çok önemli bir görev verdiğim zaman adamımı sınarım. Tek sınamadığım kişi Severus’tur. Neden olduğunu biliyor musun?



Draco elbette ki biliyordu.



—Evet efendim. Kendisi en güvendiğiniz kişi ve size en sadık olan kişi.



—Çok doğru söyledin Genç Malfoy, diyerek kalem gibi ince dudaklarını kıvırdı.



—Şimdi gidebilirsin, diyerek onu serbest bıraktı. Malfoy eğilip odadan çıktı. Doğruca odasının yolunu tuttu.



Odasının kapısını açınca içeride annesi, babası ve teyzesi vardı. Odasının kapısını kapatıp yatağına gidip oturdu. Lucius,



—Anladığım kadarıyla sınavdan geçirildin. Ve ölmediğine göre onu memnun etmiş olmalısın, dedi.



Draco,

—Evet. Çok memnun oldu, diyerek cevapladı. Bunun üzerine Bellatriks kahkaha attı ve



—Aferin. Kimin yeğeni, diye kendisini övdü. Lucius,



—O benim oğlum. Bana çekmiş, diyerek Bellatriks’e karşı çıktı. Tam Bellatriks cevap verecekken Narcissa aralarına girdi.



—Kavga etmeyi bırakın. Saçmalıyorsunuz, diyerek onlara kızdı. Sonra oğluna dönerek,

—Sen iyi misin tatlım? diye sordu.



Draco,

—Evet. Biraz at süreceğim diyerek yatağından kalktı. Kapıya doğru gitti ve kapının tokmağını tuttu. Kapıyı açtı ama sonra aklına gelip arkasını döndü ve konuşmaya başladı.



—Eğer kavga etmeyi bırakırsanız odamdan çıkın, diyerek kapıdan çıktı. Aşağıya indi. Tam kapıyı açmıştı ki arkasından biri ona seslendi.



—Nereye gidiyorsun?









6.ÖLÜM LANETLERİ





Draco bu beklenmedik ses üzerine arkasını döndü. Karşısında Marc ve Mercedes vardı. Draco,



—At sürmeye gidiyorum. Sizde gelir misiniz? diye sordu.Marc,



—Aslında senle konuşmak istediklerimiz vardı, dedi.

Mercedes gülümseyerek,



—Elbette ki at sürmeye geliriz. Hem böylece konuşmuşta olur değil mi? diye Marc’a sordu. Marc evet anlamında başını salladı. Draco kapıyı açıp onlara yol verdi. İlk önce Mercedes geçti. Arkasında Marc. Ama geçerken Draco’ya garip bir bakış fırlattı. Bu bakış üzerine şaşırdı. Ama pek aldırmadı. Hep beraber atların bulunduğu yere gittiler. Draco hemen kendi atının olduğu bölüme gidip atı dışarı çıkardı. Mercedes ilgili gözlerle atı süzüyordu ama aynısını Marc için söylemek zordu. Ata hiç bakmıyor sadece dışarıyı izliyordu. Draco şaşırarak Marc’a bakmaya devam edince Mercedes açıklama yaptı.



—Eski bir anı sadece. Bir at korkusu var.



Marc bu sözler üzerine,



—Sana ne demiştim. Kimseye anlatma demiştim yanlış hatırlamıyorsam, diye kardeşine kızdı.

Draco burada girmesi gerektiğini anladı çünkü Mercedes aynı Lordun gözlerini andıran gözlerle kardeşine bakıyordu. Anlaşılan Mercedes Marc’ın ona bağırmasına sinir oluyordu. Draco Marc’a hitap ederek,



—Bunda utanılacak bir şey yok, dedi. Marc sinirli bir şekilde Draco’ya dönüp,

—Sen karışma, diye bağırdı.



Draco sinirlenmeye başlamıştı.



—Bak 2 yıl öncesine kadar benimde atlarla problemim vardı. Ama Marieanne bunu atlatmamı sağladı, dedi atı göstererek. At birden Marc’a doğru yürümeye başladı. Marc ilk önce bir adım geriye gitti ama durdu. Mercedes ilk önce kardeşine ve ata baktı daha sonra Draco’ya baktı. Draco ilk defa Mercedes’in gözlerinde böyle bir ifade görüyordu. Bu korkuydu. Bu endişeydi. Draco onu sakinleştirircesine başını salladı. Çünkü biliyordu ki Marieanne hiçbir zaman bir canlıya zarar vermezdi.



Marieanne Marc’a biraz daha yaklaştı ve tam önünde durdu. Bir süre birbirlerine baktıktan sonra Marieanne eğilip yere oturdu. Marc inanamayarak Draco ve Mercedes’e baktı. Draco,



—Onu sevmeni istiyor, dedi. Marc başını sallayıp elini atın başına doğru uzattı. Birden eli ata değdi ve sevmeye başladı. Marc,



—Bu çok güzel bir duygu. Draco bu at bir inanılmaz, diyebildi.



Draco,



—Biliyorum. Artık ben korkumu tamamen attım. Başka atlara binebiliyorum. O yüzden Marieanne senin olsun, dedi.

Marc ilk defa gülümseyerek,



—Teşekkürler. Draco senin hakkında yanılmışım, dedi.



Draco,



—İnan herkese oluyor bu, diyerek gülmeye başladı. Marc da aşılık etti. Mercedes inanamayan gözlerle ikisine bakıyordu. Draco merak ederek sordu.



—Bir şey mi oldu Mercedes?



Mercedes cevap veremiyordu. Onun yerine Marc cevap verdi.



—İlk defa beni daha 3 gündür tanıdığım biriyle böyle konuşurken görüyor da. Biriyle böyle konuşmak için en az 3 ay bekliyorum.



Draco meraklanarak sordu.



—Niye?





Marc,



—Tanımadan bağlanmam. Bana zarar veriyor böyle şeyler. Annemiz yüzünden büyük olasılıkla, dedi üzgün bir şekilde. Draco anneleri hakkında daha çok şey öğrenmek istiyordu ama merakına engel oldu. Bu sırada Mercedes kendine gelip Draco’ya hitap etti.



—Bizim sesinle konuşmak istediğimiz bir şey vardı. Marc eğer fikrini değiştirdiysen, dedi. Marc başını salladı ve Draco’ya döndü.



—Draco, Ölüm Lanetleri hakkında ne biliyorsun?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 5:51 pm

7.Violet Portaxe







—Ne? diye sordu Draco. Mercedes gülerek Marc’a döndü. Marc hala atı seviyordu. Marc birden başını kaldırdı ve



—Bir şey mi oldu? diye sordu.Mercedes ve Draco gülmeye başladılar.Mercedes birden uzaktan gelen bir karartı fark etti.



Mercedes,



—Şu gelen Profesör Snape değil mi? , diye sordu. Draco biraz daha baktıktan sonra konuştu.



—Evet, o.Hiç böyle yapmazdı.



Mercedes,



—Nasıl yani? , diye sordu.



Draco,



—Yani okulun açılmasına 5 gün var ve Severus okuldan ayrılıyor. Normalde okuldan ayrılmaz, diyerek cevapladı.



Marc da söze katılıp,



—Sence niye gelmiş? , diye sordu.



Draco,



—Büyük olasılıkla Lord çağırmış olmalı, dedi.







&&&&&&&&&&&





Bu sırada Severus kapıya gelmişti. Lordun onu niye böyle acil çağırdığını bilmiyordu. Kapı kimse açmadan kendiliğinden açıldı ve Severus içeriye girdi. Hemen Lucius’un olan ama şimdi Lord’a ait olan ofise doğru yürümeye başladı.



Ofise geldiğinde kapıyı çalmadan içeri girdi. Hemen eğilerek Lord’a selam verdi. Lord camın yanında duruyordu. Severus’a dönüp kalkmasını işaret etti. Severus kalkınca şaşırdı. Çünkü karşısında eski Lord’dan eser yoktu. Gençleşmiş, başında saçları çıkmıştı ve burnu çıkmıştı. Şimdi bir insana benziyordu. Lord Severus’un bu haline güldü. İşte o zamanda Severus şaşırdı. Çünkü Voldemort ilk defa insan gibi gülmüştü. Lord, Severus’un bu halinden hoşlanıyordu. En sonunda oturmasını işaret etti. Severus hemen karşıdaki koltuğa oturdu. Lord konuşmaya başladı.



—Ah Severus! Sende şaşırdın.



—Evet, efendim, diyebildi. Ve sözlerine devam etti Voldemort,



—Sence bu nasıl oldu Severus? , diye sordu. Severus cevap veremedi. Voldemort bir kez daha güldü ve konuştu.



—Bunu bana Mercedes ve Marc yaptı. Çok güçlüler Severus. Çok GÜÇLÜLER, diye kükredi adeta. Sonra gülerek,



—Benim çocuklarımdan daha ne beklersin değil mi? , diye sordu. Severus sadece başını salladı. Voldemort bu sefer ciddi bir şekilde konuşmaya başladı.



—Şimdi onları ne olursa olsun Hogwarst’ta koruyacaksın.



Severus,



—Elbette ki Lordum, dedi. Voldemort başını salladı. Sonra Severus’un oturduğu koltuğun karşısındaki koltuğa geçti. Severus’a bakarak,



—Merak ettiğin bir şey var Severus, dedi.



Severus evet anlamında başını salladı. Voldemort başıyla sormasını söyledi. Severus çok sakin bir tonla konuşmaya çalıştı.



—Efendim merak ettiğim şey bu çocukların annesi, dedi. Voldemort birden ayağa kalktı. Aynı anda Severus’ta. Voldemort oturmasını işaret etti ve konuşmaya başladı.



—Bunu sadece sana anlatıyorum Severus. Mercedes ve Marc’ın annesi Violet Portaxe’tı. Kendisi bir muggledı, dedi. Severus ilk defa duyuyormuş edası vermeye çalışarak başını döndürdü. Voldemort,



—Evet, bir muggledı. Çok sevmiştim Severus. Onunla Fransa da tanışmıştım. Çok güzel bir kadındı. Mercedes’e benziyordu. İlk görüşte âşık olmuştum. Anlaşılan o da âşık olmuştu. Onu gördüğüm günün ertesi günü benimle konuştu. Birbirimize çok benziyorduk.3 ay sonra ona güvenip büyücü olduğumu açıkladım. O pek tepki vermedi. Sadece “ne olduğun umurumda değil. Ben seni seviyorum.” , demişti.2 ay sonra ona evlenme teklif etti. O havalara uçtu. Hemen kabul etti ve evlendik, dedi ve Severus’a baktı.2 dakika öylece konuşmadan durdular. Sonra Voldemort devam etti.



—1 sene sonra hamile olduğunu söyledi ve 9 ay sonra Mercedes ve Marc doğdu. Çok mutlu olmuştum.O sene boyunca Violet’in boşladım. Boş zamanımı sadece ikisine veriyordum. Bir gün Violet evde yoktu ve makyaj masasının üstünde bir mektup buldum. Violet beni aldatıyordu. Onları takip ettirdim. Bir gün Violet eve çok geç döndü. Ben, Mercedes, Marc ve birkaç adamım salondaydık. Mercedes ve Marc bize güçlerini gösteriyorlardı. Violet eve sarhoş geldi. Ona sordum neredeydin diye. O bana “Seni ilgilendirmez.” , diye cevap verdi. Ona kızmıştım. Hem de çok. Bağrışmaya başladık. Her şey ortaya çıktı. Bu sırada duvarda bir kılıç vardı. İşte şu kılıç, diyerek duvardaki kılıcı gösterdi. Gitti ve onu aldı. Biraz inceledikten sonra Severus’a verdi. Severus kılıcın üzerinde kurumuş kan lekeleri gördü ve anında başını kaldırdı. Voldemort,



—Doğru düşünüyorsun Severus. Çok ama çok kızmıştım. Birden kılıcı aldım ve tam kalbinden bıçakladım. Yere düştü ve son nefesini verdi. Biliyor musun? Son nefesini verirken çocuklarının değil aşığının adını söyledi.”David” dedi. Bu olaylar olurken Mercedes ve Marc ne yaptı biliyor musun? Hiç bir şey. Ağlamadılar ya da benden kaçmadılar. Severus onlar daha 2 yaşındaydılar ve annelerinin ne yaptığını anlıyorlardı. Bu yüzden Marc’ta bağlanma korkusu var. İlk tanıştığı zaman soğuk davranır ve Mercedes ise aksine çok sıcak davranır. Böylece bir şey olduğunda ona karşı kullanacak bir koz olur elinde, diyerek sözünü tamamladı. Arkasını dönüp camdan baktı bir süre. Sonra arkasını döndüğünde Severus inanamadı.



Gördüğü şey inanılmayacak bir şeydi çünkü.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 5:53 pm

8.MERCEDES VE MARC







Severus inanamıyordu. Bu gördüğü şey. Voldemort’un gözlerinden aşağıya dökülen bir tek yaştı.



Voldemort o bir tek yaşı parmağıyla aldı ve bakmaya başladı. Bir süre öyle baktıktan sonra konuşmaya başladı.



—Ah Severus! Uzun zamandır kendi gözyaşlarımı görmüyordum. Violet’in beni aldatmasına karşın hala onu düşününce ağlıyorum. İşte bu yüzden çocuklarımı ve Violet’i gizli tuttum, dedi. Ama birden eski Voldemort geri geldi.



—Şimdi bana eşlik eder misin Severus? Aşağıda bir yoldaşlık üyesi var. Tanırsın. Bir Weasley.



Severus sakinliğini koruyarak,



—Hangisi? , diye sordu. Voldemort tiz bir kahkaha attı.

—Maalesef Ron Weasley değil. Bu onun abisi. Percy Weasley, dedi. Severus,



—Size katılamayacağım efendim. Ama biliyorsunuz bunu bildirmem gerekir, dedi. Voldemort başını salladı.



—Biliyorum Severus. Ama merak etme bilgileri aldıktan sonra ölmüş olacak. Yani siz gelmeden geberir. Severus başını salladı. Lordun önünde selam verip kapıya gitti. Kapıyı açıp çıktı ve koşar adımlarla bahçeye çıktı. Cisimlenecek alan bulduğunda anında cisimlendi.







&&&&&&&&&



Karanlık Lord ve Severus konuşurken. Mercedes ve Marc, Draco’ya Ölüm Lanetlerini anlatıyorlardı.



Draco,



—Yani Ölüm Lanetlileri sizin kurduğunuz bir örgüt ve bu örgütü sadece üyeleri biliyor öyle mi? , diye sordu. Marc başını salladı. Draco biraz düşündü.



—Peki, nasıl Karanlık Lord’dan saklaya biliyorsunuz? , diye sordu. Bu sefer Mercedes cevapladı.



—Üyelerimiz çok iyi bir zihinfedar olmalı. Bizde ona göre seçiyoruz. Ve gördük ki sende çok iyi bir zihinfedarsın.



Draco,



—Evet. Severus öğretti, dedi. Marc,



—Çok iyi. Bunu bir düşün Draco. Bizler bazı şeyleri anlamış insanlarız. Biz ne iyi ne de kötüyüz. Tabii içimizde taraf tutanlar var. Ama o gizli yere gelince bunlar konuşulmuyor. Bizler orada güçlerimizi geliştiriyoruz, dedi.



Draco,



—Bu örgütü siz kurdunuz yani? , dedi.



Mercedes,



—Hem biz hem de çok yakın bir arkadaşımız olan Ann kurdu. O da bu sene Hogwarts’a geliyor, dedi. Draco,



—Biraz düşünmem gerekiyor, dedi. Mercedes ve Marc başlarını salladılar. Bu sırada birden Malfoyların aile cini Qeinn belirdi. Draco cine dönüp,



—Ne var? , diye sordu. Cin,



—Karanlık Lord üçünüzü zindanlara çağırıyor, dedi.



Draco anlamış bir şekilde cine sordu.



—Kurban kim?



Cin,



—Percy Weasley, dedi. Draco sakinliğini korumaya çalışarak cine gitmesini işaret etti. Sonra Mercedes ve Marc’a dönüp,



—Önden buyurun, dedi. Mercedes ve Marc önden giderken Draco, Marieanne’e bölümüne dönmesini işaret etti. At bölümüne dönünce Draco önden gidin iki gence katıldı.





Aşağıya zindanlara inen yol tam bir korku koridorlarıydı. Her tarafta bir zindan bölümü vardı ve çoğunda doluydu. Mercedes ve Marc inceleyerek Draco’nun peşinden geliyorlardı.





Draco en sonda ki zindanın kapısının önünde durdu. Kapıya bileğini gösterip açtı. İçeri girdiklerinde en üst rütbeli Ölüm Yiyiciler oradaydı. Hepsi üçüne başlarıyla selam veriyorlardı. Ama hiç biri karşılık vermediler. Draco Lordun önüne gelince eğilerek selam verdi. Mercedes ve Marc Lordun iki yanına geçtiler ve onlar için ayrılmış yerlere oturdular. Marc’ın oturduğu koltuğun yanında bir tane daha boş koltuk vardı. Draco tam ailesinin yanına gidecekti ki Lordun sesi bütün zindanda çınladı.



—Genç Malfoy, dedi. Draco anında döndü ve Lordun söyleyeceklerini dinlemeye başladı. Lord



—Marc’ın yanında ki koltuğa otur, dedi. Bu sözler üzerine bütün zindanda fısıltılar başladı. Voldemort tek eliyle susmalarını işaret etti. Draco ailesinin olduğu yere bakınca hepsinin gülümsediğini gördü. Voldemort tekrar konuşmaya başladı.



—Bu günkü konuğumuz bir Weasley, demesiyle bütün yüzler duvara çevrildi. Voldemort,



—Kim başlamak ister? , ister diye sordu.



Draco yanından gelen sesle irkildi.



—Ben.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 5:55 pm

9.HÜZÜN VE MUTLULUK







Draco sesin geldiği yöne baktı. Konuşan Mercedes idi. Voldemort memnun bir şekilde kızına döndü ve başıyla onay verdi. Mercedes emin adımlarla Percy’nin yanına gitti. Asasını kaldırdı ve yüzüne su sıçrattı. Percy ne olduğunu ilk önce anlamadı ama çevresine bakınca nerede olduğunu hemen anladı ve yüzünde saf korku izleri oluştu.



Draco korkmasına şaşmadı. Çünkü Malfoy zindanları siyah ve yeşil renklerle boyanmıştı. Duvarlarda gaz lambaları bulunuyordu. Her köşede kan izleri ve eskiden kalmış süsü verilen kemikler vardı. Bu kemikleri koymalarının nedeni mahkûmun korkmasını sağlamaktı.



Percy başını bir yandan bir yana çeviriyordu. En son Voldemort’a baktıktan sonra gözleri Mercedes’te kitlendi. Mercedes,



—Şimdi bize ne biliyorsan anlat. Yoksa birazdan olacaklara kimse karışmaz, diye tehdit etti. Percy birden sakinleşti. Yüzündeki saf korku gitmişti. Draco bunun nedenini biliyordu. Ginny ona açıklamıştı. D.O. zamanında üyeler birbirleriyle paralar sayesinde haberleşiyorlardı. Para ısındı mı toplantı günleri ve saatleri ortaya çıkıyordu. Granger ve arkadaşları yoldaşlık üyesi olunca bu uygulamayı oraya da taşıdılar. Para ısındı mı geliyorlar demekti. Percy bunu anlayıp korkudan arınmıştı ve hiçbir şekilde cevap vermiyordu. Voldemort sinirlenmeye başlamıştı. Mercedes üç kere onu tehdit etmişti ama hiçbir şekilde Percy konuşmamıştı. Voldemort Mercedes’e,



—Hünerlerini görme zamanı geldi, dedi. Bu artık işkenceye başla demekti ve Mercedes hiç vakit kaybetmeden işkenceye başlamıştı. Arka arkaya Crucio laneti gönderiyordu. Daha Percy yere yığılmadan yenisini gönderiyordu. Oradan bile bu kadar acı verici göründüğüne göre Percy artık dayanamazdı. En sonunda konuşmaya karar verdi.



—Pekâlâ—anla—tıcam, dedi. Kesik kesik soluyordu. Elini ağzına götürüp kanı sildi. Ama Draco bulunduğu yerden Percy’nin bir şey içtiğini görmüştü. Draco’nun tahminine göre bu Severus’un hazırladığı Ölüm iksiriydi. Bunu içen 24 saat gibi bir süreyle ölü gibi duruyordu. Ne nabzı atıyor ne de soluk alışverişi yapabiliyordu. Sadece ona atılan tek bir büyüyle Percy ölecekti. Sadece 24 saatliğine. Percy en sonunda konuşmaya başladı.



—Seni yenecek. Seni yok edecek. Artık hiç bir şey yapamazsın. Harry Potter senden daha güçlü, dedi. Voldemort öfkeyle Mercedes’e eliyle işaret etti. Mercedes,



—Crucio, diye bağırdı. Percy bir süre acı çekti ama sonra öldü. Mercedes hemen yanına gidip nabzına baktı. Yüzü sinirli bir şekilde Voldemort’a döndü.



—Öldü. Hangi insan Crucio ile ölebilir ki? , diye sordu. Voldemort şen bir kahkaha attı ve kızının sorusuna cevap verdi.



—Weasley gibi kanı bozuk bir. Bu sözler üzerine herkes güldü. Draco gülümsemekle yetindi. Ama Marc ve Mercedes’e baktığında yüzlerinde sinirli bir ifade vardı. Marc,



—Baba –bu söz üzerine herkes bir şok geçirdi. Daha kimse bu söze alışamamıştı.—iznini istiyoruz, dedi. Voldemort gülerek başıyla gidebileceklerini söyledi. Marc ve Mercedes çıktıktan sonra Voldemort Lucius’a dönüp,



—Bu pisliği Severus’a verin daha okula dönmedi. O bu pisliği ailesine götürsün ve ne yaptığımızı ve ne yapacaklarımızı görsünler, dedi. Sonra Draco’ya dönüp,



—Onları yalnız bırakma, dedi. Bu Draco için yeterliydi. Hemen oturduğu yerden kalktı ve zindandan çıktı. Hemen ikisi için ayrılan odaya gitti. Tahmininde yanılmamıştı. Buradaydılar. Kapıyı çalıp içeri girdi. Girdiğinde camın önünde duran Marc ve yatağın üzerinde oturup ağlayan Mercedes ile karşılaştı.



Draco hemen yatağın yanına geldi ve Mercedes’e baktı. Mercedes birden Draco’ya sarılıp sağlamaya başladı. Nerdeyse yarım saat öyle kaldılar. Marc birden onlara dönüp konuşmaya başladı.





—Ağlama artık Mer. Senin yapabileceğin bir şey değildi. Sen sadece Crucio lanetini uyguladın, dedi.



Mercedes,



—Biliyorum. Ama ilk defa birini öldürdüm Marc, dedi. Marc halden anlayan bir tavırla,



—Ne hissettiğini biliyorum Mer. İlk öldürdüğümde bende öyle hissetmiştim. Ama zamanla alışıyorsun buna. Biliyorsun sen hiçbir zaman öldürmedin ve buna zorlanmadın. Bunu babam istedi çünkü. Böyle olacağını biliyordu. Ama anlaşılan zamanın geldiğini düşündü, dedi. Bir süre iki kardeş birbirlerine sarıldılar. Daha sonra birbirlerinden ayrılıp Draco’ya döndüler. Marc,



—İşte bu yüzden Ölüm Lanetleri’ni kurduk Draco. Bize katılmalısın, dedi.



Mercedes kardeşine katılarak,



—Evet Draco. Lütfen, dedi. Draco biraz düşündükten sonra,



—Pekâlâ, dedi.







&&&&&&&&&&



Bu sırada Grimmauld Meydanı On İki Numarada hem hüzün hem de sitem vardı. Severus 5 dakika önce Percy’m getirmişti. Draco ona haber vermemişti. O yüzden hepsi Percy’i öldü düşünüyorlardı. Mrs. Weasley ağlayarak,



—Onu nereye gömeceğiz? , diye sordu. Mr. Weasley,



—Aile mezarlığına, dedi. Çok soğuktu şuan Mrs Weasley’nin aksine. Herkes çok üzgündü. Harry ve Hermione Ron’u ve Ginny’i teselli etmeye çalışıyorlardı ama pekte işe yaradığı söylenemezdi.



Bu sırada Mr. Weasley.



—Sabah saat 10.00’da cenazeyi yapalım, dedi. Mrs. Weasley hıçkırarak başını salladı.



Cenaze sabah 10.00’da yapılacaktı. Daha 24 saat dolmadan.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 5:58 pm

10.CENAZE VE DRACO’NUN YARDIMI







Draco uyandığında saat sabahın dokuzuydu. Yatağında döndü ve kalktı. Cama doğru yürüdü ve bahçeyi seyretmeye başladı. Mercedes bahçede yalnız başına yürüyordu. Bir süre Mercedes’i seyrettikten sonra ileriye kapıya baktı. Kapı birden açıldı ve Severus bahçeye girdi. Mercedes Severus’u görüp yanına gitti. Bir süre konuştular. Birden Draco’nun aklına bir şey gelmişti. Severus’a Percy’i söylememişti. Hemen giyinip aşağıya indi. Tam merdivenlerden indiğinde Mercedes ve Severus içeri girmişlerdi. Draco,



—Günaydın, dedi. Mercedes gülerek cevapladı.



—Günaydın Draco.



Draco Severus’a bakarak,



—Severus seninle 5 dakika konuşabilir miyiz? , diye sordu. Mercedes başını sallayıp yanlarından ayrıldı. Draco Severus’a onu takip etmesini işaret etti. Severus onu takip ederek Draco’nun odasına girdiler. Draco kapıyı kapatıp asasını çıkardı.



—Malfoy kilidi, dedi. Ardından,



—Muffliato, dedi. Sonra Severus’a dönerek,





—Severus, Weasley ölmedi, dedi. Severus,



—Efendim? , diyerek sordu. Draco,





—Senin yaptığın iksirden içti, dedi. Severus lanet ederek cama döndü. Draco,





—Ne oldu? , diye sordu.



—1 saat sonra cenaze yapılıyor.



—Ne. Onu kurtarmalıyız, dedi Draco. Severus başını evet anlamında salladı. Biraz düşündükten sonra ancak konuştu Severus,



—Benim buradan çıkmam imkânsız. Ama sen çıkabilirsin. Cenaze Weasley Aile mezarlığında yapılıyor. Güvenlik çok sıkı. Girmek için karargâhın yerini bilmek gerekiyor. Lord’u da hiç merak etme. Diagon’a gittiğini söylerim, dedi.



Draco başıyla tamam dedi ve odada ki büyüleri kaldırdı. Severus dışarı çıktı ve Draco giyinmeye başladı.







&&&&&&&&&&&&&&&



Bu sırada Grimmauld Meydanı on iki numarada matem havası vardı. Kimse konuşmuyordu. Fred ve George bile insanları gülmüyorlardı. Harry Ron ile bir odaya kapanmış oturuyorlardı. Ron saatine baktı.



—Yarım saat kaldı, dedi. Harry düşüncelerine öyle dalmıştı ki ne dediğini sonra fark edebildi.



—Percy benim yüzümden öldü. Bu sözler üzerine Ron,



—Saçmalama Harry. Percy senin yüzünden ölmedi, dedi. Bu sırada odaya gözleri ağlamaktan şişmiş Mrs. Weasley girmişti. Konuşulanı duyunca gidip Harry’e sarıldı ve onu teselli etti.



—Saçmalama Harry. Böyle düşünmeni istemiyorum, dedi. Harry daha fazla uzatmamak için başını salladı. Mrs Weasley,



—Hadi gidiyoruz, dedikten sonra odadan çıktı. Ron ayağa kalkıp elini Harry’e uzattı. Harry Ron’a baktıktan sonra elini tutup kalktı ve aşağıya indiler.









&&&&&&&&&&&&&





Draco evden çıkalı 15 dakika olmuştu ve cenazeye 5 Dakika kalmıştı. Takip edilmemek için ilk önce Diagon yoluna girip çıkmıştı ve 10 dakika kaybetmişti. İçinden yetişemeyeceği gibi bir his vardı. Bu sırada yağmurda başlamıştı. Draco saatine baktığında 2 dakika kaldığını gördü.

Koşarak Weasley Aile mezarına giden yola girdi. Saatine yine baktığında saatin 10 olduğunu gördü. İçinden küfür ederek koşmaya başladı. Bir kapıya geldiğinde Karargâhın yerini düşündü ve kapı ona açıldı. Tam en arkaya gitmişti ki tabutun üzerine toprak atıyorlardı. Draco bağırarak,



—DURUN! ,dedi. Hepsi ona döndü. Draco koşarak mezarın içine girdi ve çamurlaşmış toprağı yana atmaya başladı. Harry,



—NE YAPIYORSUN PİSLİK? ,diye bağırarak sordu. Draco,



—BANA BAĞIRMADAN ÖNCE GELDE YARDIM ET. WEASLEY ÖLMEDİ İ, diye bağırarak cevap verdi. Birden Harry olanları anlamıştı. Kendine kızar bir sesle,



—Lanet olsun nasıl düşünmedim. O iksiri ben vermiştim, diyerek mezara Draco’nun yanına inip tabutun üstündeki toprağı atmaya başladı. Herke şok olmuş bir şekilde onarlı izliyorlardı. Draco son toprağı da kenara atıp tabutun kapağını açtı. Açmasıyla da Percy’nin nefes almak için kalkması bir oldu. Draco ve Harry mezardan çıkıp toprağa oturdular.



Bu sırada Mrs. Weasley,



—Percy, dedi ağlayarak.



2 Dakika sonra herkes kendine gelince Percy’i tabuttan çıkardılar. Percy olan biten her şeyi anlattı. Sonra Draco’nun oturduğu yere baktı ama orası boştu.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 5:59 pm

11.TREN







Draco eve giderken mutluydu. Onalar konuşurken Weasleylerin Aile Mezarlığından çıkmıştı. Çıkarken de etrafını incelemişti ve öğrendiklerine inanamadı. Weasleyler hiçte kanı bozuk bir aile değillerdi. Mezar taşlarına bakınca dünyaca ünlü büyücülerle akraba olduklarını öğrenmişti. Bunları düşünürken Malfoy Malikânesine girdi. Etrafına bakınca evlerinin ne kadar iç karartıcı olduğu fikrine kanaat getirdi. Weasleylerin mezarlığı bile kendi evinden daha iyiydi. Etrafta çiçekler sevimli fenerler vardı. Ama kendi evine baktığında solmuş çiçekler, tavus kuşları, bir bahçe takımı vardı. Draco bazen keşke bir Malfoy olmasaydım diye düşünmüyor değildi.



Weasleyler birbirlerini çok seviyorlardı. Percy tabuttan çıkınca nasılda sevinmişlerdi. Draco onları bir süre izlemişti. Yanında Potter vardı ve oda oradan izliyordu onları. Draco başıyla gitmesi gerektiğini söyleyip kalkmıştı. Potter onun peşinden kalkıp konuşmuştu.









—Teşekkürler Malfoy. Sana bir şans vermeliyiz galiba, demişti. Draco kendine has gülüşüyle ona bakıp,



—Okulda böyle olma Potter. Sonra ben kime sataşıcağım, demişti. Potter gülerek ona karşılık vermişti. Tam Draco giderken Potter yine konuşmuştu.



—Üstündekileri değiştir Malfoy. Malfoy üstüne bakıp çamurlanmış kıyafetlerine baktı ve başını kaldırıp teşekkür etmişti.





Draco kapıyı açıp içeri girdiğinde Marc ve Mercedes’i merdivenlerde otururken buldu. Marc gülüyordu. Mercedes ise sinirli bir şekilde Marc’ın koluna vurup ona cevap veriyordu. En sonunda Mercedes’te gülmeye başladı. Başını çevirip kapının oraya baktığında Draco ile karşılaştı. Oturduğu yerden hemen kalktı ve Marc’ı da kaldırdı. Mercedes,



—Neredeydin Draco? , diye sordu. Marc bu soru üzerine dikkatle Draco’nun vereceği cevaba odaklandı. Draco sakin bir şekilde,



—Diagon yoluna gittim. Biraz dolaştım, dedi. Marc ciddi bir sesle,



—Yaxley’i atlatmışsın, dedi. Draco gülümseyerek,



—Beni kimse takip edemez. Mecburen herkesi atlatırım. Ya Yaxley bir yoldaşlık üyesi olsaydı. Önlemlerimi önceden almalıyım, diyerek kendini savundu. Marc Draco’nun sözlerine güvenmişti anlaşılan. Çünkü gülümseyerek başını salladı. Mercedes,



—Yarın okula tren aracılıyla gideceğiz değil mi? , diye sordu. Draco başını evet anlamında salladı. Mercedes,



—Tren yolculuklarını hiç sevmem, diye yakındı. Marc gülerek,



—Hadi mızmızlanma. Gel kütüphaneye gidelim, dedi. Mercedes tamam anlamında başını salladı. Marc önden giderken Draco’nun kulağına eğildi ve kısık sesle,



—Diagon yoluna gitmedin, dedi ve arkasına bakmadan Marc’ın peşinden Kütüphaneye gitti.



Draco bu sözler üzerine olduğu yerde dondu. Mercedes bunu nasıl bilebilirdi ki diye düşündü içinden. Hemen odasına gidip evlerinin baş cini ve her zaman Draco’ya bilgi getiren Qeinn çağırdı. Cin Şak sesiyle birden odanın ortasında belirip Draco’ya selam verdi. Draco cine kalkmasını söyledi. Cin yerinden kalkıp efendisini dinlemeye başladı. Draco,



—Evden ben çıktıktan sonra başka kimler çıktı? ,dedi. Cin biraz düşündükten sonra,



—Efendim sizden sonra Yaxley çıktı efendim. Qeinn sadece onu gördü. Zaten Yaxley efendimde 10 dakika sonra sinirli bir şekilde döndü. Efendim Qeinn’den istediğiniz başka bir şey yoksa mutfağa dönmem lazım, dedi. Draco hayır anlamında başını sallayıp gitmesini söyledi. Cin geldiği gibi ŞAK sesiyle ortadan kayboldu. Birden kapı açıldı ve Draco olduğu yerde zıpladı. Mercedes bu manzarayı görünce gülmeye başladı. Draco ona bakıp,





—Evet? , diye sordu. Mercedes içeri girip kapıyı kapattı ve Draco’nun odasını incelemeye başladı. Oda Slytherin renklerinde boyanmıştı. Duvarda Draco’ya ait bir ateş oku bulunuyordu. Mercedes onu inceledikten sonra Draco’nun çalışma masasına ve kitaplığına baktı. Masasının üzerinde bitmiş bir yığın ödevler vardı. Üzerindeki tozdan anlaşılıyordu ki Draco bu ödevleri çoktan bitirip buraya koymuştu bile. Mercedes kitaplığa bakınca yüzünde bir gülümseme belirdi ve Draco’ya döndü.



—Çalışkan olduğunu söylemişler ama bu kadarını beklemiyordum, dedi. Draco’da gülümseyerek karşılık verdi. Mercedes en sonunda niçin geldiğini belli etti.



—Nereye gittiğini bilmiyorum ve bilmekte istemiyorum. Ama şunu biliyorum ki Londra’nın merkezi dışında bir yere gittin, dedi. Draco şaşırarak Mercedes’in gözlerinin içine baktı. Hiçbir şey okunmuyordu. Mercedes,



—Nereden mi biliyorum? Çünkü Roodwood oradan sen gelmeden 5 dakika önce geldi ve kuruydu, dedi. Draco,



—Evet, Londra’nın dışında bir yere gittim ama bunu sana söyleyemem, dedi. Mercedes gülerek,



—Öğrenmek isteyende yok, dedi.







&&&&&&&&&&&&





Ertesi gün…



Grimmauld Meydanı On İki Numara…





Ev halkı hem mutlu hem de telaşlıydı. Mrs. Weasley ilk defa bir okul sabahı hiç bağırmıyordu. Aksine herkese sevgiyle yaklaşıyordu. Üstelik Fred ve George daha bavullarını toplamamışlardı ve Mrs Weasley sadece tatlı dille çabuk olmalarını söylemişti. Harry eski Mrs Weasley’i istediğine kanaat getirdi. Çünkü herkes bir yerde bir şeyini unutmuştu ve kararlaştırılan saatten 10 Dakika sonra evden çıkabilmişlerdi. Çok sıkı bir güvenlikle ancak 20 dakika sonra tren istasyonuna gelebildiler.



Seherbazlardan biri,



—İlk önce ben gireyim. Eğer ters bir şey varsa sizi uyarırım, dedi ve bölmeden içeri girdi.5 dakika sonra diğer seherbaz hepsini teker teker bölmeden içeri soktu.





Harry yine evine dönmeyi her şeyden çok istiyordu. Her taraftan ona selam sesleri geliyordu ama Harry sadece trenle ilgileniyordu. Birden karşıdan iki çocuk gelip ona sarıldı. Hermione kızgın bir sesle,



—Boğacaksınız çocuğu. Dean, Seamus bırakın, diye kızdı. Harry ve Ron gülmeye başladılar ama bu Hermione’nin sinirli bakışlarına maruz kalınca bitti. Harry,



—Eee Dean yaz tatilin nasıl geçti? diye sordu.Dean ona cevap vermedi.Sanki bir yere dalıp gitmişti.Hepsi onun baktığı yere bakınca aynı Dean gibi dondu kaldılar.





Çok güzel bir kız bölmeden geçmişti. Saçları sapsarıydı ve gözleri de masmaviydi. Üzerinde dizlerine kadar uzanan bir elbise vardı ve ayağında converse ayakkabılar vardı. Sandığını ve kocaman bir kafesi taşıyarak onlara doğru geliyordu. Onların yanına gelince durup onlara döndü ve



—Şey merhaba. Acaba bu Hogwarts’a giden tren mi? , diye sordu. Bütün oğlanlar donmuştu. Kız şaşırmış bir şekilde hepsine teker teker bakıyordu. En sonunda Hermione bıkmış bir tavırla ama sesi tatlı bir kız sesi olarak cevapladı.



—Evet. Sen yenisin galiba, diye de devam etti sözüne.



—Ben Hermione Granger, dedi ve elini uzattı kız gülümseyerek elini tuttu ve





—Bende memnun oldum. Ben…

Kız sözünü tamamlayamadan arkadan bir oğlan çocuğu kıza seslendi.



—Ann…

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 6:01 pm

12.YENİLER





Ann yavaşça arkasını döndü ve Marc’a baktım. Gülümsedi. Hemen ona sarılıp,

—Özledim Marc, dedi. Marc onu bırakarak,



—Aynen Ann, dedi. Sonra gözleriyle arkadakileri inceledi. Harry’nin üzerinde bir tur daha atıp Hermione’ye baktı. Ama bakarken yazı yavaşça gülümseme pozisyonu aldı. Hermione Marc’ı şöyle bir incelemekle yetinip hemen Harry’e bir şey sordu. Harry ona bakıp ciddi bir şekilde cevapladı. Marc gözlerini onlardan alıp Ann’e çevirdi. Ann gülerek,



—Hangi kızı kesiyorsun Marc? , diye sordu. Marc Ann’e bakıp,



—Beni çok iyi tanıyorsun değil mi? , dedi. Ann muzipçe gülerek,



—Herhalde Marc, diye cevap verdi. Bu sırada Mercedes yanlarına geldi. Ann Marc’tan ayrılıp hemen ona sarıldı. Mercedes,





—Hey boyun uzamış senin, diye ona fırça çekmeye başladı. Ann,



—Özür dilerim. Dedim o kadar uzama diye. Ya saçmalama Mer ben mi ona söz geçirmem, dedi gülerek, Sonra aklına biraz önce konuştuğu kişiler geldi. Hemen Mercedes ve Marc’tan ayrılıp onların yanına gitti. Mercedes ve Marc tanışmak için bundan iyi fırsat mı olur bakışını atıp onun peşinden gittiler. Ann,



—Ah çok özür dilerim. Fransa’da ki okulumdan iki arkadaşımda burada da. Onları görünce dayanamadım, dedi. Hermione halden anlayan bir tavırla başını sallayıp,



—Ben Hermione, dedi.





Ann,



—Ben Anngie La Guido. Ama arkadaşlarım bana Ann der, dedi. Hermione gülümseyerek yanında kileri tanıttı.





—Bu Dean, Seamus, Ron ve Harry, dedi. Ann gülümseyerek karşılık verdi Sonra dönüp arkadaşlarını tanıştıracağı sırada Marc düşünce yoluyla,



—Soyadlarımız Lorenzo. Sonra anlatırız, dedi. Ann belli belirsiz başını salladı. Sonra konuşmaya başladı.



—Bunlar da Fransa’da ki arkadaşlarım. Bu Marc Lorenzo ve bu güzellikte onun kardeşi Mercedes Lorenzo, dedi. Harry ve Hermione bakıştılar. Ama sonra Harry,



—Tanıştığımıza memnun olduk, dedi. Bu sırada arkadan bir çocuk onlara yaklaştı ve



—A burada mıydınız? Dedi. Gelen Draco Malfoy’du. Harry anlaştıkları gibi,



—Ne arıyorsun Malfoy. Parkinson mu kayboldu? , dedi. Bu sözler üzerine Ron, Dean ve Seamus koptular. Hermione,



—Harry giderayak yine kavga etmeyin, dedi. Malfoy sinsi sinsi gülerek,



—Potter kız arkadaşını dinle. O senden çok akıllı, dedi. Bu sözler üzerine tam Ron bir şey söyleyecekti ki Hermione ondan önce davrandı.





—Onlar bir şey diyemez belki Malfoy ama ben derim. Unutma bende Okul başkanıyım, dedi. Malfoy sinirli bir şekilde ona baktı. Bu demekti ki Savaşı Hermione kazanmıştı. Sonra Malfoy yine gülerek,



—Ann, dedi. Mercedes şaşırmış gözlerle Draco’ya döndü. Mercedes,



—Siz nereden tanışıyorsunuz Draco? , diye sordu. Draco,



—Fransa da bir baloda karşılaşmıştık, diye cevap verdi. Ann gülümseyerek,



—Görüşmeyeli nasılsın Draco? , diye sordu. Draco Ann’nin elini alıp öptü ve



—İyiyim, dedi. Marc gülerek,



—Malfoy centilmenliği, dedi. Draco gülümseyerek Marc’a baktı. Ama aslında Harry’e bakmıştı ve bu bakış gitseniz iyi olur bakışıydı. Harry belli belirsiz tamam anlamında başını sallayıp,



—Hadi buradan gidelim. Malfoy geldi havası kaçtı, dedi. Draco,



—Aynısını ben söyleyecektim Potter, dedi. Harry,



—Yani bir pislik olduğunu kabul ediyorsun, diyerek topu ona attı ve arkadaşlarıyla beraber tren’e doğru gittiler. Mercedes,



—Siz hep böyle misiniz? , diye sordu Draco’ya. Draco,



—Evet, dedi. Ann hiçbir şey anlamamış şekilde onlara bakıyordu. Bunu gören Marc gülerek ona yandan sarıldı.







Bu sırada camdan dışarısını iki kişi izliyordu. Bunlardan bir Harry idi. Harry ilk önce Mercedes’e baktı. Sapsarı saçları vardı. Gözleri aynı kendisinin kine benziyordu. Üzerinde bembeyaz bir elbise vardı. Saçları dalga dalga yapılmıştı. Ve Harry Mercedes’in çok güzel olduğu kanısına sonunda vardı.



Camdan bakan diğer kişi ise Hermione idi. Hermione Marc’ı inceliyordu. Şekilli bir vücudu vardı. Saçları kahverengiydi ve gözleri aynı kardeşi gibiydi. Üzerinde beyaz bir gömlek ve siyah bir pantolon vardı. Aynı Ann ve Kardeşi Mercedes gibi siyah converse giymişti. Hermione birden Marc’ın gözlerine baktı. Tam o anda Marc’ın gözleriyle buluştu. Bir süre ikisi birbirlerine baktıktan sonra Marc gülümsedi ve Draco’ya döndü. Draco onlara bir şey söyledi ve trene doğru hareket ettiler.





—Hermione, Harry, diye birisi ikisini de dünyaya döndürdü. Dean bir şey anlatmaya başlamıştı. Harry Hermione’ye dönüp gülümsedi. Hermione’de gülümseyerek dışarıya bakmayı sürdürdü.





Harry daha sonra Dean döndü ve geçmişi hatırladı. Aslında pekte geçmiş değildi. Daha geçen sene olmuştu. Harry Ginny’i, Dean’den almıştı ve bunun için Dean Harry’e çok kızmıştı. Ama bir gün Dean ve Luna çıkmaya başlayınca işler değişti. Dean ve Harry tekrar konuşmaya ve arkadaş olmaya devam etmişlerdi.





Harry bunları düşünürken kompartımanın kapısı birden açıldı. Gelen Draco’ydu. Ron hemen,



—Git başımızdan Malfoy. Senin uğraşacağın arkadaşların yok muydu? , diye sordu. Malfoy Ron’a hiç bakmadan direk Hermione’ye döndü.





—Granger görevlerimiz var. Senin gelmediğini söyleyip başını derde sokmaya bayılırım ama sonra bütün işleri benim yapmam gerekir. O yüzden rica etsem gelir misin? , diye sordu. Dean ve Seamus son cümleye şaşırıp oldukları yerde kaldılar.



Hermione yerinden kalkıp,



—Ben 1 saate kadar dönerim, dedi. Draco ona yol verdi ve kompartımanın kapısını kapadı.





Bir süre trende dolaştıktan sonra Draco konuşmaya başladı.



—Granger yüzüne sinir olmuş ifadeni takın. Anlatacaklarım var, dedi. Hermione dediğini yaptı ve dinlemeye başladı.



Draco,



—Gördüğün erkek olan Marc. Lordun oğlu. Seni kendine âşık etmeye 1 ay sonra başlayacak. Seni tanımak istiyor. Marc’a benzeyen ve ismi Mercedes olan kız lordun kızı. O da aynı zamanda başlayacak görevine. Granger iki Weasley’e söyle Pansy ve Blasie ile bilmeleri gereken bilgileri ulaştıracağım. Dumbledore istedi, diye de ekledi. Çünkü Hermione soran gözlerle ona bakmıştı. Bu sırada Özel kompartımana gelmişlerdi. Draco kapıyı açtı ve Hermione’ye yol verdi. Bu arada koridorda duran Slytherinli iki çocuğa,



—Centilmenlik. Bir bulanıkta olsa bir beyefendi karşısında ki hanımefendiye kibar olmalıdır, dedi. Hermione çoktan içeri girip oturmuştu ve Draco’nun gelmesini bekliyordu. Draco içeriye girip kapıyı kapattı ve arkasını döndüğünde bilmiş bir Hermione ile karşılaştı. Draco,



—Sana yol verdim Granger, dedi. Hermione gülerek,



—Tabii, dedi. Draco omuz silkip yerine oturdu. Hermione,



—Peki, şu Ann denilen kız? , diye sordu. Draco,



—Sadece Fransa’da ki Le Guerda okulunda okuyan bir kız. Fransa’nın en önemli büyücü ailelerinden hatta en önemlisindendir. La Guido ailesinin son varisidir. Okul bu sene en iyi üç öğrencilerini Hogwarts’a gönderdiler. Ve Ann’de en iyi üçün içinde, dedi.



Hermione,



—Peki, okul niye en kötü üçünü değil de en iyi üçünü gönderdi? , diye sordu. Draco inanamayarak,



—Sen Hermione Granger. Her şeyi bilen kız bunu bilmiyor mu? , diye soruyla dalga geçti. Hermione ona yanında ki bir yastığı fırlattı. Draco gülerek onu tuttu ve geri postaladı. Sonra açıklamaya başladı.





—Le Guerda özel bir okul. Her yedi yılda bir öğrenci alır. Tam tamına 10 öğrenci alıp 7 öğrenci mezun ederler.





Hermione,



—Niye 10 değil de 7? Ve o üç öğrenci niye mezun olamıyorlar? ,diye sordu. Draco,



—O üç öğrenci okulun en zayıflarıdır. Her dönem böyle 3 öğrenci okuldan ayrılmıştır. Bu bir gelenek haline geldi. Ama bu sefer hiçbir öğrenci okuldan ayrılmadı. Okulda sıra dışı bir yönteme başvurdu. Bir sınav yapmışlar ve 3 kişiyi-- ki bunlar Marc, Mercedes ve Ann—Hogwarts’a göndermeyi kararlaştırmışlar, dedi.



—Tamam anladım. Ama garbime giden şey en iyi üç öğrencilerini göndermiş olmaları.



Draco ciddi bir sesle bu sorusunu yanıtlamaya başladı.



—Granger hiç La Pouvair Nişanını duydun mu? , diye sordu. Hermione,



—Evet. Çok güçlü büyücülere verilir. Fransa’da okuyan büyücülere verilir bu nişan, dedi. Draco başını sallayıp,



—Evet, ve bu üçü o nişanı alacaklar, dedi. Hermione şaşırıp kaldı. Draco açıklamasına devam etti.



—Bu üçü çok güçlüler. Ve Fransa Sihir Bakanlığı bu nişanı daha onlar ikinci sınıftayken vermeyi kararlaştırdılar.



Hermione şuan karışık duygular içindeydi. Hem korkuyor hem heyecanlanıyor hem de telaşlanıyordu. Hepsinin de nedeni ortaktı. O yaşta ne kadar güçlü olmalarıydı.





Hermione bunları düşünürken Kompartımanın kapısı açıldı ve içeriye telaşlı bir şekilde Mercedes girdi

.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 6:03 pm

13.SEÇİMLER







Draco ve Hermione koşarak en trenin en sonuna gittiler. Harry Smith’i tutarken Ron’da Marc’ı tutuyordu. Draco kızgın bir şekilde konuşmaya başladı.





—Kim başlattı?



Tam Zacharias cevap verecekken Harry onu susturdu ve Harry onu bırakıp,



—Kimin başlattığı önemli değil. Önemli olan Smith’in şimdi özür dileyecek olması. Ve sizde ona makul bir ceza vereceksiniz. Tabii Marc’a da vermelisiniz. Ne de olsa o da lanet savurdu, dedi.



Bu sefer Hermione konuştu.



—Harry kimi koruyorsun?



Bu sırada Ron, Marc’ı bırakıp özür dilemişti. Marc’ta önemli olmadığını söyledi.



Harry gözlerini kaçırdı. Draco,



—Potter ya şimdi konuşursun ya da okula gidince Profesör Snape’in önünde konuşursun. Seçim senin, dedi. Harry hala susarken Seamus konuştu.





—Harry söyle. Yoksa senin başın derde girecek, dedi. Hermione hemen Harry’e döndü ve



—Harry James Potter. Benden ne saklıyorsun? Farkındaysan sonunda öğreneceğim, dedi. Harry, Ron’a baktı. Ron sadece omuz silkmekle yetindi. Harry artık yenilmiş bir şekilde,



—Sana doğru geliyorduk. Yolda Marc ile karşılaştık. Tam o sırada Smithlerin – ki bunu söylerken Smith’e feci şekilde baktı—kompartımanının önündeydik. Smith senin hakkında bir şey deyince biz donup kaldık. Kendimizi toparladığımızda Marc çoktan asasını çekmişti, dedi. Hermione,



—Smith ne dedi? ,diye sordu. Harry,



—Söyleyemem, dedi. Hermione Ron’a döndü. Ron,



—Bak söyleyeceklerime bozulma. Smith saçmalıyordu. Şey dedi. Senin aşağılık bir bulanık olduğunu ve Krum’u kendine büyü ile âşık ettiğini söyledi ve birde şey dedi. Senin ve Malfoy’un aslında sevgili olduğunuzu ama senin Malfoy’u bizimle aldattığını söyledi, dedi. Bunları söyledikten sonra tam Smith’e dalacaktı ki Marc tuttu. Harry zaten kendini zor tutuyordu. Her an patlayacak diye arkasında Seamus ve Dean hazır bekliyorlardı.



Birden Ron’un söyledikleri yüzünden Malfoy asasını çekip Smith’in boynuna dayayıp onu cama yapıştırdı.



—Sen Okul Başkanına bunları söyleyemezsin. Hem de söylediğin şeyler bir bayan içinse, dedi. Her halinden Draco’nun kızdığı anlaşılıyordu. Bütün tren bunun hakkında konuşmayı kafasına not etti.



Hermione Draco’yu oradan çekti ve konuşmaya başladı.



—Şölenden sonra Smith, Dumbledore’yi ziyaret edeceğiz, dedi ve arkasına bakmadan gitti. Smith korkmuş bir şekilde Draco’ya baktı. Draco,



—Bana bıraksaydı daha kötü olurdu. İnan, dedi ve kompartımanına dönmesini işaret etti. Harry yüksek sesle,





—Herkes yerine. Görülecek bir şey yok, diyerek etrafı dağıttı.5 dakika sonra koridorda sadece Harry, Ron, Draco, Marc, Mercedes ve Ann kalmıştı. Harry, Marc’a dönüp,



—Yaptığın çok asil bir davranıştı. Eğer sen gitmeseydin biz giderdik ve şuan Azkabandaydık, dedi. Draco gülerek,



—Keşke, dedi. Ron,



—Malfoy kaşınma, dedi. Draco,



—Hey sizin teselli edeceğiniz bir arkadaşınız yok muydu? ,diye sordu.Harry ve Ron hemen Hermione’nin yanına gitmek için yürümeye başladı. Harry bir yerde durup döndü ve



—Bir işi beraber halletmemiz senin bir pislik olduğunu düşünmemi engellemiyor Malfoy, diyerek döndü ve kompartımana girdi.







Tren Hogwarts’a gelmişti ve bu arada üçü konuşma fırsatı bulmuşlardı. Ortak karar Marc’ın bunu Hermione’nin gözüne girmek için yaptığıydı. Ama yinede Hermione Marc’a teşekkür edecekti.



İstasyona indiklerinde Draco ve Hermione birinci sınıfları ve aralarında komik bir şekilde duran üçünü Profesör Mcgonagal’a teslim ettiler ve arabalara geldiler.







Büyük Salon…



Herkes yerlerini almıştı. Dumbledore gülen bir yüzle yerinden katlı ve konuşmaya başladı.



—Hoş geldiniz eski kurtlar. Fazla uzatmayacağım konuşmamı. Acıktığınızı biliyorum. O yüzden seçimlere başlayalım, dedi ve ana kapı açılıp Profesör Mcgonagal ve yeni birinci sınıflar girdi. En önde profesörün hemen arkasında üç tanede yedici sınıf vardı. Herkes bu üçünü trende görmüşlerdi.



Profesör Mcgonagal elindeki tabureyi öğretmenler masasının önüne koyu ve üzerine şapkayı yerleştirdi. Şapka birden canlandı ve geçen yılda söylediği şarkıyı söylemeye başladı.



Şarkı bitince Mcgonagal ilk önce üçünü çağırmaya başladı.



—La Guido, Anngie.





Ann tabureye oturup şapkayı kafasına geçirdi. Kısa süre sonra şapka binayı ilan etti.





—Gryffindor. Gryffindor binası çılgınca alkışlamaya başladı.



Bu sırada Harry Hermione’nin kulağına,



—Şu ikisi kesin Slytherin’e girer, dedi. Hermione’de başıyla onayladı.



Ann Ron’un yanına oturduktan sonra Mcgonagal,



—Lorenzo, Mercedes, dedi. Mercedes tabureye oturup şapkayı taktı. Şapka kısa süre sonra,



—Slytherin, diye ilan etti. Bu sırada Harry Hermione’ye baktı ve gülümsedi.



Son olarak Mcgonagal,



—Lorenzo, Marc, dedi. Marc kendinden emin adımlarla tabureye oturdu ve şapkayı kafasına geçirdi.



Uzun bir süre sonra şapka binasını ilan etti.





—Gryffindor…


_________________
  Aşk sadece dudakların
Yağmurlar sadece gözyaşların
Geceler ise bensiz geçen cehennem saatlerin
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 6:04 pm

14.ESKİ AŞK







Marc alkışlar arasında Gryffindor’a doğru yürürken Büyük Salonda Marc’ı tanıyanlar bu seçime şaşırmıştı. Marc hemen Hermione’nin yanına oturdu ve seçim yapılırken konuşmaya başladılar. Büyük olasılıkla Marc görevine başlamıştı.



Bu düşünce Draco’yu çileden çıkarmaya yetmişti. Neden böyle olduğunu bilmiyordu. O yoldaşlık toplantısına gittiği gün ilk olarak Hermione’ye bakmıştı ve baktığına pişman olmuştu. Hermione eski Hermione değildi. Hem de hiç değildi. Güzelleşmişti ve büyümüştü. Saçlarını düzleştirmiş ve kendine bakmaya başlamıştı. Draco birden kafasının içinden bu düşünceleri attı. Ne yapıyordu Draco. Draco Malfoy, Hermione Granger’ı düşünüyordu. Acaba dedi Draco. Eski hisler geri mi gelmişti.





*******************************







2 yıl önce…



Hermione Granger ve Draco Malfoy Karanlık Sanatlara Karşı Savunma da ortak olmuşlardı ve bitirmeleri gereken çok önemli bir ödev vardı.



Her gün neredeyse kütüphanede buluşup ödevlerini yapıyorlardı. Bu arada birbirlerine daha iyi anlamaya başlamışlardı.



Yine buluşup çalışacakları bir gün Draco, Hermione ile buluşmak için heyecanlanmaya başlamıştı. Bu duygular 1 aydır sürüyordur ve artık Draco bu duyguların nedenini biliyordur. İlk başlarda bunu kabul etmese de artık emindir.





Draco Malfoy, Hermione Granger’a âşıktır.



Hermione’nin durumu da ondan farksız değildir. Her buluştuklarında daha çok heyecanlanıyordur. Her derste ona bakmadan geçemiyordur ve artık onunla kavga etmiyorlardı. Yalnızken çok güzel anlaşıyorlar ve gülüşüyorlardır. Hermione artık dayanamıyordur. Bu içindekileri kimseye söylememiştir. Ama içindeki Hermione durmadan ona haykırıyordur.





“Ben Hermione Granger, Draco Malfoy’u seviyorum.”



&&&&&&



—Ah sonunda gelebildin Granger, dedi Draco. Hermione umursamadan elindeki kitapları masanın üzerine bırakıp kitaplığa doğru gitti. Draco ona hiç bakmamasına sinirlenmişti. Onun peşinden kitaplığa girdi. Hermione bir sürü kitap seçmişti ve elinde tutuyordu. Ve şimdide en yukarda ki kitaba uzanmaya çalışıyordu. Draco onun karşına geçip kitaplığa yaslandı. Gülerek onu izliyordu. Hermione başını çevirip ona baktı. Draco ona gülümsedi. Hermione oflayarak kitaplığa döndü. Tam kitabı almıştı ki elindeki bütün kitaplar düştü. Draco hemen yanına gidip ona yardım etmeye çalıştı. Hermione,



—Ne yapıyorsun Malfoy? ,diye sordu kızgın bir şekilde. Bu arada da yerdeki kitapları topluyorlardı. Draco şaşırarak,



—Sana yardım ediyorum Granger, dedi. Hermione artık dayanmıyordu. Her şey üst üste gelmişti. İlk önce Sirius’un ölümü, daha sonra Harry ile yaptıkları kavga ve şimdide Draco Malfoy’a âşık olması. Birden gözlerinden yaşlar boşalmaya başladı. Bunu gören Draco hemen kitapları bırakıp Hermione’yi omuzlarından tuttu ve ayağa kaldırdı. Hemen yanlarındaki kitaplığın üstüne oturttu ve kendiside yanına oturdu. Hermione bir süre daha ağladıktan sonra Draco,



—Niye ağlıyorsun Hermione? ,diye sordu. Hermione başını kaldırıp Draco’ya baktı. İsmini onun ağzından duyduğuna şaşırmıştı. Draco onun gözlerine bakmayı sürdürdü. Hermione,



—Her üst üste geliyor. İlk önce Sirius’un ölümü daha sonra Harry ile yaptığımız kavga, dedi. Draco şaşırmış bir şekilde,



—Potter ile kavgamı ettiniz? ,diye sordu. Hermione şaşırmış bir şekilde Draco’ya baktı.



—Sen bunu bilmiyor muydun?



Draco evet anlamında başını salladı. Hermione,



—Bütün Gryffindor’un önünde kavga ettik ve kimse bilmiyor mu? Kimse fark etmedi mi Harry ile 4 gündür konuşmuyoruz, dedi. Draco,



—Neden kavga ettiniz? ,diye sordu. Hermione gülerek,





—Aslında gereksiz yere bir kavgaydı. Ben Harry’i teselli etmeye çalışırken ikimizde yanlış anladık, dedi. Draco sadece başını salladı. Bir süre öyle otururken Draco Hermione ile geçirdiği bu vakti değerlendirmesi gerektiğini düşündü ve ona döndü. Hermione ona baktı ve



—Evet? dedi.Draco bunu nasıl söyleyeceğini bilmiyordu.Sadece söylemesi gerektiğini biliyordu.Derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı.



—Hermione ben uzun zamandır bir şey düşünüyorum. Bunu düşünmemem gerekir belki ama yapamıyorum. Aklımdan bir türlü çıkaramıyorum ve seninde benim gibi düşünmeni umuyorum. Hermione, ben sana aşığım.



Bunu itiraf ettikten sonra Hermione’nin gözlerinin içine baktı. Bir cevap beklemiyordu aslında. Yüzüne bir tokat yiyeceğinden emindi. Hatta bunun için kendini hazırladı ama beklediği olmadı. Hermione ona baktı ve onun yüzüne doğru eğildi ve uzun zamandır öpmek istediği dudaklara masum bir öpücük kondurdu. Bu öpücük Draco için yeterliydi. Tam Hermione geri çekilirken bu sefer Draco onu tuttu ve onu öptü. Bu seferki tek bir öpmek değildi. Çünkü Hermione’de onu öpüyordu. Draco ondan ayrıldı ve Gözlerinin içine baktı. Hermione birden yerinden kalktı ve geldiği kapıdan koşarak çıktı ve gitti. Arkasında üzgün bir Malfoy bırakarak.







********************







Mercedes Draco’ya baktı. Draco Gryffindor masasına bakıp geçmişe dalmıştı. Mercedes o tarafa dönüp baktığında Marc ve Hermione konuşuyordu. Birden gözleri Harry’e kaydı. O anda Harry’de ona bakmaya başladı. Bir süre birbirlerine baktılar. En sonunda Harry gülümsedi ve Hermione’ye döndü. Mercedes önüne döndü ve Draco ile birbirlerine bakarken buldular. İkisi aynı anda birbirlerine gülümsediler. İşte bu sırada seçim bitti ve Dumbledore’nun o yumuşak sesi duyuldu.





—Yumulun.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 6:05 pm

ÖZEL BÖLÜM: SİRİUS


Harry hala aklından çıkaramıyordu. Bundan 2 ay önce bakanlıkta Sirius ölmüştü. Her gece o anı görüyor ve hep bu ölüm yüzünden kendini suçluyordu. Eğer oyuna gelmeseydi şimdi Sirius'un yanında olabilirdi.

Yavaşça yatağından kalkıp saate baktı. Saat sabahın beşiydi. Harry’i almaya gelecek olan ekip saat onda orada olacaktı. Saati bırakıp yatağa yeniden uzandı. Daha yatalı yarım saat olmuştu ki odanın içinde bembeyaz bir ışık parladı. Harry hemen asasını çekip karşısında beliren cisme doğrulttu. Bir süre sonra beyaz ışık kaybolup yerine yorgun ve yaralı bir adam bıraktı.


—Sirius, dedi Harry. Karşısında ki adam başını kaldırıp Harry'e baktı. Kim olduğunu görünce de gülümsedi ve olduğu yere yığıldı. Harry hemen onun yanına gidip durumunu kontrol etti. Bayılmıştı. Harry hemen onu yatağa yatırdı ve çalışma masasına döndü. Çekmeceyi açıp parşömen ile tüy kalem aldı ve şu cümleleri kâğıda aktardı.


Sevgili Mr. Weasley,

Şu an odamda Sirius var. Acilen buraya gelmelisiniz.
Harry.



Hemen yazdıklarını okudu ve Hedwig'in bacağına bağladı. Hedwig’i omzuna koyup camı açtı ve ,

--Bunu acilen Mr. Weasley'e götür Hedwig, dedi. Hedwig tamam anlamında gagasını onun yanağına dokundurttu ve açık camdan dışarıya uçtu. Harry hemen camı kapayıp yatağın yanına gitti. Hemen önlem olsun diye üstünü aradı ve asasını aldı. Harry asayı hemen cebine atıp yaralarına baktı. O kadar kötü yarası yoktu. Harry onu en rahat görebileceği bir yere oturdu ve beklemeye başladı.

Yarım saat sonra Mr. Weasley, Kingsley,Tonks ve tanımadığı bir kaç kişi odanın içinde belirdi.Harry hemen yerinden kalktı ve asasını doğrulttu.Mr Weasley,

--Harry biziz.Grimmauld Meydanı on iki numara , diye de ekledi.Çünkü Harry asasını indirmemişti.Bu ikna edici sözleri duyunca Harry asasını indirdi ve,

--Birden odanın içinde belirdi, dedi.Mr Weasley hemen Sirius'un yanına gidip onun kontrol etti.Sonra Tonks'a dönüp,

--Mugglelara Harry'i aldıdığımızı ve merak etmemeleri gereken bir not yaz ,dedi.Tonks onu duyamış.Çünkü Sirius'a bakıyordu.Mr Weasley bir kez daha tekrar edince hemen söylenenleri yerine getirmek için aşağıya indi.Harry merakla vaftiz babasının başına geldi.Kingsley, Harry'i omuzlarından tutup,

--Sen benimle gel Harry.Onu gideceğimiz yere getirirler , dedi ve onay beklemeden Harry ile cisimlendi.Harry gözlerini açtığında Grimmauld Maeydanı on iki numaranın önündeydiler.Kingsley hemen kapıyı açıp Harry'e yol verdi.Harry hiç birşey beklemeden direk mutfağa gitti.Tahmin ediyordu ki bu haberi duyan herkes oraya toplanmıştır ve orada olursa hemen haberleri duyabilirdi.Tahminindede haksız çıkmadı.Mutfağa girdiğinde içeride Weasley ailesi, birkaç yoldaşlık üyesi ve Hermione vardı.Hermione hemen Harry sarıldı ve onu masaya hemen yanına oturttu.

Harry hemen sorguya çekildi.Harry'de herşeyi tek tek anlattı.Bitirince hepsi Sirius'un yaşadığı gerçeğiyle mutlu olmuşlardı.Mrs. Weasle heycanlı bir şekilde,

--Umalımda öyle olsun ,dedi.


1 saat sonra Mutfaktan içeriye Profesör Dumbledore girdi.Hemen hepsi ona döndü.Dumbledore bir sandalye çekti ve konuşmaya başladı.

--Öncelikle bilmelisiniz Sirius yaşıyor.O şu anda Hogwartsta ve güvende.

Hermione düşünceli bir şekilde,

--Ama efendim nasıl olur.Orada hepimiz gördü.Bellatriks , Sirius'a öldüren laneti attı ,dedi.Harry başını sallayarak Hermione'ye katıldı.Dumbledore,

--Bunuda açıklamam gerekiyor,dedi.Bir süre gözlüklerini çıkarıp temizledi ve yerine taktı.Hepsi büyük dikkatle onun anlatıcaklarına konsantre oldular.

Dumbledore,

--Evet , Sirius'a öldüren lanet isabet etti.Ama sonrasında tülün içine girdi.Bilmeniz gereken şey tülün iyileştirici hatta görüldüğü gibi hayata döndürücü bir gücü var.Fakat her zaman böyle işlemiyor.Bazen çok farklı şeyler yapabiliyor.O yüzden tül gizlenmiştir.Biz böyle birşeyi umduk ama Sirius'un nerede olduğunu bilmediğimiz için Hiçbir şey yapamadık.Ama şimdi Sirius kendi çabalarıyla buraya döndü. Size temin ederim ki Sirius yaşıyor ,dedi.


&&&&&&&&&&&&&&&

1 hafta sonra...

Grimmauld'ta ki evde büyük telaş vardı.Sirius eve dönüyordu çünkü.Her şey hazırlanmıştı ve yarım saat sonra evdeydi.Harry son 1 hafta hayatında hiç bu kadar mutlu olmamıştı.Sirius'un aslında ölmediği sihir dünyasında hemen yayılmıştı ve büyük ilgi görmüştü.Dumbledore ve sihir bakanı Rufus Scrimgori* gelecek postasına , o gece Dumbledore ne dediyse aynısını demişleridi.


Harry kapının sesiyle oturduğu yerden kalktı.Bir süre olduğu yerde durdu ve bekledi.Hepsi bir yere toplanmışlardı.Harry koşarak yanlarına geldi.Önündeki insanlar hemen ona yol açtılar.Sirius ve Harry bir kaç saniye hatta bir kaç dakika birbirlerine baktılar.Sonunda Harry gülerek ,

--Sirius, dedi ve ona sarıldı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 6:07 pm

15.KSKS VE SÜRPRİZ





Harry sabah uyandığında hiç dinlenmiş hissetmiyordu. Tüm gece kâbuslar görmüş ve yerinden sıçrayarak uyanmıştı. Rüyalarında daha doğrusu kâbuslarında masum insanların işkence gördüklerini ve sonlarının hep aynı olduğunu görmüştü. Hepsinin sonları ölümdü.



Yatağında doğruldu. Ron, Neville, Dean ve Seamus horul horul uyuyorlardı. Harry odalarına yeni konulmuş ve Marc’ın olan yatağa baktı. İçinde Marc yoktu. Harry, Marc’ın birine çok benzediğini düşündü. Komidinin üzerinde kitap vardı ve erkenden uyanmıştı. Tıpkı Hermione diye düşündü ve gülümsedi. Yatağından kalktı ve sandığını açtı. İçinden cüppesini alıp giydi. Tam kapağını kapatacaktı ki gözüne bir şey çarptı. Geçen sene mağaradan aldıkları sahte Hortkuluktu bu. Bunu almak için hayatlarını tehlikeye atmışlardı ama sahte çıkmıştı. Dumbledore onun Harry’de kalmasını istemişti. Harry birçok kez onu okumuştu ama hiçbir şey çözememişti. Harry sandığı kapadı ve sessizce odadan çıktı. Aşağıya inen merdivenlere yöneldi. Tam son basamaklara gelmişti ki sesler duydu. Biri kız diğeri erkek sesiydi. Kız olan,



—Yani kehaneti saçma buluyorsun, dedi. Erkek olan,



—Bence çok saçma kehanet. Yani bir küreye bakıyorsun ve geleceğini söylüyorlar.Açıkçası inanmıyorum ,dedi.



Kız gülerek,



--Bence de.Bir ara o dersi alıyordum ama sinirlendim ve dersin ortasında kapıyı vurup çıktım ,dedi.Erkek kahkaha atarak ,





--Garip bir kızsın Hermione , dedi.İkisi gülerken Harry diğerinin de Marc olduğunu anladı.Son basamakları da inip şöminenin yanında ki koltuğa doğru yürüdü.





Hermione ve Marc gülüşüyorlardı.Harry Hemen yanlarında ki koltuğa oturdu.Hermione gülerek o tarafa döndü.





--Günaydın Harry.



Marc’ta gülerek,



--Günaydın , dedi.Harry’nin konuşacak hali yoktu.Sadece başını sallamakla yetindi.Hermione arkadaşını iyi tanıyordu.Bu halinin tek bir nedeni olabilirdi.Hemen yüzündeki gülümseme silindi ve yerinden kalkıp Harry’nin koltuğunun koluna oturdu.Harry halsiz bir şekilde ona baktı ve gözlerinden bir damla yaş düştü koltuğa.Hermione hemen Harry’e sarıldı ve içini boşaltmasını sağladı.Marc soran gözlerle Hermione’ye baktı.Hermione sadece başını iki yana sallamakla yetindi.Harry en iyi arkadaşından ayrıldı ve gözlerini sildi ve konuşmaya başladı.





--Bıktım artık Hermione ,dedi.Hermione bir anne şefkati ile,





--Biliyorum Harry.Biliyorum ,dedi.Harry ani bir karala yerinden kalktı.Aniden kalkınca Hermione oturduğu koldan koltuğa düştü.Harry ona baktı ve güldü.Hermione ve Marc’ta ona katıldı.Harry Marc’a döndü ve konuştu.



--Birazdan Ron ve Ginny aşağıya inerler.Onlara bir işimiz olduğunu söyler misin? ,diye sordu.Marc tamam anlamında başını salladı.Harry koltuğa dönüp Hermione’nin kolundan tuttu ve yerinden kaldırdı.Hermione gülerek Marc’a





--Görüşürüz ,dedi.Marc gülerek el salladı sadece.







Harry, Hermione’yi tablodan çıkardı ve gölün kenarına götürdü.Hermione hemen her zaman oturdukları ağacın altına oturdu ve bacaklarını karnına çekerek Harry’i dinlemeye başladı.





--Eeee ,dedi Harry.Hermione göle bakarak,





--Onun çocuğu olduğunu hayatta düşünmezsin , dedi.Harry’de başını evet anlamında salladı.Hermione,





--Sence Mercedes nasıl ? , diye sordu.Harry,





--Şimdiye kadar hiç konuşmadık ama o kızda beni çeken bir şey var.Dün yemekte sadece bir dakika birbirimize baktık.Hermione bilmiyorum nasıl yapacağız ama bir şey umuyorum ki kötü olsunlar.Sadece bunu umuyorum.Yoksa onlara karşı hiçbir şey yapamam.Yapamayız , dedi.Hermione hiçbir şey söylemedi sadece göle bakmaya devam etti.





Yavaş yavaş bütün okul uyanmıştı.







&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&





Slytherin Ortak Salonu….





Draco ve Blasie odalarından çıkıp ortak salona girdiler.Girdiklerinde Mercedes ve Pansy’i konuşurken buldular.Erkekler gelince Pansy,



--Hadi karnım acıktı ,dedi.Blasie’de başıyla onu onayladı.Draco,





--Siz çıkın.Benim küçük bir işim var ,dedi.Pansy,



--Tamam.Mercedes geliyor musun? , diye sorarak Mercedes’e döndü.Mercedes,





--Şey çantamı unutmuşum.Onu alıp gelirim.Siz gidin ,dedi.Pansy ve Blasie başlarını sallayıp tablodan çıktılar.Draco gülerek Mercedes’in yanında ki çantayı gösterdi.Mercedes elini ağzına götürüp “şşşıııı” yaptı.Draco gülümsedi ve her zaman oturduğu koltuğa oturdu.Mercedes,



--Marc’ın Gryffindor’a seçildiğini söyleyen bir mektup gönderdim Lucius’a.Tabii bunun faydalarını da yazmayı unutmadım ,dedi.Draco tamam anlamında başını salladı.Mercedes bilmiş bir tavırla,





--Dün yemekte Hermione’ye bakıp daldın ,dedi.Draco,



--Evet.Sadece eski anılar ,dedi ve yerinden kalktı.Mercedes peşinden bağırdı.





--Bu sefer bilmek istiyorum….





&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&







Bütün yedinci sınıflar Büyük Salon’da kahvaltı ediyorlardı.Birden Mercedes’in baykuşu tüm ihtişamıyla içeriye girdi.Herkes bu baykuşa hayran kalmış gibiydiler.Hem çok sevimliydi hem de asil ve yırtıcıydı.Simsiyahtı rengi.Baykuş bir kez tepede döndükten sonra sahibinin omzuna kondu. Mercedes gülerek,





--Olie , dedi.Sonra bacağına bağlanmış iki zarfı aldı.Mercedes zarfları aldıktan sonra Olie’nin ağzına kraker verdi ve Olie sevinçle öttükten sonra tüm ihtişamıyla uçarak salondan çıktı.Draco çıkan baykuşun ardından ,



--Güzel baykuş, dedi.Pansy’de ona katıldı.Mercedes,



--Teşekkürler ,dedi ve masadan kalktı.Draco başını kaldırmadan sordu.



--Nereye?





Mercedes Draco’nun kulağına eğilip,





--Marc’a ,dedi.Draco başını kaldırdı ve Gryffindor masasına giden Mercedes’e baktı.Mercedes zarif adımlarla masaya doğru gidiyordu.Her adımında birkaç öğrenci ona bakıyorlardı.Gülüşen Gryffindor son sınıf öğrencileri de yavaş yavaş ona bakmaya başlamışlardı.En son Harry, Hermione,Ron ve Marc fark etmişlerdi.Mercedes Marc’ın yanağına bir öpücük kondurduktan sonra,





--Günaydın ,dedi gülümseyerek.Ron ve Hermione aynı anada cevap verdiler.Harry sadece gülümseyerek başını salladı.Mercedes ona baktıktan sonra Marc’a Olie’nin getirdiği zarflardan bir tanesi uzattı.



--Olie getirdi ,diyerek zarfı verdi.Marc zarfın üzerine baktıktan sonra çantasına koydu ve Mercedes’e döndü.



--Sağol Mer ,dedi.Mercedes gülümsedi ve masayı taradı.Aradığını bulamayınca,



-Ann nerde ? ,diye sordu.Marc ilk defa fark etmişti ki etrafına bakınıyordu.Hermione başını kaldırmadan,



--Kaybolmuştur büyük olasılıkla ,dedi.Tam bu sırada hiç beklemedikleri bir ses Hermione’yi haklı çıkardı.





--Evet kayboldum , dedi Ann.Gryffindor masası gülerken,



--Günaydın tatlım ,dedi Mercedes.Ann’de başını salladı ve eğilip Marc’ın yanağından öptü ve,



--Günaydın ,dedi.Marc başını sallamakla yetindi.Ann daha sonra tüm masaya günaydın dedi ve cevabını aldı.Sonra Marc’ın yanına oturdu.Mercedes,



---Görüşürüz , diyerek masasına geri döndü.O oturduğunda Harry öğretmenler masasına baktı.Severus Snape kalkma hazırlı yapıyordu.Bir an Harry ile göz göze geldiler.Harry hemen oturduğu yerden kalktı.Sonra yüksek sesle,





--Karanlık sanatlar ,dedi.Bu cümle o derse girecekler için yeterliydi.Hemen son lokmalarını ağızlarına tıktılar ve sınıfın yolunu tuttular.Hermione Marc ve Ann’i yerlerinden kaldırdı ve niye böyle yaptıklarını anlattı.Draco yerinden kalkıp Mercedes’i de kaldırdı ve sınıfa gitmeye başladılar.Harry öğretmenler masasına son kez baktı.En ortada kıkır kıkır gülen bir müdürle karşılaştı.İstemeden de olsa o da gülümsedi.Daha sonra Snape baktı ve hemen koşmaya başladı.











&&&&&&&&&&&&&&&&&&







KSKS Sınıfı…





Gryffindorlar ve Slytherinliler sınıfta ayrı bir şekilde oturdular ve asalarını çıkartıp profesörü beklemeye başladılar.Snape hızlı adımlarla sınıfa girdi ve oturdukları yere baktı.Daha sonra asasının bir kez salladı ve tahtada oturma düzenleri çıktı.Hermione baktığında en ön sırada Draco ile birlikte oturduğunu gördü.Hemen yanlarında Marc ve Pansy oturuyordu.Diğer yanlarında Harry ve Mercedes vardı.Arkalarında Ron ve Millincent vardı.Ann ise Blasie ile Harrylerin arkasındaydı.





Herkes yerlerini aldıktan sonra Profesör Snape konuşmaya başladı.





--Görüyorum ki neredeyse hepiniz buradasınız.Bazılarınız—Draco’ya bakarak—burada olmayı hak etti ama bazılarınız –bunu söylerken ise Harry’e bakıyordu— hak etmedi.Ama maalesef ben sizi seçemedim.Seçseydim şuan daha çalışkanlara ders verirdim ,dedi.





Sonra yürümeye başlayarak konuştu.



--Bu sene en zor büyüleri öğreneeksinz.Bu bilgiler hepinzin hayatı boyunca işinize yarayacak bilgiler.O yüzden bu derste beni çok iyi dinlemenizi istiyorum.Şimdi ban kim Laxineske Lanetini açıklayabilir ? ,dedi.Hermione hemen elini kaldırdı ve konuşmaya başladı.





--Bu lanet karşınızda ki düşmanı ayrı bir evrene gönderir.Ama bu lanet 155 sayılı kısıtlama kararnamesinde affedilmez lanetlerle birlikte yasaklandı ,dedi.Snape yüzünü hiç değiştirmeden,



--Bayan Granger söz almadan konuştuğunuz için Gryffindordan 10 puan ,dedi.Sonra sınıfa dönüp,





--Bayan Granger gibi ezberden söylemeyecek olan var mı ? ,diye sordu.Marc elini kaldırdı ve söz aldı.





--Laxineske Laneti ayrı bir evren açıp düşmanınızı oraya yollamanızı sağlar.Bu büyü çok zararlı olduğundan yasaklanmıştır ,dedi.Snape ilk defa bir Gryffindorlunun söylediği bir şeyi beğenip herkesi şaşırtan bir şey yaptı.





--Gryffindor’a 10 puan ,dedi.





Marc gülümsedi ve Snape dinlemeye başladı.Ama farkında olmadığı bir şey vardı.Yan sırada oturan Hermione’nin sinirlendiğiydi.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 6:09 pm

16.KAVGA







Ders herkes için değişik geçiyordu. Profesör Snape ilk defa bir Gryffindorluya puan vermişti ve veriyordu. Çoğu Gryffindorlu bunun için uzun yıllardır uğraşmalarına rağmen Marc ve Ann daha ilk günden puanları almaya başlamıştı. Bu duruma en çok Hermione sinirlenmişti. Aslında Ann’nin aldığı puanlara hiçbir şekilde kızmıyordu. Fakat Marc’ın aldığı puanlar kızgınlığını arttırmaya yetiyordu.



İkinci ders artık Hermione dersi dinlemekten vazgeçmiş bir şekilde sırasında oturuyordu. Yanında oturan Draco onu fark etmiş ve birkaç defa dürtmüştü ama Hermione inadına dersi dinlemiyordu. Bunu anlayan sadece Draco değildi. Profesör Snape’de anlamıştı ve konuşmaya başladı.





—Bayan Granger, bize Laxineske Lanetinin etkilerini anlatabilir misiniz? , diye sordu. Hermione dersi dinlememişti ama bu laneti biliyordu. Soruyu cevapladı. Hatta profesörün söylemediklerini bile söyledi. Profesör Snape yüzüne alaycı bir hal takınarak,





—Tamamen ezber. Dersimi dinlemiyorsunuz Bayan Granger, dedi. Hermione ilk defa bir profesöre çıkışarak,





—Dinleseydim beni küçük düşürecek bir şey yapacaksınız. Bu yüzden dinlemiyorum, dedi. Snape ilk defa Hermione’den böyle bir şey duyduğunu fark etti bir an. Hermione Granger, okulun en terbiyelisi bir profesöre çıkışıyor. Snape birden eski aşkını hatırladı. Lily’yi. Hermione aynı Lily’di. Ve Potter aynı babası diye düşündü. Peki, burada ben kim oluyorum diye sınıfa baktı. Birden gözleri Hermione’nin yanında oturan Draco’ya kaydı. Hayır diye düşündü. Draco güçlü biriydi ve aynı Snape gibi kendini ezdirmezdi. Birden düşüncelerinden sıyrıldı ve sakin bir ses tonuyla,



—Bir profesörle konuşuyorsunuz Bayan Granger. Sözlerinize dikkat edin, dedi. Hermione aynı Snape’in sakinliğiyle,



—Dikkat ediyorum profesör ama sizde bir şeye dikkat edin ben o değilim, dedi. Snape olduğu yerde dondu. Sanki Hermione aklını okumuştu.





Sınıfta kimse hiçbir şey anlamamıştı.Ama Harry bir anda bahsedilen “o” ‘nun annesi olduğunu kavradı.Bu sırada teneffüs zili çaldı ama hiç kimse yerinden kalkmadı.Snape sakin bir tonla,





--Bayan Granger cumartesi günü cezalısınız ,dedi ve odasının yolunu tuttu.Snape içeriye girip kapıyı kapattığında Hermione sinirli bir şekilde çantasını aldı ve sınıftan çıktı.Kimse tek kelime edemiyordu.Birden Draco yerinden kalkıp çantasını aldı ve Hermione’nin çıktığı kapıdan çıktı.Çıkarken de Harry’e ben gidemem ama sen gidebilirsin ve de git bakışı attı.Harry hemen yerinden kalktı ve Ron’a,



--Çantamı sen sınıfa götür.Ben Hermione’ye bakacağım ,dedi ve sınıftan çıktı.Marc ve Mercedes birbirlerine baktılar.Bu sırada Ann ikisinin de düşündüğü şeyi kelimelere döktü.





--İkisi de mi Hermione’nin peşinden gitti ? ,diye sordu.Ron ve Blasie aynı anda güldüler.Pansy kocaman bir kahkaha atıp Ann’nin sorusuna cevap verdi.





--Potter gitti sadece.Draco’nun o –sözlerine birden dikkat etmesini söyleyen bir Blasie’nin gözleriyle karşılaştı—kızın peşinden gideceğini sanmıyorum ,dedi.Mercedes içinden “ Sen öyle san “ diye geçirdi.Ron bu sefer konuşarak,



--2 Dakika sonra Eski yazılar dersi var.Kesin Malfoy oraya gitmiştir ,dedi.Blasie,



--Sen bunu nereden biliyorsun ? , diye sordu.Ron gülümseyerek,





--En iyi arkadaşın Hermione olunca bilirsin ,dedi.Sonra sıradan kalkıp hem Harry’nin çantasını hem de kendi çantasını alarak sınıftan çıktı.Çıkarken birden görevini hatırladı ve Pansy’nin yanından geçerken hafifçe gülümsedi.Pansy bu gülümsemeye hafif bir gülümseme ile karşılık verdi ve anında yüzünden sildi.







&&&&&&&&&&&&&&





Harry hiçbir yerde Hermione’yi bulamamış bir şekilde sınıfa döndü.Sınıfa girdiğinde sadece Mercedes vardı.Mercedes onu görünce gülümsedi ve yanını gösterdi.Harry çantasının da orada olduğunu görünce hemen gidip onun yanına oturdu.Mercedes meraklı bir şekilde sordu.





--Niye Hermione böyle bir şey yaptı?





Harry başını ona çevirdi ve gülümsedi.Bir süre birbirlerine baktıktan sonra,





--Marc’ın yaptığı şeyi bir çok Gryffindorlu yapmayı istiyordu ve o isteyenlerden de bir tanesi Hermione’ydi.Bir çok kez hak ettiği puanları alamadı ve hak ettiği puanları kaybetti.Snape böyledir.Gryffindor’a karşı bir kini vardır ,dedi.Mercedes aklına bir şey gelmiş olacak ki merakla yine Harry’e döndü.Ona döndüğünü gören Harry başıyla sormasını söyledi.Mercedes,





--Hermione’nin bahsettiği “o” kim? ,diye merakla sordu.Harry sadece tek kelimeyle cevap verdi.





--Lily…







&&&&&&&&&&&





Bütün gün sadece Hermione’yi derslerde gördüler.Aralarda ve öğle yemeğinde Hermione ortalarda yoktu.Ama akşam yemeğine inmeye karar verdi.Büyük salona girdiğinde herkesin o küçük ağız dalaşından haberi olduğunu anladı.Hiç kimseye bakmadan masaya oturdu.Harry gülümseyerek,





--İyi misin? ,diye sordu.Hermione en yakın arkadaşına gülerek döndü ve ,





--İyiyim Harry ,dedi.Yavaş yavaş herkesle sıcak bir şekilde konuşmaya başlamıştı ama masada sıcak konuşmadığı biri vardı.





Marc.





Marc birkaç kere onunla konuşmaya çalışmış ama hepsinde başarısızlığa uğramıştı.Yemek bittikten sonra Hermione hiç bir şey demeden kızlar yatakhanesinin yolunu tutmuştu.





Birkaç gün hep böyle geçip gitmişti.Hermione nedense Marc’tan hep kaçmış ve Marc’da neden yaptığını anlamadığı bir şekilde onu kovalamıştı.Arada sırada Hermione’yi Draco ile konuşurken görüyordu.Draco Hermione’yi dikkatle dinleyip cevaplıyordu.Her konuşmalarının sonunda Hermione iyi geceler diliyordu ve Draco’da gülerek ona karşılık veriyordu.







&&&&&&&&&&&





Böyle geçen bir haftanın sonunda cumartesi günü gelmişti ve Hermione Profesör Snape’n yanına gitmişti.1 saat kadar sonra odadan çıktı ve boş koridorda yürümeye başladı.Bir süre sonra arkasından Marc seslendi.Hermione arkasının dönüp ona koşan Marc’a baktıktan sonra başını çevirip yürümeye devam etti.Marc bu hareketine daha da sinirlenerek koştu ve onu kolundan tutup kendine çevirdi.Hermione kızmış bir şekilde ,



--Ne var ? , diye sordu.Marc’da yanı ses tonuyla,



--Asıl senin neyin var Hermione?O günün sabahı ne güzel konuşurken akşamı bana çok soğuk davrandın.Sadece o gecede değil bütün hafta böyleydin.Niye böyle yapıyorsun? , diye sordu.





Hermione artık sinirlenmeye başlamıştı ve patlamak üzereydi.





--O gün aynı cevabı verdin ve bende dahil çoğu kişinin yapmak istediği şeyi sadece La Guerda’dan geldiğin için başardın ve bu bana battı.Ve senin bu tutumun beni çileden çıkarıyor tamam mı?Her derste bilgili olduğunu her zaman gösteriyorsun.Anladık bilgilisin ama o derste yaptığından sonra artık batmaya başladın.Farkında değilsin ama seni kutlarken Gryffindor aslında sana lanet ediyor.Kaç kişinin bu başarmak için çabaladığını biliyor musun?



Hermione son cümlelere doğru artık resmen bağırıyordu.Marc bir anda ne yaptığını fark etmeden Hermione’ye eğildi.Aralarında ki mesafeyi çabucak kat edip Hermione’yi öpmeye başladı.Hermione birden dudaklarına değen dudaklarla olduğu yerde dondu.Marc hala onu öperken birden bir şey fark etti.Bir tek öpen Marc değildi.Hermione’de karşılık veriyordu.Sadece öpülmüyor, öpüşüyordu.Birden kafasına kiminle öpüştüğü dank etti.Tam ondan ayrılmak üzereyken arkalarından bir sesle donup kaldılar.





--Hermione….

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 6:10 pm

17.ESKİ AŞK ||







--Hermione…



Ses üzerine ikisi de sesin geldiği yöne döndüler.Hermione karşısındaki kişiyi görünce içinden lanetler savurdu.



--Ah Malfoy ,dedi.Draco şöyle bir Marc’a baktıktan sonra Hermione’ye döndü ve ,



--Potter ve Weasley buraya doğru geliyor , dedi ve arkasını dönüp gitti.Hermione uyarısına bin kere teşekkür ederek Marc’tan uzaklaştı.Şuan ki durumları konuşuyormuş gibiydiler.Marc tam bir şey soracaktı ki köşeden Harry ve Ron döndü.Ron ikisini görünce olduğu yerde durdu.Harry şöyle bir baktıktan sonra Ron’un kolundan tutup yürütmeye başladı.Yanlarına geldiklerinde ,





--Ah bizde sana bakmak için gelmiştik ,dedi.Ron homurdanarak,



--Biri bizden önce gelmiş ama ,dedi.Marc kendinden bahsedildiğini anlayınca konuşmaya başladı.



--Aslında profesöre bir şey soracaktım ama yolda Hermione ile karşılaştım , dedi.Harry bize ne ki gibilerinden baktıktan sonra Hermione’ye dönerek ,



--Malfoy niye hızlı bir şekilde koridora girdi ve aynı şekilde çıktı ? ,diye sordu.Hermione bilmiyorum gibilerinden omzunu silkti.Ron hala kuşkulu bir şekilde Marc’a bakıyordu. Sonra yine kuşkulu bir tonda ,



--Hani bir şey soracaktın ,dedi.Marc elini kafasına götürüp ,



--Evet ,dedi ve son kez Hermione’ye baktıktan sonra Severus’un odasına gitti.İçeriye girince Ron ve Harry, Hermione’yi kolundan tuttular ve gölün oraya götürdüler.Her zaman oturdukları ağacın altına oturduktan sonra ikisi de Hermione’ye baktı.Hermione uzun bir süre gölü izledikten sonra ikisine bakıp ,



--Ne var? ,diye sordu.Ron,



--İlk önce Marc’ın orada ne işi vardı? ,diye sordu.Hermione ikisinden de bir şey saklamaması gerektiğini biliyordu.





--Benim niye ona soğuk davrandığımı öğrenmek için gelmiş.



Harry,



--Anladım da Malfoy niye öyleydi ? ,diye sordu.Hermione iç çekti.Bu söylemesi gerekir miydi bilmiyordu ama söyleyecekti.





--Şey Malfoy bizi gördü ,dedi.Ron anlamamış şekilde,



--Bunda böyle sinirlenecek bir durum görmüyorum ,dedi.Hermione bir kez daha iç çektikten sonra,



--Bizi öpüşürken gördü ,dedi.Daha ne olduğunu anlamadan Ron ayağa kalktı.Anlaşılan sinirlenmişti.Harry onu kolundan tuttu ve yerine oturtturdu.Harry sonra Hermione’ye dönüp ,





--Görevini yerine getiriyordu ,dedi.Hermione’de ,

--Evet görevini yerine getiriyordu ,dedi.Ron hala bir noktayı anlamamış gibi Hermione’ye sordu.



--İyi de Malfoy niye öyleydi?



Harry hemen,



--Bilmiyorum ,dedi.Ama çok iyi biliyordu.Üç sene önce Hermione ve Malfoy birbirlerinden hoşlanmaya başlamışlardı.Hatta ondan sonra ki senede birbirlerinden hoşlanıyorlar ve arada sırada buluşuyorlardı.Tabii bu buluşmalar herkesin bildiği gece vardiyaları ve ödev toplantılarıydı.Birbirlerinden tamamen koptukları zamanı çok iyi hatırlıyordu.Sirius’un öldüğünü zannettikleri zamandı.Malfoy en sonunda Hermione’yi öpmüştü ama Hermione Sirius’u öldüren kişinin yeğeniyle bunu yaşamaması gerektiğini düşünüp ondan kaçmıştı.O olaydan sonra Malfoy artık Hermione’yle uğraşmıyordu.Hatta artık kimse ona bulanık diyemez olmuşlardı.Harry en yakın arkadaşına baktı.Hermione ona baktığını görünce baktı ve hafiften gülümsedi.



Bir süre üçü orada oturduktan sonra Hermione,



--Çocuklar benim bir yere gitmem lazım.Sonra konuşuruz ,diyip ayağa kalktı.Harry ve Ron tamam anlamında başlarını salladılar.Hermione bomboş bahçede en arkasında ki banka gitti ve oturdu.



Anılarını serbest bıraktı ve gözünün önüne o günü.Kütüphaneyi getirdi.









***********************



--Hermione, ben sana aşığım…



Malfoy bunu söyledikten sonra Hermione’nin gözlerinin içine bakıyordu.Hermione şuan hiçbir şey düşünemez olmuştu.Birden Malfoy’un dudaklarına eğildi ve öptü.Tam ondan ayrıldığında Malfoy onu öpmeğe başladı.Hermione karşılık veriyordu.Ama her geçen saniye ne yaptığını anlamasına yetmişti.O şuan Sirius’u öldüren kadının yeğeniydi ve geleceğin Ölüm yiyeniydi.Bunu yapamazdı Hermione.Birden kendini ondan çekti ve koşar adımlarla kütüphaneden çıktı.Çıkarken de gözlerinden bir damla yaş düştü.





************************





Hermione tekrar o anı düşününce kütüphaneden çıktığında olan şey oldu.Gözlerinden bir damla yaş düştü yere.Birden arkasından gelen ayak seslerini duydu.Gözlerini sildi ve arkasını döndü.Geleni görünce gülümsedi ve önüne döndü.



Gelen kişi yanına oturdu ve sordu.





--Snape ne istiyormuş?....

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 6:11 pm

18.SEÇMELER







—Snape ne istiyormuş? , diye sordu genç adam. Hermione gülerek,



—Anladın yani Harry, dedi. Harry önündeki ağaçlara baktı ve sadece kafasını salladı. Hermione,





—Sadece istediğimiz kitabı bulmuş ve yeni bir iksir öğretti, dedi.









*******************





—Bir profesörle konuşuyorsunuz Bayan Granger. Sözlerinize dikkat edin, dedi. Tam Hermione başını sallayacaktı ki Snape’in sesi beyninin her bir köşesinde yankılandı.



“Sinirleneceğim bir şey söyleyin Bayan Granger.” , diye. Hermione hemen bir şey uydurması gerektiğini bildiği için ilk aklına gelen şeyi kullandı.



Lily’i…





—Dikkat ediyorum profesör ama sizde bir şeye dikkat edin ben o değilim, dedi.



Snape yüzüne garip bir ifade yerleştirirken Hermione’ye hayran kalıyordu. Kız hemen onu en çok sinir edecek şeyi söylemiştir. Tam bu sırada zil çaldı. Snape büyük bir ustalıkla sesini hem sakin hem de sinirli bir tonda konuştu.



—Bayan Granger cumartesi günü cezalısınız, dedi ve odasının yolunu tuttu.









*********************



—Anlayacağın artık hortkuluklar hakkında daha çok şey biliyoruz, dedi Hermione. Harry,



—Evet, ama maalesef neredeler onu bilmiyoruz, diye karşılık verdi sıkkın bir sesle. Hermione,



—Eminim ki bulacağız Harry. Şimdiden iki tanesini yok ettik bile, diye umut verici bir sesle arkadaşını teselli etmeye çalıştı. Harry sanki birden aklına gelmiş bir şekilde,



—Lanet olsun, dedi. Hermione bu sesle yerinden sıçradı. Tam ne olduğunu soracaktı ki Harry açıkladı.



—1 Hafta sonra Quidditch var ve ben daha seçme yapmadım, dedi. Hermione bunun üzerine gülümseyerek,



—Merak etme. Yarın için sahayı kapatırım. Pano’ya da zamanının asarım, dedi. Harry direk bütün iltifatları yağdırmaya başladı.





—Sen hayatımda tanıdığım en iyi kişisin. Bir meleksin. Çok zekisin. Çok güzelsin…





Harry’nin iltifatları böyle sürüp gidiyordu. Hermione son kez gülerek arkadaşına bakıp kafasını Yasak Ormana çevirdi. Bu arada Harry iltifatlarına devam ediyordu.







&&&&&&&&&&





Pazar Sabahı…





Harry yattığı yerden kalktı ve hemen giyindi. Aşağıya inip pano’ya baktı. Hermione söz verdiğini yapmıştı. Sahayı kapatmış ve saatleri ayarlamıştı. Harry saatine baktı seçmelere daha 1 saat vardı. Hemen etrafına baktı. Ortak salonda hiç kimse yoktu. Büyük ihtimalle binanın yarısı uyuyordu ve diğer yarısı da aşağıda kahvaltıdaydı. Harry hemen Hermione’yi bulmak istiyordu ve kesinlikle emindi ki Hermione en önce uyananlardan biriydi. Hemen koşarak Ortak Salon’dan çıktı ve merdivenlerden inmeye başladı. Hemen son sürat Büyük Salona girdi. Kapıda durup kimlerin olduğuna baktı. Slytherin masasında Malfoy ve arkadaşları vardı. Hufflepuff’ta ise tanımadığı bir grup vardı. Ravenclaw da sadece Luna’yı tanıyordu. Gryffindor’da ise bütün tayfa oradaydı ve sonunda aradığı kişiyi buldu ve oraya koştu. Hemen Hermione’yi omuzlarından tutup kaldırdı ve sıkıca sarılıp onu döndürmeye başladı. Bunları yaparken de dün yarım bıraktığı iltifatları tamamlıyordu.



Pansy sinsi bir ifadeyle,





—Ne oldu Potter? Sevgilini çok özlemişsin anlaşılan, dedi. Harry onu hiç ama hiç takmadan yaptığı işe devam etti. En sonunda Kahkahayla gülen Ron müdahale etti.



—Tamam abi. Kızı öldüreceksin, dedi. Bu sözler üzerine Harry hemen onu bıraktı ve yerine oturmasına yardım etti. Hermione başı döndüğünü söyledi. Ron sordu,



—Niye Hermione’yi öldürme girişiminde bulunduğunu sorabilir miyim? ,dedi. Harry sadece gülmekle yetindi. Hermione hala başının döndüğünü söyleyerek Harry’e dayandı. Ginny kızgın bir sesle,



—Ne yaptın Harry? ,diye azarlamaya başladı. Harry masum bir çocuk sesiyle,



—Bir şey yapmadım anne, dedi. Bu söz üzerine Gryffindor masası ve bütün okul koptu.



Ama o kadar kişi içinde şu durumdan memnun olmayan iki kişi vardı.



Biri Slytherin prensi, diğeri Karanlık Lord’un varisi…









&&&&&&&&&&&&&&



Quidditch Sahası…





Harry ve diğerleri sahaya indiler. Sahaya indiğinde tek tük insanlar vardı ama seçmelere 10 dakika kala bütün stat tıka basa dolmuştu. Harry ilk önce Kovalayıcıları seçmeye karar verdi. Grup 30 kişiden oluşuyordu ve içlerinde Marc’ta bulunuyordu. Harry yaşlara göre ayırdı ve grup grup denedi ve en sonunda üç kişiyi seçti. Ginny Weasley, Marc Lorenzo ve Katie Bell’de karar kıldı. Aslında atıcılar için seçim yapmasına gerek yoktu. Çünkü Fred ve George dönmüşlerdi ama yinede denedi ve en sonunda beklenen olup takıma Fred ve George girdi.



Fred,



—Ne dersin George, bu sefer Malfoy’a dalmadan bir sezon tamamlayabilir miyiz? ,diye ikiz kardeşime sordu. Sorarken sesini duyurmak için öyle yüksek bir sele bağırmıştı ki herkesin emin olduğu bir şey vardı. Bu sesi dünyanın diğer ucundan bile duymasıydı. Harry son olarak tutucu seçimlerine başladı. Adaylar içinde Ann ve Ron vardı ve Ann soğukkanlılığıyla ilk başta çıkıp hepsini kurtardı. En son korkar adımlarla Ron çıktı ve o da hepsini kurtardı. Şimdi Ann ve Ron aynıydı ve birinden biri seçilmeliydi. Yine 5 kere penaltı atıldı ve ikisi de hepsini kurtardılar. Harry artık ne yapacağını bilemez bir halde Hermione’ye baktı. Hermione bir şeyler düşündü ve Slytherin tribününe gitti ve oradan 5 tane oyuncu alarak sahaya döndü. İçlerinde Malfoy’da vardı. Malfoy hepsine bakarak,



—Sadece saha bize de lazım. O yüzden buradayız, dedi. Ve hepsi yerlerini aldılar. Sırayla penaltılar atıldı.



Ama sadece bir tek top kaleyi buldu. Sadece Malfoy’un attığı top gol oldu…

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 6:12 pm

19.KURALLAR VE SÜRPRİZLER





—Gerçekten çok özür dilerim Ron, dedi Ann. Ron gülümseyerek iki gündür kızın özürlerine verdiği cevabın aynısını söyledi.



—Önemli değil Ann. Sen daha iyiydin ve sen kazandın, dedi.





Malfoy son iki vuruşu aynı stilde ve aynı güçle atmıştı ve sadece o topu Ann kurtarabilmişti. O yüzden takımın yeni tutucusu Ann olmuştu. İlk başlarda Ron buna çok üzülse de Ann’nin en iyi tercih olduğunu dile getirmeye başlamıştı.





Takım neredeyse her akşam antrenman yapıyorlardı ve birbirleriyle çok uyumlulardı. Cumartesi akşamı son antrenmanı yaptıktan sonra sahanın ortasında son kez konuşma yapmak için Harry tüm takımı toplamıştı.







—Arkadaşlar, bu sene gerçekten güçlü bir takım topladık. Ginny, Delmaza ve Marc gerçekten olağanüstü atışlar yapıyorsunuz. Fred ve George size hiçbir şey söylemiyorum ve de söyleyemem. Böyle devam edin. Ve Ann sen belki en iyi seçimsin. Tek kelimeyle süpersin, dedi. Hepsi bir ağızdan,



—Sende çok iyisin, demeye başladılar. Harry gülerek onları susturdu ve devam etti.



—Şimdi bu maça çok çalıştık. Kazanmak hakkımız. Slytherin takımının iki eksiği var. Biri tutucu diğeri de atıcı. Tutucu olarak Mcgelanry almışlar. Onu tanıyan var mı? ,diye sordu. Ginny,



—Ben. Çok çabuk kafası karışabiliyor, dedi. Harry bu habere daha da sevinirken üçüne taktikleri verdi.



—Peki, vurucu kim seçildi bileniniz var mı?



Herkes hayır anlamında başlarını salladılar. Bu haber üzerine biraz önce ki neşe kayboldu. Marc birden,



—Şimdi öğreniriz, dedi ve Slytherin tribününe gitti. Hepsi oraya baktıklarında başından beri orada oturan ama ancak şimdi fark ettikleri Mercedes’e baktı. Marc kız kardeşini çağırdı ve yanlarına getirdi. Mercedes,



—Merhaba, dedi. Hepsi ona karşılık verdi. Harry,



—Merhaba Mercedes. Şey sana bir şey sormamız gerekiyor, dedi. Mercedes sor anlamında başını salladı. Harry tam soracaktı ki Ginny,



—Kendi binasının takımını niye satsın ki, dedi. Harry Ginny’e dönüp baktıktan sonra Mercedes’e döndü.



—Kendi binanın yeni vurucusunu biliyor musun? , diye sordu. Mercedes gülümseyerek,



—Blasie, dedi.







&&&&&&&&&&&&&



Gryffindor Ortak Salonu…



Bütün bina yataklarına yatmıştı. Sadece ayakta bulunan dört kişi vardı. Harry,



—Marc o günden sonra bir şey yaptı mı? ,diye Hermione’ye baktı. Hermione hayır anlamında başını salladı. Ron,



—Bir haberim var, dedi. Hepsi dönüp onu dinlemeye başladılar. Ron,



—Snape yardım olsun diye proje ödevlerinde beni ve Pansy’ı eşleştirdi, dedi. Bu haber üzerine Harry,



—Ron biliyorsun. İstemiyorsan yapmaya bilirsin, dedi. Ron,



—Yapacağım, dedi. Ginny,



—Yarın ki maçta hem oynamalıyım hem de Blasie’yi gözlemlemeliyim, dedi üzgün bir şekilde.





Hepsi bütün gece nelere yapacakları hakkında konuştular. Karar ise, Harry Mercedes’e yakınlaşacak, Hermione Marc’a daha sıcak davranacaktı. Ron ödevler sırasında Pansy’e yakınlaşacak ve Ginny artık Blasie ile yalnız kalmaya çalışacak ve arkadaş olmaya başlayacaktı. Bunları kararlaştırıp dördü de onları bekleyen sıcak ve bir o kadarda yumuşak yataklarına gittiler.









&&&&&&&&&&&&



Maç Sabahı…







Harry bütün erkekleri uyandırmış yemeğe indirmişti. Kızlara da mesaj iletip hemen aşağıya inmelerini söylemişti. Delmaza çoktan aşağıya erkeklere katılmıştı. Ann ve Ginny giyinip Ortak Salondan çıktılar. Gülüşerek Büyük salona giderken bir kestirmeye girdiler. Onlar girdiklerinde diğer taraftan da Blasie girmişti. Ann ve Ginny gülüşerek geçerken Blasie onlara bakmaya başladı. Ginny onun yanından geçerken bilerek ona çarptı. Blasie sakin bir tonda,



—Önüne bak Weasley, dedi. Ginny gülümseyerek,



—Asıl sen bek Zebani. Hem seninle uğraşacak halim yok. Bir maça yetişmem gerekir, dedi ve Ann ile birlikte koridordan çıktılar. Blasie ikisinin daha doğrusu Ginny’nin peşinden baka kaldı. Sonra kendini toparlayarak gideceği yere doğru yürümeye başladı ama ne yazık ki nereye gideceğini unuttuğu için iki kızın arkasından Büyük Salona geri döndü.







&&&&&&&&&



Ron maç öncesi kütüphaneye gidip gerekli bir kitabı alması gerekiyordu. Tam kütüphaneden içeriye girdiğinde aradığı kitabı alıp okuyan Pansy ile karşılaştı. Ron ellerini ceplerine koyup yüzüne de en çok yakışan gülümsemesini takıp onun yanına gitti ve oturduğu masanın sandalyesini çekip oturdu. O oturunca Pansy okuduğu kitaptan kafasını kaldırıp ona baktı.



—Ne yapıyorsun Weasley?



Ron ellerini masaya dayadı ve gülümseyerek,



—Benim aradığım kitabı almışsın. Onu bana vermeni bekliyorum, dedi. Pansy bir kaşını kaldırıp baktı ve



—Bak Weasley, Snape ikimizi eşleştirmiş. O yüzden eğer bana saygılı davranırsan bu ödev boyunca hiçbir şey yapmam. Ama sadece ders çalıştığımız yerlerde bu kural geçerli olur, dedi. Ron arkasına yaslandı ve





—Kabul, dedi. Pansy bu sözün üzerine kitabı yanındakiyle beraber okuma pozisyonuna getirip Ron’a baktı. Ron gülümseyerek yerinden kalktı ve onun yanına oturdu. Pansy ona bir süre baktıktan sonra kitaba döndü. Ron kızın boynuna bir süre daldı ama birden Pansy’nin sesiyle kendine geldi.



—Hangisini yapalım?











&&&&&&&&&&&&



Maç Saati...



Bütün okul tribünlerde yerlerini almışlardı. Bütün stattan Gryffindor, Slytherin, Malfoy ve Potter sesleri yükseliyordu. Harry son kez takımla konuştuktan sonra sahaya çıkan bölmeye yürüdüler ve kapı açıldı. Aynı anda Slytherin kapısı da açıldı ve Bütün stat karşılarında ki manzara karşısında sustu.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 6:13 pm

20.GRYFFİNDOR / SLYTHERİN







Bütün stat baştan aşağıya yenilenmiş bir Slytherin takımına bakıyorlardı.Tamamen yenilenmişlerdi.Üzerlerinde sadece gri bir pelerin ve içlerinde Slytherin formaları vardı.





Harry aslında bu hallerine takılmamıştı.Asıl takıldığı şey en önde Malfoy’un yanında duran kişiydi.Mercedes’ti.İlk önce Gryffindor takımı sahaya tek tek çağırılmaya başlandı.



--Evet bayanlar, baylar ve sevgili Profesörler –Biri dışında—diye de sesiz bir şekilde ekledi.Ama maalesef bahsettiği kişi yani Severus Snape arkasında olduğu için kafasına bir kitap yedi.Bütün stat normalde böyle bir harekete gülerlerdi fakat şu anda o kadar Slytherin takımıyla ilgileniyorlardı ki bu sahneyi kaçırmışlardı.Sunucu devam etti.



--Ben Perkinson.Ve şimdi yılın ilk maçı.Gryffindor ve Slytherin ,diye resmen kükredi.İşte bu kükreyiş stadı kendine getirmişti.





--Bildiğiniz gibi her iki takımında çok fazla oyuncusu olduğu için hepsini tanıtmak istiyorum.İlk önce Gryffindor.



Delmaza Robinson ,dedi ve Gryffindor oyuncusunu deli gibi alkışlamaya başladı.Perkinson sesini duyurmak için bağırarak,



--Ginevra Weasley , dedi.Bu sefer neredeyse bütün stat çoğunlukla erkekler delice alkışladılar.Perkinson sesini biraz daha yükselterek,



--Marc Lorenzo ,dedi.İşte bu sefer Slytherinde dahil olmak üzere bütün stat alkışlamaya başladı.Perkinson artık sesinin son haddesini kullanarak diğer Gryffindor oyuncusunu anons etti.



--Weasley ikizleri ,dedi.Artık resmen stat yıkılıyordu.Perkinson artık kükreyerek,



--Anngie La Guido ,dedi. İkizler kadar olmasa da çok yüksek bir alkış aldı.Perkinson son olarak hem arayıcıyı hem de takım kaptanını anons etti.





--Ve Gryffindor kaptanı.HARRY POTTER , dedi ve resmen Slytherinliler hariç bütün stat alkışlamaya başladı.Harry gülümseyerek sahaya indi ve Slytherinlileri beklemeye başladılar.





Perkinson,



--Ve şimdi Slytherin.Marilyn Wherwood , dedi.Sadece Slytherin binası kendi oyuncusunu alkışladılar.Wherwood sahaya çıktı ve bekledi.Ama Harry’nin dikkatini çeken bir şey vardı ve o da süpürgeydi.Süpürge yoktu.Diğer Slytherin oyuncularına da baktığında yanı şeyi gördü.Perkinson,



--Luis Margeret , dedi.Luis’de aynı Marilyn kadar alkış alıp arkadaşının yanına gitti.Perkinson,





--Jesse Whereswest , dedi.Jesse kendinden emin bir tavırla arkadaşlarının yanına yürüdü.Perkinson,



--Blasie Zabini , dedi.Zabini sahaya çıkarken diğerlerinden daha fazla alkış aldı.Tam yerine gelmişti ki dönüp Ginny’e baktı ve gülümsedi.Ginny aynı gülümsemeden ona gönderdi ve başını başka bir tarafa çevirdi.Blasie gülümseyerek yerine geçti ve bekledi.





Perkinson ,

--Mercedes Lorenzo , dedi.Mercedes’i bütün stat alkışlamıştı.Mercedes her zamanki zarif adımlarıyla yerine geçip son iki oyuncuyu beklemeye başladı.Perkinson,

--Gregory Goyle , dedi.Goyle hantal hantal yürüyerek saha ya çıktı ve öylecene bakmaya başladı.Perkinson,





--Ve şimdi Slytherin takımının hem arayıcısı hem de kaptanı.DRACO MALFOY, diye bağırdı.Bütün stat hatta Gryffindor’un kızları bile alkışladılar.Draco takımının yanına gidince hepsi bir anda pelerinlerini çıkarttılar ve havaya attılar.Pelerinler bir anda daha satışa çıkmasına 1 ay olan Velocity of Light 3000’e dönüştüler.Bütün stat buna öyle şaşırmıştı ki bir çıt bile çıkmıyordu.Madam Hcoch kendini toparlayarak kaptanları yanına çağırdı.Harry ve Draco kendilerinden emin bir şekilde yanına gittiler.Madam Hcoch,



--Bakın temiz bir maç istiyorum, dedi.Harry ve Draco tamam anlamında başlarını salladılar.Madam Hcoch yinede ikna olmamış bir şekilde,



--Kaptanlar el sıkışın , dedi.Harry ve Draco ilk defa birbirlerinin ellerini adam gibi sıktılar ve süpürgelerine bindiler.Bütün herkes başlama pozisyonu aldıktan sonra Madam Hcoch düdüğünü çaldı ve 12 oyuncu ayaklarını kurumuş toprağa sert bir şekilde vurarak havalandılar.



Hogwarts’ın en önemli maçı başlamış oldu.Harry en tepeye çıktı ve snitch’i aramaya başladı.Draco’da aynı onun gibi diğer köşede havaya bakıyordu.





Bu sırada aşağıda ki maç süratli bir şekilde başlamış ve Ginny ilk sayıyı atmıştı.Blasie kendisine doğru gelen Bludger’ı sayıya giden Ginny’e doğru fırlattı.Bludger Ginny’e çarpıp elinde ki topu düşünmesine sebep oldu.Ginny’i kolunu ovalayarak Blasie’ye baktı.Blasie sadece gülümsedi ve maça geri döndü.Slytherin bir sayı yaptı ve Ann topu Delmaza’ya attı.Delmaza Marc’a o da Ginny’e attı.Ama tam bu sırada Blasie tarafından gönderilen bir Bludgerle karşılaştı ve topu düşürdü ama tam bu sırada altından geçen Marc topu yakaladı ve sayı yaptı.Sayı yaptıktan sonra Ginny’e baktı.Ginny,



--İyiyim ,dedi.Marc başını sallayıp ikizlere döndü.



--Dikkat edin.İkidir Blasie Ginny’i durduruyor ,dedi.İkizler tamam anlamında başlarını salladılar ve kardeşlerini kontrol etmeye başladılar.



Bu sırada hala snitch görülmemişti ve ikisi de sadece sahanın etrafında turluyorlardı.Skor 150’e 70 Gryffindor öndeydi.Blasie ve Mercedes bludgerlar konusunda acayip iyilerdi.Blasie nedense sadece Ginny’e yolluyordu bludgerleri.Ginny en sonunda ateş saçan gözlerle Blasie’nin yanına gitti.Ginny sinirli bir şekilde,



--Ne yaptığını sanıyorsun? ,diye sordu.Blasie gülümseyerek sadece bir şey söyledi.



--Zabini ,dedi ve Ginny’nin yanından ayrıldı.Ginny ufak bir sinir olmuş çığlığı atarak oyuna geri döndü.Bu sırada skor 250’e 100 Gryffindor üstünlüğü vardı.Marc ve Ginny ardı ardına sayıları yapıyorlardı.Blasie her zaman Ginny’e atıyor ve sinir çığlığıyla ödüllendiriliyordu.



Ann maç boyunca harika vuruşlar kurtarmıştı ve kurtarıyordu.İkizler sadece Blasie’nin Ginny’e attığı toplara yetişemez olmuşlardı.Artık sadece Gryffindor takımı kaptanlarının hamlesini beklemeye başlamışlardı.







&&&&&&&&&&&&&&



Kütüphane…



Ron ve Pansy maç başladığı halde gitmeyip ders çalışıyorlardı.Arada bir Pansy’nin gözleri Ron’a takılsa da hemen kendisini topluyordu.Ron bu hallerini görüp gülümsüyordu ve saçlarını karıştırıyordu.Pansy, Ron’un her gülüşünde sinirlenerek daha çok kitaba yapışıyordu.En sonunda Ron,





---Artık yeter Parkinson.Zaten maçın başını kaçırdık ,dedi.Pansy’de başını sallayarak evet dedi ve yerinden kalktı.İkisi de dağıttıkları her şeyi toplayıp Kütüphaneden çıktılar.Tam aşağıya iniyorlardı ki karşıdan maça gitmeyen iki Slytherinlinin geldiğini gördüler.Ron hemen Pansy’i yanlarındaki heykelin arkasına soktu ve geçmelerini beklemeye başladı.Başını arkaya çevirip baktıktan sonra Pansy’e döndü.Pany ona bakıyordu ve aralarında sadece 1 metre vardı.İkisi bir süre birbirlerine baktılar.Ron Pansy’e eğilmeye başladı, Pansy’de biraz yükselerek yaklaşmaya başladı.Ama Ron kendini toparlayarak kendini geri çekti ve heykelin arkasından çıktı.Pansy, Ron’un yaptığı bu şeye sinirlenmişti ama kendini toparlayarak o da heykelin arkasından çıktı.Ron ona bakıp gülümsedi ve arkasını dönüp yoluna devam etti.Arkasında sinirlenmiş bir Pansy bırakarak.









&&&&&&&&&&&&



Stat…





Skor 300’e 150 olmuştu ve iki arayıcıda snitch’i görmüşlerdi.İkisi de aynı anda dalışa geçtiler ve elerini uzatarak snitch’i tutmaya çalıştılar.Ve sadece biri snitch’i yakalayarak yükseldi…

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 6:14 pm

21.MERCEDES





Draco altın snitch’le yukarıya doğru uçuyordu.Harry ile yarışa girmişler ve Draco süpürgesi sayesinde snitch’i yakalayabilmişti.Draco’nun son hatırladığı skora göre berabereydi durum.Perkinson sonucu açıklamak resmen bağırmaya başladı.



--Altın snitch’i Malfoy yakaladı ama son anda Marc’ın yaptığı sayı sayesinde Gryffindor 310’a 300 kazandı, diye sonucu ilan etti.Draco’nun gülen yüzü düşerken Gryffindor çılgınca bağırmaya başladı.



Harry gülerek yukarıya Draco’nun yanına çıktı.Onun geldiğini gören Draco,



--Bunu biliyordun dimi? ,diye sordu.Harry sadece başını salladı gülerek.Aslında aralarında olan çok farklıydı.Harry Marc’ın sayı yaptığını duyunca hızını kesmiş ve Draco’nun yakalamasına izin vermişti.Draco sadece gülerek,



--Bu aramızda kalsın Potter, dedi ve onu bekleyen takım arkadaşlarının yanına gitti.Harry giden Draco’nun arkasından bir süre baktıktan sonra gözü Mercedes’e takıldı.Mutlu fakat kötü görünüyordu Mercedes.Harry’nin baktığını görünce sadece gülümsedi ve Draco’nun yanına uçtu.Harry onun arkasından bakarken 1 saat önce soyunma odasında Marc’ın süpürgesine bakarken hissettiği o tuhaf hissi yeniden hissetti.Mercedes’in saçında bulunan toka ona bu hissi veriyordu.Harry daha sonra bunu araştırması gerektiğini not etti ve onu çağıran binasının yanına uçtu.







&&&&&&&&&&



Slytherin Soyunma Odası…



Buruk bir sevinçle takım giyinip ortak salona dönüyordu.Soyunma odasında sadece Draco, Blasie ve Mercedes kalmıştı.



Birden kapı açıldı ve içeriye Pansy girdi.Pansy gülümseyerek,



--Hepiniz çok iyidiniz, dedi.Hepsi başlarını salladı.Blasie kuşkulu bir tonla konuştu.



--Maçın sonlarına doğru geldin.



Pansy hiçbir şey yokmuş gibi,



--Evet, dedi.Blasie devam etti.



--Weasley’nin arkasından girdim.Pansy gülerek,



--Farkında bile değilim, dedi.Sonra Mercedes’e döndü ve,



--İyi görünmüyorsun Mer, dedi.Mercedes,



--İyiyim ben , diyerek aynaya döndü ve saçlarını düzeltmeye başladı.





&&&&&&&



Koridor…



Harry,Ron,Marc,Hermione,Ann ve Ginny kulede ki parti için mutfağa gidiyorlardı.Harry son anda nasıl attığını Marc’a sordu.Marc hepsini anlattı ve sonunda da eklemeyi unutmadı.



--Aslında sayıyı Ginny’e borçluyum, dedi.Harry dışında herkes o anı gördüğü için gülmeye başladılar.Harry merak içinde,



--Ne oldu? ,diye sordu.Ginny bir kahkaha patlatıp anlatmaya başladı.

--Farkında mısın bilmiyorum ama bütün maç boyunca Blasie benimle uğraştı, dedi.Harry,



--Niye? , diye sordu.Bu sefer Ann gülerek,



--Bunu ben açıklıyım.Büyük Salona gelirken yolda Blasie ile karşılaştı.Ginny ve o çarpıştılar ve birbirlerine laf söylemeye başladılar.En son Ginny Blasie’ye “Zebani” dedi.Anlaşılan Blasie onun intikamını alıyordu, diyerek özetledi.Bunu anlatırken de gülmeye başlamıştı.O bitirince hepsi gülmeye başladılar.İlk önce Ginny toparlanıp kaldığı yerden anlatmaya devam etti.



--Son saniyede Marc sayı yapmaya giderken ben birden Fred’den sopayı alıp Marc’a bludger atmaya çalışan Zabine’ye doğru fırlattım.Ortalık karıştı biraz.Marc’ta bundan faydalandı ve biz kazandık, dedi.Harry gülerek,



--Ama içimden bir ses daha fazla cezalandıracaksın gibime geliyor, dedi.Sonra sesini ciddileştirerek,



-Yerinde olsam bunu yaparken dikkat ederdim, dedi.Ginny gözlerini devirerek,



--Öf Harry.Tamam kendime dik…



Daha sözünü bitiremeden koridorun öbür uzundan bir kız çığlığı duydular.



--MERCEDES…







&&&&&&&&&

Draco,Blasie,Pansy ve Mercedes kısa yoldan zindanlara gitmek için mutfağın oradan gitmeye karar vermişlerdi.Blasie bütün maç boyunca niye Ginny ile uğraştığını açıklamaya başladı.





--Maç öncesi Weasley ve Ann’le yolda karşılaştık.Weasley geçerken bana çarpınca bir şey söyledim.O da cevap verdi ve en son bana “Zebani” dedi.



Bu açıklama üzerine üçü de koptular.Blasie onları sakinleştirerek devam etti.



--Bende maç boyunca ona bludger attım.En son o bana fırlattı ve bu sayede Marc sayı yaptı , dedi üzgün bir şekilde.Draco,



--Üzülme daha çok maç var ama yerinde olsam kendime dikkat ederdim , dedi gülerek.Blasie,



--Neden? ,diye sordu.Bu sefer Pansy cevapladı.



--Weasley’nin ne yapacağı belli olmazda ondan Blasie, dedi.Blasie,



--Boşver, diye onlara söylendi ve yürümeye devam etti.Tam mutfağın koridoruna gelmişlerdi ki Pansy’nin çığlığını duydular.



--MERCEDES…

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 6:15 pm

22.HASTAHANE KANADI





Koridorun sonundan gelen çığlık sanki Marc’ı öldürmüştü.Pansy’nin çığlığı Marc’ı dondurmuştu.Ama sadece o donmamıştı hem Gryffindor takımı hem de Slytherin takımı donmuştu.Birden Ann kendisini topladı ve ,



-Mer , diye bağırdı.Bu bağırış Marc’a yetmiştim.Olabildiğince hızlı bir şekilde koşarak hayatta tek ve en çok değer verdiği insanın yanına koşmaya başladı.Harry ve diğerleri çok ama çok kısa bir süre sonra kendilerine gelerek Marc’ın peşinden koşmuşlardı.



Koridorun sonuna geldiklerinde karşılarında Mercedes’i kucaklayan Draco ile karşılaştılar.Draco baygın bir şekilde kucağında yatan Mercedes’e baktıktan sonra,



--ÇEKİLİN , diye adeta kükredi.Hermione ilk önce Draco’nun niye bu kadar telaş yaptığını anlamamıştı fakat Draco’nun arkasından koşan Harry ve Marc önünden çekilince neden olduğunu anladı.Mercedes’in başından kan akıyordu ve belli ki sadece orası kanamıyordu çünkü Draco’nun bütün üstü kan içindeydi.Hepsi Draco’nun peşinden deli gibi koşuyorlardı adeta.



Hastane kanadına gelince Harry Draco’nun önüne geçerek kapıyı açtı ve Madam Pompey’nin odasına gitti.Harry ve Madam saniyeler sonra içeriye gelmişlerdi.Madam telaşlı bir şekilde,



--Mr. Malfoy onu şuraya bırakın ve hemen hepiniz buradan çıkın, dedi.Draco Mercedes’i yavaş bir şekilde yatağa bıraktı ve diğerlerinin peşinden odadan çıkmak için hamle yaptığında karşısında yerlerinden oynamamış iki genç oğlanla karşılaştı.Marc ve Harry oldukları yerde duruyordu.Madam,



--Mr. Potter hemen profesör Dumbledore, Snape ve Mcgonagıl’ı getir, dedi.Harry hemen ona denileni yerine getirmek için arkasını döndü ve koşarak revirden çıktı.Madam Marc’a dönüp,



--Çık buradan, dedi.Marc hala olduğu yerde durup kanlar içinde ki kız kardeşine bakıyordu.Draco,



--Marc hadi, demeye başladı.Madam da Draco’ya katılarak onun çıkmasını sağlamaya çalıştı ama ikisi de bu konuda başarılı olamadılar.Birden kapıdan Hermione içeriye girdi ve Marc’ın omuzlarından tutup,



--Onun için çıkmalısın, dedi.Marc dönüp Hermione’ye baktı.Sonra kafasını çevirip Draco’ya.Draco’da başını salladı.Marc son kez Mercedes’e baktıktan sonra Hermione yardımıyla dışarıya çıktı.Draco’da arkalarından çıkacaktı ki Madam,



--Mr. Malfoy bana yardım edin , diyerek onu çağırdı.Draco kapıları kapayıp Madam’ın yanına gitti.İkisi profesörler gelene kadar yaralarını kapatmaya başladılar.





&&&&&&&&&&&&&&&



Müdürün Odası…



Harry ilk önce Profesör Snape’in odasına gitti ama orada yoktu.Sonra Mcgonagıl’ı çağırmaya odasına gitti ama o da Snape gibi odasında değildi.Harry hemen Profesör Dumbledora’nın odasının yolunu tuttu.Bir yandan da maçtan sonrasını düşünüyordu.Mercedes süpürgesinde zor duruyordu ve Harry hiçbir şekilde ona nasıl olduğunu sormamıştı.Aslında bu bir hafta boyunca 2 kere Mercedes’in bayılma haberi gelmiş fakat hiç birinde böyle yaralar almamıştı.



Harry bunları düşünürken Dumbledor’un odasına gelmişti.Parolayı bilmiyor Harry.



--Acil , diye kartala bağırdı.Bu sırada arkasından Profesör Vector’un sesi geldi.



--Ne oldu Potter?

Harry hemen arkasına döndü ve Profesöre,



--Çok acil bir şey var ve ben parolayı bilmiyorum , dedi.Profesör Vector,



--Gryffindor , dedi ve büyük kartal heykeli gürültüyle hareket etmeye başladı.Harry,



--Çok teşekkür ederim , dedikten sonra koşarak merdivenlerden çıkmaya başladı.Tam kapıya vuracakken içeriden Snape’n sesi geldi.



--Mercedes dayanamıyor Albus.Eğer düşündüğümüz şeyse bir an önce onu ondan ayırmalıyız.Toka onu kötü etkiliyor, dedi.Harry bunları sonra düşünmesi gerektiğini düşünüp hemen kapıya vurdu ve içeriden cevap almadan kapıyı açtı ve içeriye girdi.Snape hemen,



--Potter , dedi.Harry hemen konuşmaya ve anlatmaya başladı.İkisi de Harry sözünü bitirince yerlerinden kalktılar ve hastane kanadına gitmeye başladılar.Harry arkalarından gelirken Snape ona döndü.Eğer Harry’nin arayıcı refleksleri olmasa şimdi Snape çarpmıştı.Snape Harry bakarak,



--Hemen Hermione, Draco ve sen odama gelin , dedi ve onlardan ayrılarak odasının yolunu tuttu.Harry Dumbledore’nun arkasından koşarken Dumbledore,



--Harry sorgusuz sualsiz Severus’a güven , dedi ve sağa dönerek Hastane kanadına girdi.Harry etrafına baktı ve aradığı kişiyi buldu.Hermione, Marc’ın yanına oturmuş onu sakinleştirmeye çalışıyordu.Harry hemen onların yanına gitti ve ,

--Hermione Profesör Snape çağırıyor, dedi.Hermione Harry’e baktı ve,





--Ama Marc, dedi.Harry arkasını döndü ve Ron’a yardım diye baktı.O bakışı gören Pansy yerinden kalktı ve Hermione’nin yanına gidip,



--Ben hallederim, dedi ve Hermione’nin kalktığı yere oturdu ve Marc’ı sakinleştirmeye Hermione’nin kaldığı yerden devam etmeye başladı.Hermione Harry’e bakıp,



--Hadi, dedi.Harry,



--Malfoy nerde? , diye sordu.Ron,



--İçeride , dedi.Harry tamam anlamında başını sallayıp Hermione’ye beklemesini işaret etti.Hermione’den tamam anlamında bir bakış alınca arkasını döndü ve kapıyı açıp içeriye girdi.En sonda ki yatağın başında üç kişi vardı.Harry,



--Malfoy,Profesör Snape çağırıyor, dedi.Draco son kez Mercedes’e baktıktan sonra yatağın yanından çekildi.Draco’nun çekilmesiyle Harry Mercedes’i görebildi.Ama içinden keşke görmeseydim diye geçirdi.Çünkü her zaman herkesin hayran olduğu o pürüzsün teninden oluk oluk kanlar akıyordu.Harry birden gözlerini yatağın yanında ki komedine çevirdi.Komidinin üzerinde sadece Mercedes’in tokası vardı.



Harry o tokada bir şey olduğunu zaten ilk gördüğünde de anlamıştı.Zaten kapıda duydukları da Harry’i destekliyordu.Birden kolundan çekildiğini hissetti.Draco onun kolundan tutup kapıdan dışarıya çıkardı ve kolunu bıraktı.Hermione,



--Hadi , dedi ama Harry hala olduğu yerde durarak kapanmış olan kapıya bakıyordu.Draco sinirlenerek önüne geçti ve ,

--Hadi Potter , dedi ama Harry hala kendine gelememişti.Draco birkaç kere daha tekrarladı.



--Hadi Harry, dedi işe yarayacağını düşünerek ama o da yaramayınca Harry’nin yüzüne son hızla bir tokat indirdi.Bu tokat Harry’nin uyanmasına yetmişti.Hemen Draco’ya sinirle döndü ama sonra hatırlayarak,



--Tamam , dedi ve beraber koşarak Snape’in odasına gitmeye başladılar.







&&&&&&&&&&&



Kapının Önü…



Üçü son hızla odaya gelmişlerdi.Harry hemen kapıyı çaldı ve içeriye girdi.Hermione ve Draco’da peşinde içeriye girip kapıyı kapattılar.Snape,



--Hermione, Draco ikiniz iksirde yardım edeceksiniz.Harry sen benden bile fazla hortkuluklar hakkında bilgi sahibisin.Sen o konuda yardım edeceksin, dedi hızlı bir şekilde.Birden Harry’nin beyninde gerçek oluştu ve Harry sözcükler yardımıyla gerçeği sese dönüştürdü.



--Toka bir hortkuluk, dedi.Snape cevap vermeden arkalarından bir ses cevap verdi.





--Evet…

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 6:15 pm

23.BAYAN SNAPE





--Evet…



Bu ses üzerine dördü de kapıya döndü ve kapıda bulunan kişiye baktılar.Uzun bir boyu vardı.Gözleri masmaviydi ve saçları simsiyahtı.Üzerinde bembeyaz bir elbise vardı ve onun üzerinde de simsiyah bir pelerin vardı.Ayağında siyah bir topuklu ayakkabı vardı.

Gülümseyerek,



--Severus, Draco , dedi.Hermione yanına döndüğünde Draco’nun gülümseyen yüzüyle karşılaştı.Draco,



--Mary, dedi ama Severus Draco gibi gülümsemiyordu.Sinirli bir şekilde,



--Niye buradasın? , diye sordu.Mary gülümseyerek,



--Lord gönderdi.Mercedes’in durumunu merak ediyor , dedi.Severus’un ve diğerlerinin şaşkın bakışlarıyla karşılaşınca,



--Onların bildiğini zannediyordum, dedi.Severus,



--Elbette ki biliyorlar, dedi ve işine geri döndü.Mary gülümsedi ve çocuklara döndü.Draco’ya sarıldı ve onu bıraktıktan sonra Harry ve Hermione’ye döndü.Gülümseyişini yüzünden hiç ayırmadan,



--Merhaba.Ben Mary, Mary Snape, dedi.Harry ve Hermione kadının soyadını duyunca büyük bir şaşkınlık geçirdiler.Snape onları görücekki,



--Bana yardım edecek öğrencilerimle konuşmayı bırak ve Potter Mary’i hastane kanadına götür ve hemen buraya gel, dedi.Harry hemen başını salladı ve Mary’nin arkasından odadan çıktı ve Mary’nin önüne geçip yolu göstermeye başladı.



Yolu yarıladıklarında Harry merakla dönüp Mary’nin hem gülümseyen ve hem de soran gözlerle baktığı yüzüne baktı.Harry,



--Siz profesörün neyi oluyorsunuz?, diye sordu.Mary ,



--Ben Severus’un kız kardeşiyim, dedi.Harry şaşırarak ona baktı.Mary anlayışlı gözlerle,



--Karısı olduğumu zannettin değil mi?, diye sordu.Harry evet anlamında başını salladı ve önüne dönüp hastane kanadının yolunu tuttu.Hastahane kanadının oraya gelince Mary,



--Marc, dedi.Marc başını kaldırıp ona seslenen kişiye baktı ve gülümsedi.Harry son kez onlara baktıktan sonra arkasını dönüp snape’n yanına gitmek için geldiği yoldan gitmeye başladı ama arkasından gelen bir kelime yüzünden olduğu yerde dondu.Marc, Mary’e sarılıp ağzından şu sözler dökülmüştü.



--Anne…





&&&&&&&&&



Snape’in odası…



Hermione ve Draco onlara verilen görevi yani Kan Durdurucu Özü iksirini yapmaya başlamışlardı.Severus hala üzerinde çalıştığı ve ne olduğunu anlamadıkları bir iksir üzerinde çalışıyordu.



Hermione bir yandan iksirle uğraşırken bir yandan da Marc’ı düşünüyordu.Daha doğrusu orada kapıdayken Marc’ın farkında olmadan söylediği bir şeye odaklanmıştı beyninin yarısı.Marc’ın “Eğer ona bir şey olursa onu yok etmek için her şeyi yaparım.”, demişti.Hermione “Kimi?”, diye sormuştu fakat Marc’ın ağzından sadece “Özür dilerim.” , sözleri dökülmüştü.



Draco iksire son malzemeleri atarken Hermione’nin dalgın bir şekilde bir şeyi düşündüğünü anlamıştı.Hermione’ye baktı ve tam onu kendine getirecekken Hermione’yi kendine getircek bir gürültü oldu.Hermione yerinden sıçrayarak gürültünün geldiği yöne baktı ve sinirli bir şekilde kitapları yere atmış ve burnundan soluyan bir Snape ile karşılaştı.Draco dikkatli bir şekilde onun yanına gitti ve sırtını sıvazladı ve onun önüne yerde ilk gördüğü kitabı alıp Severus’un önüne koydu.Severus ilk önce Draco’ya sonra da kitaba baktı ve yüzü birden ışıldadı.Fakat okudukça ışıldayan yüzü yavaş yavaş solmaya başladı.Draco ve Hermione meraklı bir şekilde onun yanına gidip kitaba baktılar.Hermione okudukça başından aşağıya kaynar sular iniyormuş gibi geliyordu. Son cümleyi de okuduktan sonra ona bakan Draco’ya baktı.Draco’nun da ondan aşağıya kalır bir hali yoktu.Severus,



--Lanet olsun, dedi ve arkasını dönerek camdan bakmaya başladı.Draco başını kitaba çevirdi ve geri kalanında bir şey bulmak umuduyla okumaya başladı ve umduğunu buldu.Mutlu bir ses tonuyla,



--Severus, dedi.Severus halinden memnun olmayan bir yüz ifadesiyle ona döndü.Draco gülümseyerek,



--Bir çaresi var dedi.







&&&&&&&&&&&&



Harry meraklı bir şekilde Marc ve Mary’e döndü.Mary genç delikanlıdan ayrılıp onun anlına bir öpücük kondurdu ve kapıyı açarak içeriye girdi.Harry merakla,



--Anneniz mi? , diye sordu.Marc Harry’e bakarak,



--Gerçek annemiz değil.Küçüklüğümüzden beri bizi büyüttüğü için anne deriz ona, dedi ve kalktığı yere oturdu ve karşı duvara bakarak içeriden gelecek güzel bir haber beklemeye başladı.Harry son kez orada bekleyen arkadaşlarını baktıktan sonra koşar adımlarla Snape’in odasının yolunu tuttu.



Tam merdivenleri çıkarken karşısında Lupin’i buldu.Lupin hemen Harry’e sarıldı ve,



--Snape’in yanına gidiyorum, dedi.Harry bende anlamında başını salladı.Lupin yürürlerken,



--Sende oradaydın.Ne oldu?, diye sordu.Harry üzgün bir şekilde,



--Mutfağın oradaydık.Birden Parkinson’un çığlığı geldi.Oraya koştuğumuzda Draco onu kucaklamıştı.Her tarafından kan akıyordu ve baygın bir haldeydi, diye olayı özetledi.Lupin,



--Garip bir şey gördünüz mü?, diye sordu.Harry hayır anlamında başını salladı.Aslında Lupin’e hortkuluğu söylemesi gerekip gerekmediğini bilmediği için hemen konuyu değiştirip,



--Snape’in kız kardeşi olduğunu biliyor muydun?, diye sordu.Lupin şaşırarak,



--Mary mi? , diye sordu.Harry evet anlamında başını salladı.Lupin,

--Evet.Kendisi çift taraflı bir ajan.O da Severus gibi bir ölüm yiyen, diye açıkladı.Bu sırada Snape’in odasının önüne gelmişlerdi.Harry kapıyı çalıp yine içerden cevap gelmeden kapıyı açtı ve girdi.Arkasından Lupin de içeriye girince Snape asasının tek hareketiyle kapıyı kapadı ve Lupin’e dönü.





--La Vie hakkında ne biliyorsun? , diye sordu.







&&&&&&&&&&&&&&



Malfoy Malikanesi…



Karanlık Lord haber geldiğinden beri meraklı ve sinirli bir şekilde ofiste oturuyordu.Lucius kapıyı hafifçe vurup içeriye girdi.Hemen lordun önünde eğilerek selam verdi.Ayağa kalkerken Voldemort’un yüzünde hiçbir zaman görmediği bir ifade ve bir damla yaş gördü.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 6:17 pm

24-LA VİE MERCEDES





Lupin ona gelen soruyla şaşırdı kaldı.Uzun zamandır bu büyüyü duymamıştı.Hafızasını şöyle bir yokladı ve en sonunda aradığı bilgiye ulaştı.Kafasını kaldırdığında ona ilgiyle bakan 4 kişiyle karşılaşınca biraz önceki şaşırma duygusu tekrar her tarafını sardı.Lupin onlara bakarak,



--La Vie çok güçlü bir büyüdür.Yapanın ölme riski bile var.Bu büyü hem sakıncalı hem de yasak, dedi.Severus ayağıyla masaya vurarak camın yanına geri döndü.Draco şaşkın şaşkın bakan Harry’e kitabı uzattı ve okumasını işaret etti.

Harry kitabı alıp masaya oturdu ve okumaya başladı.







HORTKULUKLAR VE BAĞLAMALARI HAKKINDA



Hortkuluklar (bknz:23) bir büyücünün ruhunun bölünmesi sonucunda oluşan varlıklardır.Hortkuluklar uzun bir süre bir insanın üzerinde kalırsa Se Lier–yani bağlanma—denilen bir büyü oluşur.Bu büyü hortkuluk ve insan arasında kopmaz bir bağ oluşturur.Eğer insan ölürse Hortkuluk, hortkuluk ölürse insan ölür.Ancak ve ancak bu şekilde bağ bozulur ve ikisi de ayrılır.Eğer hortkuluktan kurtulmak için bir insan ölecekse öldükten sonra La Vie büyüsü uygulanmalıdır.





LA VİE



Bu konuda bilgi vermek yasaktır.Sadece bu büyü Se Lier bağını koparan bir kişiyi geri getirmeye yarayacağı bilgisi vardır.Bu büyüyü çok güçlü büyücüler ve Se Lier ile bağlanmış bir kişinin yapması en iyi şekilde sonuç verir.Fakat yine de büyük bir risk vardır.Bu büyüyü yapan büyücü ölebilir.







Harry okuduktan sonra başını kaldırarak Lupin’e baktı ve,

--Tek şansı bu Lupin, dedi.Lupin üzgün olduğu her şekilde anlaşılan gözlerle Harry’e baktı.Draco birden aklına gelen fikirle sanki her şeyin çözüleceğine inanarak,



--Bu büyüyü Marc yapabilir.O çok güçlü ve Mercedes’i çok seviyor, dedi.Severus Draco’ya bir an sadece bir an bu fikri beğenmiş şekilde baktı ama daha sonra önemli bir noktayı hatırladı.



--Marc hortkulukları bilmiyor.Eğer La Vie’nın işe yarayacağını söylersek bir Hortkuluk olduğunu anlar ve Lord’a söyler.





--Marc ve Mercedes kötü değil, diye hiç beklenmedik bir anda konuştu Draco.Dördü de inanamayarak ona baktılar.Draco oturduğu yerden kalktı ve,



--Malikanedeyken bana hiçbir tarafta olmadıklarını onların apayrı bir taraf olduklarını söylediler.Hatta Ölüm Lanetleri denilen bir şeyden bahsettiler.Üyeleri en güçlü büyücülerden oluşuyor.Hatta bu örgüt Marc, Mercedes ve Ann kurmuşlar.Benim katılmamı istiyorlar.Ben bu kadarını biliyorum çünkü daha toplanmadık ,dedi.Severus bu bilgi duyunca altın bulmuş gibi sevindi.Hemen bir cin çağırdı ve Dumbledore’nin oraya gelmesi gerektiğini iletti.





Hermione ve Draco iksirlerine dönerken Severus’ta araştırmasına geri dönmüştü.Harry ona bir iş verilmeyince Lupin’in yanına gitti ve ona sorması gerektiğini düşündüğü bir soru sordu.



--La Vie nasıl yapılır?









&&&&&&&&



Hastane Kanadı…





Mary 17 yıl büyüttüğü ve çocuğu gibi sevdiği Mercedes’e baktı.Her tarafından kan damlıyordu ve gözleri sanki bir daha açılmayacak gibiydi.

Dumbledore başını kapıya çevirdi ve şaşkın bir şekilde Mercedes’e bakan Mary ile karşılaştı.Mary ne yaptığını bilmeden onlara doğru yürümeye başladı ve yatağın yanına gelince durdu ve Mercedes’in başağı andıran saçlarını okşamaya başladı.Dumbledore,



--Sen onları tanıyordun değil mi? , diye sordu.Mary başını kaldırıp evet anlamında salladı.Dumbledore,



--Onları sen büyüttün.

Mary artık ağlamaya başlayarak başını evet anlamında salladı.



--Her şeyden korumak içinde sakladın, dedi son olarak.Mary hıçkırarak,



--E-evet, diyebildi.Birden olduğu yerde ileri geri sallandı.Madam Poppy hemen onun yanındaydı.Mary birden olduğu yerde gözlerini kapadı ve tam düşecekken Madam onu tuttu.Dumbledore’nin de yardımıyla onu Mercedes’in yanında ki yatağa yatırdılar.Tam yatırmışlardı ki bir cin belirdi.Dumbledore ona baktı ve,



--Evet, dedi.Cin yerlere kadar eğildi ve,



--Profesör Snape acilen sizi çağırıyor efendim, dedi ve geldiği gibi gitti.Dumbledore,



--Poppy sen ilgilen, dedi ve cüppesinin etekleri yerleri süpürür bir halde revirden çıktı.Kapıdan çıkınca hepsinin gözleri ona heyecanla baktı ama Dumbledore üzgün gözlerle yoluna devam etti.Arkasından Marc’ın acı bağırışıyla.



--MERCEDES…







&&&&&&&&&&&&&&&&



Harry bütün ayrıntıları öğrenmişti.Tek yapması kimse anlamadan burada çıkıp oraya gitmekti.Severus,



--Potter, Basilik zehri bulunan şişeyi al ve dolaba koy, dedi.Harry hemen yerinden kalktı ve şişeyi alarak dolaba gitti.Koyar gibi yaptı ama onun yerine cebine attı.Tam Harry cebine atmıştı ki kapı açıldı ve içeriye her haliyle üzgün görünen Dumbledore girdi.Severus,



--Durumu nasıl , diye sordu.Dumbledore sadece başını salladı.Severus başını salladı ve buldukları her şeyi anlatmaya başladı.



En sonunda da Draco’ya söz hakkı verdi ve Ölüm Lanetlerini anlatmasını istedi.Harry işte bu fırsat diyerek kapının yanına gitti.Bir kez daha herkesin Draco’ya baktığından emin olunca kapıyı açtı ve çıktı.Kapıdan çıktıktan sonra koşar adımlarla Hastane kanadına gitmeye başladı.





Harry düşünerek okulun içinde koşmaya başlamıştı.Aklında türlü düşünceler vardı.Ya eğer hortkuluğu yok ettikten sonra Mercedes’i geri getiremezse ya da hortkuluğu hiç yok edemezse diye düşünüyordu.Elini cebine attı ve zehrin olduğu şişeyi elledi.Hayır sadece tek derdi vardı.Mercedes’i ya geri getiremezse diye düşünüyordu.



Bunları düşünürken kanadın oraya gelmişti.Onun geldiğini gören Marc ayaklandı ona soran gözlerle baktı ama Harry direk içeriye girdi.İçeriye girdiğinde Mercedes ile ilgilen Madam ve hemen yanda ki yatakta baygın yatan Mary Snape ile karşılaştı.Hemen yüzüne telaşlı bir ifade takınarak,



--Madam dışarıda bir çocuk süpürgeden düşmüş buraya getiremiyorlar, dedi heyecanlı bir şekilde.Bunu duyan Pompey telaşlı bir şekilde Mercedes’e baktı sonra Harry’e dönerek,



--Yanında kal, dedi ve Harry’nin çıktığı kapıdan çıktı.Harry kapı kapanınca kapıya açılmaz bir mühür koydu ve Mercedes’in yatağının yanına gitti.







&&&&&&&&&&&&



Poppy telaşla dışarı çıktı ve,

--Nerde çocuk, diye sordu.Ron ayağa kalktı ve şaşırarak,



--Ne çocuğu? , diye sordu. Poppy telaşla anlattı ama Ron 2 saattir ilk defa gülümseyerek,



--Öyle bir çocuk yok, dedi.Madam,



--Ama Harry söyledi , dedi.Bu sözler üzerine bütün herkes kapıya gitti ama kapı açılmadı.Marc asasını çıkardı ve ,

--Alohomora, dedi fakat kapı açılmadı.Marc kapı açılmayınca sinirli bir şekilde,



--POTTER KAPIYI AÇ, diye bağırmaya başladı.Ron hemen Pansy’e döndü ve,



--Herkes’i çağır , dedi.Bu sözler üzerine Pansy ikiletmeden koşmaya başladı ve odaya gelinceye kadar koştu.Odanın önüne gelince kapıyı çalmadan direk açtı ve nefes nefes konuşmaya başladı.



--Harr-y kapıyı ka-kapattı ve i-çeride.Gi-iremiyoruz, dedi kesik kesik.Bunu duyan Dumbledore ve Snape koşmaya başladılar.Onları gören Lupin,Draco ve Hermione , Pansy ile peşlerinden Hastane kanadının yolunu tuttular.





Hastane kanadının önüne gelince sinirle kapıya büyüler yollayan ve bağıran bir Marc ile karşılaştılar.







&&&&&&&&&&



Harry dışarıdan Marc’ın ve diğerlerinin sesini duyuyordu şimdi.Onu oradan çıkarmaya çalışıyorlardı ama Harry bunu yapmalıydı.Mercedes’in yatağının yanına geldi ve tokayı eline aldı.O tokayı eline alınca beyninin içinden Voldemort’a ait olduğunu bildiği sesler duymaya başladı.Tokayı hemen yerine bıraktı ve Mercedes’e baktı.



--Özür dilerim ama bunu yapmalıyım.Hem senin hem benim hem de bütün dünyaya için, dedi ve cebinden çıkardığı Basilik zehrini tokanın üzerine döktü.Son damlada tokayla temas edince toka tamamen erimeye başladı.O eridikçe Mercedes can çekişiyordu.Harry artık dayanamıyordu ama Lupin’in söylediğine göre hareket etmesi gerekiyordu.Mercedes nefes almayı bırakıncaya kadar devam etmeli ve nefes almayı bırakınca büyüyü yapmalıydı.

Birden Mercedes yatağa düştü.Harry baktığında nefes almıyordu.Asasını kaldırdı ve,



--LA VİE MERCEDES…, dedi.



Asadan olabildiğine ışık çıkıyordu ve bu ışıklar Mercedes’in kalbine gidiyordu.Son ışık huzmesi de asadan çıktığında Harry’nin dünyası karardı ve olduğu yere düştü.



5 Dakika sonra Hastane kanadında biri gözlerini açtı.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
La Reine
Usta Kalem
Master of FantasticFiction

Usta Kalem Master of FantasticFiction
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 24
Bugün nasılsın :
O tam bir :
Kayıt tarihi : 28/07/08

Karakterleriniz
Güç:
500/500  (500/500)
İsminiz:
Tarafınız ve Kan Statünüz:

MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   Salı Ağus. 12, 2008 6:19 pm

25-MARC’IN SEÇİMİ
25/1




[size=12]

Birden gözlerini açtı ve nerede olduğunu kavramaya çalıştı.Bir süre sonra nerede olduğunu anladı.Burası Hogwarts’ın reviriydi.Yattığı yerden kalktı ve çevresine bakındı.Yerde sırtüstü yatan biri vardı.Biraz daha yakına gittiğinde bu kişinin Harry Potter olduğunu anladı.Başını kaldırıp diğer yatağa baktı.Orda da biri yatıyordu.Yanına yaklaştığında yaraları tamamen kaybolmuş Mercedes ile karşılaştı.Mary bir Mercedes’e bir Harry’e baktı.Bu sırada dışarıdan sesler geliyordu.Mary hemen kapıya gitti ve kapıyı açmaya çalıştı.Fakat olmadı asasını kaldırdı ve ,



--Alohomora ,dedi fakat bu büyüde açılmasına yardımcı olmadı.Ama büyünün yaptığı ışıltıda kapıda bir yazı belirmesine sebep olmuştu.Bu bir Padlock kilidiydi.Bu kilidi açmak için kapıda yazan bilmeceyi bilmek gerekiyordu.



Mary kapıya biraz ışık tutarak bilmeceyi okumaya çalıştı.Fakat kapıda bilmece yazmıyordu.Bu kapıyı açmak için ancak Karanlık Lordun ismini söylemek gerektiği yazıyordu.Mary bunu yapamazdı.Bir düşündü acaba dışarıya sesini duyurabilir miyim diye.Denemenin sakıncası görmedi ve dışarıdakilere sesini duyurmak için bağırabildiği kadar çok bağırmaya başladı.





--BENİ DUYUYOR MUSUN?





&&&&&&&&&&&&&&&





--BENİ DUYUYOR MUSUNUZ?

Bu ses üzerine bütün hepsi kapıya döndü.Dumbledore cevap verdi sadece.



--EVET.MARY? ,diye sordu.İçeriden gelen ses bir kez daha duyuldu.



--ALBUS EVET BENİM.KAPIYA PADLOCK BÜYÜSÜ YAPILMIŞ.AMA FARKLI BİR ŞEKİLDE ÇALIŞABİLİYOR.KAPIYI AÇMAK İÇİN KARANLIK LORDUN İSMİNİ SÖYLEMEK GEREKİYOR.





Bunun üzerine Marc , Dumbledore’ye bakarak,



--Ben söyleyebilirim, dedi.Dumbledore tamam anlamında başını salladı.Marc kapıya döndü ve,



--Lord Voldemort, dedi ama kapı bir gıdım bile hareket etmedi.İçeriden Mary’nin sesi bir kez daha duyuldu.





--KAPI AÇILMIYOR.



Marc çâresiz bir şekilde Dumbledore’ye baktı.Dumbledore gülüyordu.



--Akıllı çocuk, dedi.Dışarıda bulunan herkes ona baktı.Profesör kapıya hitap ederek,



--Tom Marvoldo Riddle, dedi.Kapı bunu doğru cevap olarak kabul etti ve sonuna dek açıldı.Kapılar açılınca karşılarında ki manzarayla donup kaldılar.Kapının yanında duran Mary, yerde baygın bir şekilde yatan Harry ve yatakta tamamen iyileşmiş ama baygın bir Mercedes.



Marc hemen kız kardeşinin yanına gitti ve hiçbir yarasının kalmadığını görünce derin bir nefes verdi.Başını hemen Mercedes’in yanında ki Komidinin üzerinde erimiş bir halde duran tokaya baktı.



Bu sırada Hermione ve Ron, Harry’nin yanına gelmişlerdi.Dumbledore hemen,



--Harry’i şu yatağa yatırın.Poppy sen Harry ile ilgilen.Sen de Severus, dedi ve hemen Mercedes’in yanına gitti.Hemen eskiden yaraların olduğu yerlere baktı ama hiçbir yara yoktu.Yanına gelen Lupin’e bakarak,



--La Vie, dedi.









&&&&&&&&&&&&







Bilinmezlik…





Harry birden gözlerini bambaşka bir yerde açtı.Çevresinde hiçbir şey yoktu.Tamamen çorak bir araziydi burası.Kendi etrafında birkaç kez dönerek çevresine baktı ama hiçbir şey göremedi.Tam umudunu kaybetmişken arkasından bir ses geldi.



--Harry Potter.



Harry sesin geldiği yöne döndü.Karşısında iki büyücü vardı.Biri aynı Dumbledore’ye benziyordu.Ak saçları ve ak bir sakalı vardı.Üzerinde Gryffindorun renklerini taşıyan bir cüppe vardı.Elinde tuttuğu asa ise kahveringi ve üzerinde aslan figürleri olan bir asaydı.Yüzünde sevecen bir gülümseme vardı büyücünün.Harry başını çevirerek diğer büyücüye baktı.Yüzü gençti bu büyücünün.Saçları simsiyahtı ve üzerinde simsiyah bir takım vardı.Asası ise bembeyazdı.Aynen Voldemort’un asası gibi.Bu büyücünün yüzünde diğerinin aksine hiçte sevecenlik yoktu.Daha çok sinsilik ve bu iş bir an önce bitsin ifadesi vardı. Harry ikisini de inceledikten sonra merakla,



--Kimsiniz? , diye sordu.Sevecen bir şekilde gülümseyen cevap verdi.



--Ben Godric Gryffindor , dedi.Harry bu isim üzerine şaşkın bir şekilde adama baktı.Daha şaşkınlığı geçmeden onu daha çok şaşkına çevirecek bir şey duydu öbür büyücüden.



--Ben de Salazar Slytherin.





&&&&&&&&&&&&&&&





Hastane Kanadı…



--La Vie, bu kelime üzerine hemen yanında ki Marc ve karşıda ki yatakta yatan Harry ile ilgilenen Severus aynı anda sesin sahibine döndüler.Ama sadece Marc konuştu.





--Ama bu büyüyü ancak bir kişiye bağlanmış Hortkuluğu öldürmek ve kişiyi geri getirmek için kullanılır.Mercedes’e bu büyüyü neden yaptı?



Dumbledore yanında bir şeyleri anlamaya çalışan çocuğa baktı bir süre.Sonra karşısında bulunan Lupin’e dönerek,



--Marc’ı benim odama götür.Bende biraz sonra oradayım, dedi.Lupin başını tamam anlamında salladı ve Marc’a kendisini izlemesini işaret etti.Marc son kez Mercedes’e baktıktan sonra Lupin’in arkasından revirden çıktı.







&&&&&&&&&&&&&&&



Bilinmezlik…



Harry şaşkın bir şekilde önünde ki tarihin en iyi büyücülerinden olan iki kişiye bakıyordu.Kendisini Godric Gryffindor olarak tanıtan büyücü gülümseyerek Harry’e doğru yürümeye başladı.Aynı zamanda konuşuyordu da.



--Sevgili Harry.Şaşırdığını biliyorum ama sana bir hak tanındı.





Durdu ama o durunca Salazar Slytherin devam etti.



--İstediğin bir anı Potter.

Harry iki büyücüye baktı.İstediği bir anıyı görebilecekti.

--Şimdi Potter eğer şaşkınlığın bittiyse bizi anladım mı?



Harry yutkunarak başını evet anlamında salladı.Godric gülümseyerek Harry’nin üzerine baktı.



--Benim binamdasın Harry.İşte sana ne kadar cesur olduğunu gösterme fırsatı.Bizimle gel ve dilediğin üç anıyı gör, dedi.



Harry biraz düşündü.Bu işene yarayabilirdi.Kafasında en çok gitmek istediği anıyı belirledi ve merakla bekleyen iki büyücüye söyledi.





--O geceye, Voldemort’un ailemi öldürdüğü geceye gitmek istiyorum.





&&&&&&&&&&&&





Dumbledore’nin ofisi…





Marc gariptir ki her zaman Harry’nin oturduğu yerde oturmuş aynı Harry gibi meraktan ölecek vaziyette Dumbledore’yi bekliyordu.Oturduğu koltuktan kalkarak bir dolabın yanına yaklaştı.Dolabın kapağını açtığında içinden bir düşünseli çıktı.Normalde Marc kendisine ait olmayan hiçbir şeye el sürmezdi fakat acayip bir istekle düşünselinin içine çekildi adeta.



Marc düşünselinin içine girince kendisini çok farklı bir yerde buldu.Arkasından sesler geliyordu.O tarafa dönünce karşısında Dumbledore’yi ve kendi küçüklüğünü gördü.Ama bir dakika diye düşündü Marc.Ben hiçbir zaman Dumbledore ile karşılaşmadım dedi.Birden önünde ki küçük çocuğun kim olduğunu anladı.Bu çocuk onun babasından başka kimse değildi.Onların yanına gitti ve dinlemeye başladı.

--Tom biliyorum alışmak zor ama bunları yapmamalısın.Burası yetimhane değil, dedi.Küçük çocuk,

--Biliyorum Profesör, diyerek karşılık verdi ve merdivenlerden çıkmaya başladı.



Marc yaşlı büyücüye döndüğünde büyücü,



--Ah Tom.Kim bilir neler yapacaksın, dedi ve birden sahne karardı.Marc dışarıya çıktığında karşısında Dumbledore’yi görünce,

--Özür dilerim Profesör, dedi.Dumbledore gülümseyerek,



--Bana aynı Harry’i hatırlatıyorsun Marc ve önemli değil, dedi.Marc başını salladı ve,

--Babam yetimhanede mi büyüdü?, diye sordu.Dumbledore,



--Evet ama bence anıdaki önemli noktayı kaçırıyorsun Marc, dedi.Marc bir süre anıyı düşünürken ne çıkarması gerektiğini buldu,



--Babam her zaman birilerinin sözünü dinlemeyerek zarar veriyordu, dedi.Dumbledore başını evet anlamında salladı.



--O konuşmayı Tom yani baban bir çocuğu neredeyse öldürmek için büyü yolladıktan ve sonra bunu başkasının üzerine attıktan sonra gerçekleştirdik Marc.Sence o çocuğa ne oldu dersin?, diye sordu.Marc bilmiyorum anlamında başını salladı.

Dumbledore,



--İyileşti fakat bu okuldan ayrıldı.Öğrendiğime göre büyü yapmayı bıraktı Marc, dedi.Bir kez daha Marc’a baktı ve oturmasını işaret etti.Marc ona denileni yerine getirdi ve biraz önce kalktığı yere oturdu.Dumbledore son kez Marc’a baktıktan sonra yavaşça masasına gitti ve oturdu.Onun oturmasıyla Marc’ın konuşmaya başlaması bir oldu.



--Galiba bana bir açıklama borçlusunuz , dedi.Dumbledore karşısında ki çocuğa baktı.Hiçbir şeyden haberi yoktu ve içeride yatan kız kardeşi için can çekişiyordu.



--Marc ilk önce senden sakin duracağına dair söz vermeni istiyorum, dedi yaşlı profesör.Marc her şeyi öğrenmek için her şeyi kabul edebilirdi.Tamam anlamında başını salladı ve Dumbledore’yi dinlemeye koyuldu.





--Marc babanın yani Voldemort’un hortkulukları olduğunu biliyor muydun?



Marc ona yöneltilen soruyla şaşırarak oturduğu yerde kaldı.Bir süre sonra cevap verdi ancak.



--Hayır…





&&&&&&&&&&&&&



Bilinmezlik…





Harry birden kendisini bir evin içinde buldu.Etrafına baktığında karşısında birden James Potter’ı gördü.Babasıydı bu.James gülerek bir tarafa bakıyordu.Harry o tarafa baktığında kendi küçüklüğü ve annesiyle karşılaştı.Tam onlara seslenecekken arkasında ki kapı açıldı.Kapının açılmasıyla Harry’nin o tarafa dönmesi bir oldu.


_________________
  Aşk sadece dudakların
Yağmurlar sadece gözyaşların
Geceler ise bensiz geçen cehennem saatlerin
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://lareineetmelodie.forumup.web.tr
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Ölüm Lanetleri 1. sezon   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Ölüm Lanetleri 1. sezon
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : 1, 2  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
PrSB Forum :: Kültür,Sanat :: Edebi Ürünler :: Harry Potter Hayran Hikayeleri-
Buraya geçin: